Kuantum bilişimine karşı alabileceğimiz önlemler neler?


Özgün yazılım proje evi: adesso Turkey İhtiyaca özel yazılım geliştirme ve BT danışmanlığı hizmetleriyle organizasyonları dönüştürmek, Türkiye’nin dört bir yanındaki genç yeteneklerin ve yazılım profesyonellerinin beceri ve yetkinliklerini en üst seviyeye taşımalarına imkân sunmak üzere çalışan adesso Turkey , Etki Odaklı adesso Raporu ’nu yayımladı . adesso Turkey: 2013’te kurulan ve Avrupa'nın önde gelen BT hizmet sağlayıcılarından 6300 kişilik adesso Grubu’nun yüzde yüz iştiraki olan adesso Turkey , IT danışmanlığı da veren bir yazılım ve proje evi olarak faaliyet gösteriyor. Tamamen dijital ve uzaktan bir çalışma modelini benimseyen adesso’nun kapıları, lokal ve globalde büyük ölçekli projelerde çalışmak isteyen genç yeteneklere ve BT profesyonellerine açık. Etki Odaklı adesso Raporu : adesso Turkey, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkeleri etrafında şekillenen, sürdürülebilir bir gelecek ve sosyal fayda motivasyonuyla çıktığı “Good 4 Future” yolculuğu kapsamında geçtiğimiz sene hayata geçirdiği çalışmaları Etki Odaklı adesso Raporu’nda bir araya getirdi. Neden önemli? Dünyanın geleceği için üzerine düşen sorumluluğu üstlenen ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı kendine kılavuz edinen adesso Turkey, ekosistemindeki tüm bireylerin farkındalığını artırma ve dijital dönüşümlerine destek olduğu organizasyonlar sayesinde daha geniş bir alanda etki yaratma hedefiyle yürüttüğü sürdürülebilirlik ve sosyal fayda odaklı çalışmalarını şeffaf olarak bu raporla paylaşıyor. Neler var? 8 ana bölümden oluşan raporun öne çıkan başlıkları arasında, “adesso sürdürülebilirlik yolculuğu”, “Etki odaklı projeler” ve adesso’nun geleceğe vaatlerinin derlendiği “Geleceğe sözümüz var!” başlıkları yer alıyor. Rapora buradan ulaşabilirsiniz. adesso’yu daha yakından tanımak için LinkedIn , Instagram ve Twitter sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Geçtiğimiz hafta yayımlanan sayımızda bahsetmiştik: kuantum bilişiminin gelişip potansiyeline tam anlamıyla ulaşmasının ardından şu an var olan mevcut dijital şifreleme yöntemlerinin hiçbir anlamının kalmayacağı düşünülüyor.
Şimdiye kadar üretilmiş olan tüm bilgisayarlardan farklı bir çalışma prensibine sahip olan kuantum bilgisayarı konsepti, sunduğu inanılmaz veri işleme hızı ve yetenekleriyle insanlığa teknolojide çağ atlatmanın sözünü vermekle birlikte, şu an çevrimiçi ortamdaki bilgilerimizin korunması için bel bağladığımız tüm kriptografik algoritmaların kolayca kırılması tehdidiyle de bizi baş başa bırakıyor.
Kuantum bilişiminin gelişiyle tüm şifrelerimizin bilgisayar korsanları karşısında savunmasız hale geleceği gün ise “kuantum kıyameti” olarak biliniyor. Peki, bir gün geleceği her kesim tarafından kabul edilen ve her geçen gün biraz daha yaklaştığımız kuantum kıyametine karşı ne gibi önlemler alınıyor?
Hükümetler iş başında
Tehdidin ciddiyetinin farkında olan pek çok hükümet ve şirket aslında şu an kuantum bilgisayarlarına karşı önlem geliştirmek için kolları sıvamış durumda. Tabii bu noktada karşımıza ufak bir pürüz çıkıyor: Henüz tam olarak kavrayamadığımız ve nelere gebe olduğunu bilmediğimiz bir konsepte karşı nasıl önlem alabiliriz?
İşte “kuantum dirençli kriptografi” kavramı tam olarak bu aşamada devreye giriyor. Birleşik Krallık başta olmak üzere bazı hükümetler, çok gizli verileri henüz yükselişine on yılı aşkın bir süre olan kuantum bilişimine karşı korumak adına daha şimdiden kuantum bilgisayarlarına karşı dirençli olacaklarını umdukları yeni şifreleme yöntemleri kullanıyor. Bununla birlikte Quantinuum ve Post-Quantum gibi uzman şirketler ile Google, Microsoft, Intel ve IBM gibi teknoloji devleri de yaklaşmakta olan tehlikeye karşı etkili bir çözüm geliştirmek için çalışıyor.
Daha da önemlisi, Washington DC’nin hemen dışında yer alan ABD Ulusal Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nün (NIST), kuantum sonrası kriptografiye bir alternatif bulmak için algoritmalar arası bir yarışma başlattığı biliniyor. Bu sayede endüstriyi, hükümeti, akademiyi ve kritik ulusal altyapıyı kuantum kıyametinin tehlikelerine karşı koruyacak standart bir savunma stratejisinin geliştirilmesi amaçlanıyor.
"Yaşam tarzımız için bir tehdit"
Tabii dediğimiz gibi, bu yeni şifreleme yöntemlerinin işe yarayıp yaramayacağı şimdilik sadece bir umuttan ibaret. Ayrıca, son derece pahalı ve zahmetli olan kuantum bilişimine karşı bir teknolojinin geliştirilmesi de çok ciddi bütçeler gerektiriyor. Ancak uzmanlara göre mevcut durumda kuantum bilişimine dair hiçbir şey yapmamak gibi bir alternatifimiz bulunmuyor.
Konuya dair yaptığı açıklamada bugün çevrimiçi alışveriş, bankacılık işlemleri ve sosyal medya etkileşimleri gibi internet üzerinden yaptığımız her şeyin şifreli olduğunu ifade eden Post-Quantum şirketinin baş strateji sorumlusu Harri Owen, "Ancak, bu şifrelemeyi kırabilecek çalışan bir kuantum bilgisayar ortaya çıktığında, onu geliştiren kişi için banka hesaplarını boşaltmak ve devlet savunma sistemlerini tamamen kapatmak için neredeyse anında bir olanak sağlayabilir; yani Bitcoin cüzdanları boşalacak," şeklinde kaydediyor.
Cambridge ve Colorado merkezli Quantinuum şirketinin CEO'su İlyas Khan da söyledikleriyle Owen’a destek çıkıyor. Kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerinin çoğunu işe yaramaz hale getireceğine bir kez daha dikkat çeken Khan, "Kuantum bilgisayarları yaşam tarzımız için bir tehdit," ifadelerini kullanıyor.
Kısacası, kuantum açısından güvenli algoritmalar geliştirmek, zamanımızın en büyük güvenlik zorluk ve zorunluluklarından birisi gibi gözüküyor. Yapılan tüm açıklamalara ve tahminlere bakacak olursak, korkmamız ve şimdiden harekete geçmemiz için elimizde yeterince geçerli sebep olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dünya, kuantum kıyametine karşı hazırlıklı mı? Tiangong, ISS ile boy ölçüşebilecek mi?
13 Haz 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
HMD, yapay zeka asistanına erişim sunan bir tuşla donatılan retro Nokia telefon serisini tanıttı. Serideki sohbet robotu odağı, bir kez daha yapay zekanın dokunabildiğimiz versiyonunun nasıl görüneceğine yönelik soruları gündeme taşıdı.

Kullanıcılar ChatGPT, Claude ve Gemini’a aynı soruları sorduklarında çoğu zaman benzer doğrulukta yanıtlara ulaşsa da deneyim aynı hissettirmiyor. Dil modelleri arasındaki performans farkı daraldıkça rekabetin odağı, IQ'dan duygusal zekaya (EQ) ve davranış tasarımına kayıyor.

Google’ın yapay zeka özetleri yayıncıların arama trafiğini azaltırken, yapay zeka dedektörleri de insan eliyle yazılan metinleri yanlışlıkla makine üretimi olarak işaretleyebiliyor. İnternetin yayıncı, arama motoru ve okur arasındaki eski dengesi çözülürken yeni dönemin temel sorusu şu: Bir metnin kim tarafından ve nasıl üretildiğine dair güven nasıl tekrar inşa edilecek?

Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.



