Kısaltmalar: Kısalta kısalta açılımı neydi unuttuk

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Kısaltmalarla kuşatılmış hayatlar yaşıyoruz. AVM, WC, CEO, İETT, EGO, ÖSYM, KPSS, KJ, PVC, ÖTV, KDV, CC, BCC, ÇED, vb.
Yıllar önce bir kurumun tanıtım filmini seslendirirken kurum isminin kısaltmasında yer alan “H” harfini yanına “e” sesi getirerek “he” diye söylemiştim. Kurumun temsilcisi, ses kaydı sırasında müdahale etmiş ve “ha” diye seslendirmemi istemişti. Ben de o dönemde TDK Başkanı olan Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın’ın 1928’de çıkarılan yasaya dayandırarak yaptığı basın açıklamasını gösterip bir başka ünsüz harf olan “k” harfini örnek vererek kendisini ikna etmiştim. Prof. Dr. Akalın’ın açıklaması şöyleydi:
“Alfabemizdeki 'k' harfinin adı ve okunuşu kılavuzda 'ke' olarak belirlenmiştir. Ancak—istisnai olarak—MGK (Me Ge Ka), TCK (Te Ce Ka), TSK (Te Se Ka) vb. kurumların kısaltmalarındaki ‘k’ harfinin, basın organlarında, bilimsel yayınlarda ve mevzuatta 'ka' olarak okunması yaygınlaşmıştır."
Kısaltma sesletimlerinin her zaman sorun yaratabileceğine inandığımdan son yıllarda TV seslendirmelerimde kurum, kuruluş ve siyasi parti isimlerini olabildiğince açılımlarıyla okuyorum.
Kısaltmaların seslendirilmesi sorunu, medyadaki dil yanlışları arasında her zaman yerini almıştır. TÜİK’in yani Türkiye İstatistik Kurumunun enflasyon verilerini açıkladığı gün, bir TV kanalında haber spikeri, “TÜİĞ’in açıkladığı…” diye cümleye başlamıştı. Oysa spiker “sert ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman okunuşta sert sesin yumuşatılmayacağı” kuralını bilmiyordu.
- TÜİĞ’in değil TÜİK’in, CMUĞ’un değil CMUK’un, RTÜĞ’e değil RTÜK’e, TÜBİTAĞ’ın değil TÜBİTAK’ın diye okumalıyız.
- Bir tarih programında geçen altyazıda, “George Washington 1789 yılında ABD'nde ilk başkan olarak seçildi” yazılmıştı. "ABD'nde" yerine, "ABD'de" olarak yazılması gerekiyordu. Çünkü kısaltmalara getirilen ekler, kısaltılan sözcüğün açılımındaki son sesle değil, kısaltmanın son harfiyle uyum sağlar.
- Kısaltmayla ek arasına kesme işareti konulur: TBMM'ye, BM'nin, DSİ'de, DİE'den vb.
Dilbilimci Ömer Asım Aksoy bir gazete haberinde, “C. Tesi” kısaltması yazımına rastlar ve iki düzeltme yapar:
“Cumartesi’nin iki ayrı sözcük olarak yazılması düşünülmüş ve 'cuma' yerine ‘C’ kısaltması yazılmış olduğuna göre ‘ertesi'nin kısaltılması gibi kullanılan ‘Tesi’nin küçük harfle başlatılması gerekirdi. ‘Ertesi’ yerine ‘Tesi’ değil ‘er’ kısaltılması daha anlaşılır olurdu. Kaldı ki birleşik bir sözcük olan ‘cumartesi’nin ikiye ayrılmasına göz yumulsa bile iki kısaltma ile gösterilmesi doğru değil.”
Günümüzde dil kullanımının belirgin özelliklerinden biri olan ve sıklıkla çağdaş bir dil biçimlenmesi olduğu varsayılan kısaltma (abbreviation) aslında bin yıl önce ortaya çıkan bir dil işlemidir. İbranice ve Antik Roma dönemi Latincesinde görülen kısaltma örnekleri, bu savı desteklemektedir. Sözgelimi, Antik Roma döneminde “Roma Senatosu ve Halkı” anlamına gelen “Senātus Populusque Rōmānus” sözcüklerinin kısaltılmış biçimi olan SPQR gibi örneklerin varlığı, kısaltma süreciyle oluşturulan dil birimlerinin ne denli eski bir tarihi olduğunu kanıtlar.
- Günümüzde ise kısaltmalar öylesine yaygınlaşmıştır ki örneğin, ABD Ordu mensuplarının iletişim dili tamamen kısaltmalardan oluşur, ordu birimlerinin isimleri ve askerî terimlerin her biri kısaltmalarla ifade edilir.
Biçimbilim, sözcükleri, nasıl oluşturulduklarını ve diğer sözcüklerle ilişkilerini inceler. Aynı zamanda sözcüklerin kök, gövde ve ek gibi bileşenlerinin yapısını çözümler. Ünlü dilbilimci Randolph Quirk, “kısaltma” işleminin dilde var olan sözcüklerden yeni bir sözcük oluşturma anlamına geldiğini ve türetimsel biçimbilimin en yaygın sözcük türetme yollarından biri olduğunu ileri sürer. Bir sözcüğün ve/veya öbeğin bütününü temsil edecek biçimde kısaltılması işlemine gönderimde bulunan Quirk, bu işlemin sonunda ortaya çıkan dil biçimlerinin de yine kısaltma olarak adlandırıldığını dile getirmiştir. Kısaltma, bir sözcük, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesi olarak tanımlanabilir.
Yazım kurallarının dışına çıkılarak iletişim araçlarını kullanırken keyfî biçimde sözcükleri kısaltarak yazma salgını 2000’li yıllarda başladı. Telefonlarda her bir kısa mesajın (sms) ücretlendirildiği ve tuşlu telefonların kullanıldığı o yıllarda, daha az kontör harcama, enerjiden tasarruf etme ve hızlı yazma gibi endişelerle mesajlardaki sözcükler, sözcüğün ilk sesi ve son sesi olmadığı durumlarda, ünlü harfler kullanılmadan (slm, nbr, bni dnle, anlyrm vb.) yazılmaya başlandı. Ayrıca anlık mesajlaşma dilinde pratiklik ve hız önemli olduğu için bir takım kısaltmalar üretildi (SÇS, SA, İG vb.).
Sonraki yıllarda her ne kadar bilgisayar klavyeleri tek tuşa tek ses bağlantısına sahip olsa da, dönemin gençleri tarafından çok rağbet gören MSN furyasında da bu kısaltma modası devam ettirildi. Gençler yoğun bir şekilde eleştiri almalarına karşın bu yazım biçiminden vazgeçmediler. Günümüzde yaygın olarak kullanılan akıllı telefonlar, sık kullanılan ifadeleri anımsatabilmekte ve yazılacak olanı önceden tahmin edebiliyor. Bu yüzden açıkça yazmak daha kolay hâle geldi. İnsanlar yeterli zamana, kolaylığa ve uygun bir klavyeye sahip olunca, bir önceki kuşağın ünlü harfleri yazmama modası kendiliğinden terk edildi. Hatta günümüzün genç kuşağı, hâlâ bu kısaltmaları kullanmaya devam edenleri gülünç buluyor.
Dilbilimciler kısaltmaların yedi farklı yöntemle oluşturulduğunu dile getirirler:
- Sözcüklerin ilk harfleriyle: m [metre]
- Sözcüklerin ilk heceleriyle: Der. [derleyen]
- Sözcüklerin ilk ve son harfleriyle: Dr. [Doktor]
- Sözcüklerin bazı ünlü/ünsüz harfleriyle: Bkz. [Bakınız]
- Birleşik sözcüklerde ilk harflerle: Ölçb. [ölçübilim]
- Birden fazla sözcükten oluşan kuruluş adlarında her sözcüğün ilk harfleriyle: ÇGD [Çağdaş Gazeteciler Derneği]
- Okunuş kolaylığı sağlamak amacıyla kısa adı oluşturan sözcüklerin hepsi kullanılmadan: MÜYAP [Müzik Yapımcıları Derneği] veya bazı kurumlarda harf yerine ses esas alınarak: TÜBİTAK [Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu]
“Dilde Kısaltma Olgusu: Türetimsel Biçimbilimin Karmaşık Bir Süreci” başlıklı makalelerinde Doç. Dr. Özge Can ve Eylül Gözel, kısaltma türlerini “başharfleştirme”, “kısa adlama”, “kırpma” ve “karma” olarak sınıflandırmışlardır:
“Initialism ve alphabethism terimlerinin karşılığı olarak kullanılan, kimi araştırmacılarca doğrudan abbreviation terimiyle de karşılanan başharfleştirme, kısaltmanın en sık karşılaşılan türüdür:
- CIA - Central Intelligence Agency
- FBI - Federal Bureau of Investigation
- USA - United States of America
Kısaltma sürecinin bir diğer alt türü olan acronmy teriminin karşılığı olarak kullanılan kısa adlama, sıklıkla bir sözcük dizisinde yer alan sözcüklerin ilk yazıbirimlerinin alınmasıyla gerçekleştirilen kısaltma türüne gönderimde bulunmaktadır:
- SALT - Strategic Arms Limitation Talks
- GRAS - Generally Recognized As Safe
Tipik örneklerinde de görüldüğü üzere, sözcük dizisindeki ilk yazıbirimlerle oluşturulan kısa adlar kimi zaman oluşturulan yeni biçimin sözcük gibi sesletilebilmesi için özgün biçimde yer alan başka yazıbirimlerin de ilgili kısaltmaya dahil edilmesiyle oluşturulabilir. Örneğin; ‘Askerî Elektronik Sanayii’ öbeğinden oluşturulmuş ASELSAN kısa adı, özgün biçimde yer alan sözcüklerden iki-üç yazıbirim almakta böylece AES gibi Türkçenin ses kümesine uymayan bir başharfleştirme yerine, doğrudan sözcük gibi sesletilen bir kısa ad oluşturmaktadır.
‘Clipping’ teriminin karşılığı olarak kullanılan kırpma, basit ya da karmaşık bir sözcükte yer alan bir ve/veya birden fazla seslemin sözcükten çıkarılması yoluyla gerçekleştirilen kısaltma türüne gönderimde bulunmaktadır.
- phone - telephone
- ad - advertisement
Sözgelimi, ortadan kırpma (syncope) olarak adlandırılan kırpma süreci, ‘maths’ ve ‘gents’ sözcüklerinin özgün biçimleri olan mathematics ve gentlements örneklerinde görülebilir.
Karma, en az iki tabanın belirli bölümlerinin sözcükten çıkarılması ve bu çıkarma işleminin ardından kalan bölümlerin bir araya getirilmesi yoluyla gerçekleştirilen kısaltma türüne gönderimde bulunur:
- brunch = breakfast + lunch
- Eurovision = European + television”
Dilimizde kısaltmalarla ilgili kafa karışıklığı yaşadığımız bazı kurallar var. Kısaltmalarla ilgili geçerli olan yazım kurallarını sıralayayım:
- Gelenekleşmiş olan T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) ve T. (Türkçe) kısaltmalarının dışında büyük harflerle yapılan kısaltmalarda nokta kullanmıyoruz. Örneğin “T.B.M.M.” değil, “TBMM” şeklinde yazıyoruz.
- Ölçü birimlerinin uluslararası kısaltmaları kullanılır: m (metre), cm (santimetre), km (kilometre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), m² (metrekare), cm² (santimetrekare) vb. Uluslararası ölçü birimleriyle yapılan kısaltmalarda nokta kullanılmıyor. Bu kısaltmalara gelen ekler kesme işareti ile ayrılıyor. (cm’nin, kg’dan vb.) Ama kısaltma, Türkçe yapılmışsa nokta kullanılıyor. (dakika dk.) Bu kısaltmalara gelen ekleri, kesme işareti ile ayırmıyoruz. (yy.da, Alm.nın, vb.ne)
- Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarıyla ölçülerin dışında kalan sözcük veya sözcük gruplarının kısaltılmasında, ilk harfle birlikte sözcüğü oluşturan temel harfler dikkate alınır. Kısaltılan sözcük veya sözcük grubu; özel ad, unvan veya rütbe ise ilk harf büyük; cins isim ise ilk harf küçük olur:
- Alm. (Almanca), İng. (İngilizce), Kocatepe Mah. (KocatepeMahallesi), Sok. Güniz Sokağı), Prof. (Profesör), Dr. (Doktor), Av. (Avukat), Alb. (Albay), Gen. (General); sf. (sıfat), haz. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya) vb.
- Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde “sözcüğün okunuşu” esas alınır: cm’yi, kg’dan, mm’den. Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde ise “kısaltmanın son harfinin okunuşu” esas alınıyor: BDT’ye, THY’de, TRT’den vb. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde “bir sözcük gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın okunuşu” esas alınır: ASELSAN’da, UNESCO’ya vb.
- Sert ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman okunuşta sert ses yumuşatılmaz:
- AGİK’in (AGİĞ’in değil), CMUK’un (CMUĞ’un değil), RTÜK’e (RTÜĞ’e değil), TÜBİTAK’ın (TÜBİTAĞ’ın değil) vb.
- Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k’nin yumuşatılması normaldir:
- ÇUKOBİRLİK’e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE), FİSKOBİRLİK’in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN) vb.
Bazı kısaltma yazımları üzerinde dilbilimcilerin anlaşamadıklarına da tanık oluyoruz. Prof. Dr. Hamza Zülfikar bu konuda ilginç bir örnek verir:
“… kaynak gösterirken tekrar etmemek için age. yani adı geçen eser kısaltmasıyla ilgilidir. Yazım Kılavuzu bunu age, agm, agy olmak üzere üç kısaltmayla göstermiş.
- age. Adı geçen eser.
- agm. Adı geçen makale.
- agy. Adı geçen yayın.
Bazı uzmanlar da bunu ibid kısaltmasıyla göstermiş. 'Adı geçen eser' demek olan Latince ibidium’un kısaltmasını ibid biçimini kullanmış. Bu kısaltma İngilizce sözlüklerde yer alan bir kısaltmadır. Türkçe makale yazıp İngilizce kısaltma kullanmak, üç kısaltmayı (age., agm., agy.) tercih etmemek doğru olmamıştır.”
TDK tarafından 1944’ten günümüze yayımlanan Türkçe sözlüklerin her basımında kısaltma sayıları pek değişmezken az sayıda da olsa kimi değişikliklere rastlamak mümkündür. Doç. Dr. Kenan Acar’ın “İlk Baskıdan Bugüne Türkçe Sözlük’te Kullanılan Kısaltmalar” başlıklı makalesinden aktarayım:
“Aynı kavram için kullanılan terimin değişmesine bağlı olarak kısaltma da değişmiştir. Zamir : zm. yerine adıl : ad. vb.
Kavram ve karşılığı olan sözcük aynı kaldığı hâlde, onu karşılamak üzere kullanılan kısaltma değişmiştir: İsim için bazı baskılarda i., bazılarında is. kısaltması kullanılmıştır.
Bazı kavramlar, terimler ve kısaltmaları, bir daha kullanılmamak üzere terk edilmiştir: İnsanbilim terimi : in. vb.
Aynı kısaltma birden fazla terim için kullanılmıştır: dilb. kısaltması bazı baskılarda dilbilim, bazılarında dil bilgisi için kullanılmıştır.”
Bir dilin yazım kılavuzu, dildeki sözcüklerin doğru yazımını içerir; o dili kullananları yönlendirir. Ancak bazen halkın benimsediği ve kullandığı bir yazım şekli, kılavuzda da kendine yer bulabiliyor. Yazım birliğini sağlamanın önemi düşünülürse bu durumu pek de yadırgamamak gerekir. Kısaltmaların ilk örnekleri 1941 kılavuzunda yayımlandı. Günümüze kadar bazı kısaltmaların yazımında değişiklikler yapılmıştır. Kısaltmaların yazımındaki değişikliklerden en önemlisi büyük harfle yapılan kısaltmalardan sonra konulan noktaların kaldırılmasıdır.
1977 kılavuzunda kolaylık sağlamak amacıyla nokta kullanılmayabileceği belirtilerek dizindeki büyük harfli kısaltmalar noktasız olarak yazılmıştır. 1981 kılavuzunda ise büyük harfli kısaltmaların nokta kullanılmadan yazılacağı vurgulanmıştır. 1985-1993 kılavuzlarında “Kısaltma büyük harfle yazılır. Büyük harflerden sonra normal olarak nokta konur: T.C. (Türkiye Cumhuriyeti); T.B.M.M. (Türkiye Büyük Millet Meclisi); P.T.T. (Posta Telefon Telgraf)” denilerek büyük harfle yapılan kısaltmalarda yeniden nokta kullanılmaya başlanmıştır. 1996 ve 2000 kılavuzlarında H.A., B.E., K.K.K., P.K., T.C. vb. kısaltmalarda geleneksel olarak nokta kullanıldığı belirtilmiş, 2005 ve 2012’de ise bu uygulama T.C. ve T. (Türkçe) ile sınırlandırılmıştır.
Kısaltmaların birçoğundaki yazım değişikliği, nokta kullanılıp kullanılmamasının bir sonucudur. Bu değişikliklerin çoğu da başka bir yazım şeklinin toplumda yaygınlaşmasından doğmuştur. Örneğin numara sözcüğünün kısaltması olarak bütün kılavuzlarda önerilen “Nu.”, bir türlü toplumda yaygınlık kazanmamış, bu sözcüğün kısaltması genellikle “No.” olarak yapılmıştır.
- Yazım kılavuzlarında en fazla değişiklik yapılan kısaltma ise, telefon sözcüğünün kısaltmasıdır: Telf. (1965 – 1981), Tel. (1981), tlf. (1996 –2000), tel. (2005-2012).
Doç. Dr. Sedat Balyemez, “TDK İmlâ/Yazım Kılavuzlarının Kısaltmalar Bölümleri Üzerine Bir Değerlendirme” adlı makalesinde, yazım kılavuzlarındaki kısaltmaların kapsamı ve değişiklikleri tablolar hâlinde göstermiştir:
“Bütün kılavuzlarda (1928-2012) ortak olan kısaltmaların sayısı: 8
Kısaltmalar dizini bulunan bütün kılavuzlarda ortak olan kısaltmaların sayısı: 132
Kısaltmalar dizini bulunan bütün kılavuzlarda ortak olan ve yazımında bir kez değişiklik yapılan kısaltmaların sayısı: 31
Yazımında ikiden fazla değişiklik yapılan kısaltma sayısı: 10
Yazımı değiştirilen toplam kısaltma sayısı: 71”
Yazım kurallarının sık sık değiştirilmesi Türk Dil Kurumuna olan güveni sarsıyor. Yazım Kılavuzu’nda farklı, uygulamada farklı yazımlarla karşılaşılması da doğru değildir. Ayrıca yapılan değişikliklerin bu çelişkiyi ortadan kaldırmak için yapıldığı da kamuya şeffaf biçimde gerekçeleri sunularak açıklanmalıdır. Dilbilimciler kuruma olan güvensizliği gidermenin önemine dikkat çekerek kısaltmalar dizini çalışmaları için şu önerilerde bulunuyor:
- TDK web sayfasının ilgili bölümleri sık sık güncellenmelidir. Yeni kullanılmaya başlayan kısaltmalar takip edilmeli ve bu kısaltmalar yeni baskı beklenmeden genel ağdaki dizine eklenmelidir.
- Ne yazık ki birçok kişi TDK’yi “Sık sık kural değiştiren kurum” olarak görmektedir. Bu nedenle yazımında değişiklik yapılan sözcükler ve kısaltmalar için gerekçe hazırlanmalı ve genel ağ sayfasında açıklanmalıdır.
- Kaynak dilindeki kısaltması Türkçeye iyice yerleşmiş olan CIA, MOSSAD, KGB gibi kurumlar için önerilen/önerilecek olan Türkçe kısaltmaların öncekilerin yerini alması çok güçtür. Bu gibi kısaltmalar, kaynak dildeki gibi kullanılabilir.
- Kılavuzların kısaltmalar dizini daha da zenginleştirilmeli ve dizinde yer alan kısaltmalar, özenle seçilmelidir.
- Dil kullanıcıları, kısaltmaların yazımında özen göstermemekte; kendilerine özel bir yazım şekli geliştirmektedir. Örneğin, “nöbetçi” sözcüğü, “Nö., Nb., Nöb.” şeklinde kısaltılmış olarak karşımıza çıkabilmektedir. Dildeki bütün kısaltmaları standart hâle getirip listelemek zorunludur.
Şiirimizde “kısaltmalara” pek rastlamasak bile dil bilgisi terimlerinin (ekler, ismin hâl ekleri, parantez, üç nokta ve kısa çizginin kullanımı, şart kipine bağlı eylemlerin geçerliliği vb.) işlevlerini şiirsel dile aktaran Behçet Necatigil’in Kısaltmalar adlı bir şiiri vardır. Bu şiirden bir dörtlükle yazıyı bitireyim:
“…
Bilim betikleri başında kısaltmalar
Önler ilerde boşuna uzatmaları:
Tıpkı öyle özetler dalgın, donuk bakışlar
Eski gecelerde sürekli sıtmaları.…”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Suha Çalkıvik
Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





