Lavender: İsrail, sivillerin kaderini yapay zekaya mı bıraktı?

İddialar doğruysa, İsrail ordusu istihbarat ve hedef belirlemede Lavender adlı bir yapay zeka uygulamasından yararlanıyor. Burada teknolojiden daha önemlisi, İsrail'in uygulama sırasında "kabul edilebilir" bulduğu sivil kayıp sayısı. İsrail'in bu konudaki tavır değişikliğini Emekli Türk Hava Kuvvetleri Harekat Başkanı Hava Pilot Tüm General Ateş Mehmet İrez yorumladı.
Lavender: İsrail, sivillerin kaderini yapay zekaya mı bıraktı?

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İsrail-Filistin ortak yayını +972 ve İbranice yayımlanan Local Call dergilerinin sistemi kullanan askerî istihbarat görevlilerinin ifadelerine dayanarak yaptığı haberde, İsrail Ordusu’nun istihbarat ve hedef belirleme için Lavender adlı yapay zeka uygulamasını kullandığı iddia edildi.

İddialar doğruysa, İsrail ordusunun istihbarat ve hedef belirlemede yapay zeka kullanarak bile bile neden olduğu tali hasar ve sivil can kayıpları, uluslararası toplum için bardağı taşıran son damla olabilir. Zira uygulama, standart prosedür hâline gelmiş.

Konuşulan, teknolojiden ziyade yapay zeka ile belirlenen hedeflerin vurulması sırasında İsrail ordusunun “makul bulduğu tali hasar”oranı. Savaşın başlarında, 1 düşük rütbeli Hamas ya da İslami Cihat militanı başına 15-20 sivilin ölmesi “müsamaha gösterilebilir”, “kabul edilebilir” bulunmuş. 

'Yapay zeka 37 bin potansiyel hedef buldu'

Habere göre, UNIT 8200 adlı İsrail elit istihbarat birimi tarafından geliştirilen Lavender, kişilerin sosyal medya varlıkları, internet geçmişleri, telefon kayıtları, saha istihbaratı ve konum bilgileri gibi birçok farklı girdiden yaptığı çıkarımlarla Gazze’de 37 bin potansiyel hedef belirledi.

İsrail ordusu haberde kullanılan açıklamasının bir bölümünde istihbarat çalışması için binlerce kişiyi kapsayan bir veri tabanı olduğunu kabul etti ancak bunun bir hedef listesi olmadığını, Lavender’ın da bir kişinin terörist olup olmadığını tahmin etmeye çalışan bir yapay zeka sistemi değil, sadece hedef belirlemede analistler için bir araç olduğunu söyledi

Haberde kullanılan ifadelere göre Lavender, bireyler yerine bina ve yapıları hedef olarak öneren Gospel adlı başka bir yapay zeka tabanlı destek sistemiyle birlikte kullanıldı.

Sivil can kayıpları kabul edilebilir sayıldı

Sistemi kullananlar hedeflerin vurulması için yalnızca 20 saniye harcadıklarını, sadece onay mekanizması olarak görev yaptıklarını, hedef belirleme sürecini ise tamamen “makineye” bıraktıklarını söylüyordu.

37 bin hedeften düşük rütbeliler akıllı füze sistemleri yerine eski tip, güdümsüz bombalar ile vuruldu. Dolayısıyla, tali hasar ve sivil can kayıpları arttı.

Dahası haberde yer verilen ifadelere göre, hedef alınan kişilerin vurulması için evlerinde oldukları zamanlar tercih ediliyordu. Zira evler askerî binalara göre daha korunaksız ve dayanıksızdı. Sistem de hedefleri evlerinde aramak üzerine kurulmuştu. 

İsrail neden “uygulama” değiştirdi?

Oysa ki İsrail Hava Kuvvetleri yıllardır sivil bir binayı vurmadan önce oraya telefon ediyordu. 2008’den itibaren de “roof knocking” adını verdikleri bir yöntemle, çatıya birkaç dakika önceden patlamayan bir bomba atarak sivilleri binayı boşaltmaları için uyarıyorlardı. 

Görünene bakılırsa 7 Ekim’deki Hamas saldırısından sonra İsrail Ordusu’nun komuta ve karar mekanizmasında bu anlamda bir “mantık” ve “uygulama” değişikliği oldu.

Haberde ifadeleri yer alan askerler “eskiden” tali hasar ve sivil can kaybının "kabul edilebilirlik" oranının sınırlı olduğunu söylüyordu. Söylediklerine göre bu sınırlar doğal olarak militanın rütbesi ve önem derecesine göre değişebiliyordu. Gazze’de operasyonun başından itibaren zaman içinde “inip çıkan” oran bir noktada 5'e kadar düştü. Yani askerlerin anlattıklarına göre aslında harekatın belirli dönemlerinde tali hasar metodolojisi işliyordu. 

IDF: 'Her şey kitaba uygun'

Nitekim haberin içindeki İsrail ordusu açıklamasında "beklenen askerî avantaj ve ikincil zararın bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiği" belirtiliyor; “Saldırıdan beklenen ikincil zararın askerî avantaja kıyasla aşırı olduğu durumlarda saldırı gerçekleştirmez. İsrail, on binlerce insanı evlerinde öldürmeye yönelik herhangi bir politikaya ilişkin iddiayı kesin bir dille reddetmektedir” deniliyordu.

Açıklamanın bu kısmını görünce Türkiye’nin “hedefleme ve müşterek etki” konusundaki en yetkin ismi, emekli Türk Hava Kuvvetleri Harekat Başkanı Hava Pilot Tüm General Ateş Mehmet İrez’i aradım.  

İrez, işin yapay zeka tarafıyla ilgili başka birçok ülke gibi İsrail’in de 1990’lardan itibaren istihbarat ve hedefleme çalışmalarında bu tip teknolojilere ulaşmaya çalıştığını ve belli ölçeklerde uygulamalar olduğunu bildiğini söyledi.

Ancak esas dikkat çektiği işin teknolojik kısmından ziyade yapay zekanın çıktılarının komuta ve standart karar verme süreçlerinde nasıl kullanıldığı ve İsrail’in bu konudaki politika ve tavır değişikliğiydi.

Değişikliğin sebebini İsrail ordusunun Gazze’de kendi harekat hedefleri konusunda geç kalmasına, süreçle ilgili uluslararası toplumdan gelebilecek olası bir müdahale ya da baskı öncesi çabuk sonuç almak istemesine bağlıyordu. 

Diğer yandan da meselenin sadece Gazze içinde bir operasyon olmadığını, Netanyahu’nun bölgeyi insansızlaştırmaya çalıştığı için böyle bir tavır değişikliğine gitmiş olabileceğini düşündüğünü belirtti. Dolayısıyla İrez'e göre aşırı güç kullanımı ve sivil katliamı aslında insanları göçe zorlamak için bir araçtı

Eskiden beri, kendi koyduğu angajman kurallarını bile esnetmesiyle ünlü İsrail ordusu bu yüzden “durumun sonuçlarına takılmıyordu.”

İrez: 'Bu oranda ikincil hasarı kimse kabul etmez'

İsrail ordusu her ne kadar kendileri açısından harekatın “akıllıca, hassas ve uygun maliyetli” olduğunu söylese de İkincil Hasar Tahlili (Collateral Damage Estimation) ve Hedef Angajman Yetkisi (Target Engagement Authority) süreçleri olması gerektiği gibi yürütülmüyordu.

İrez bu konuda bir başka çok önemli durumun da altını çizdi. Özellikle “Batı”da İkincil Hasar Tahlili ve Hedef Angajman Yetkisi, ABD doktrini üzerinden uygulandığı için tali hasarı ve sivil kayıplarını en aza indirmek üzerine kurulu.

Özel harekat koşulları ve ayrı hedeflerin “değeri”, yönetilmesi gereken süreçleri farklılaştırsa da dünyanın hiçbir yerinde İsrail’in "kabul edilebilir" ya da "müsamaha gösterilebilir" olarak gördüğü oranlar uygulanabilir değil. İrez’e göre bunu uygulayanın da uluslararası bir mahkeme karşısında hesap vermemesi mümkün değil. İsrail hâlihazırda bu konuda kendine açılan davalar ile uğraşıyor.

İsrail Ordusu +972 ve Local Call’un iddialarına konu olan uygulamaların uluslararası hukuka aykırı olmadığını söylese de bu şartlar altında bunların dava konusu olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Diğer taraftan davaların ne kadar etkili olacağı ve İsrail’e bir yaptırımı olup olmayacağı tartışma konusu. 

ABD silah satışını durduracak mı?

Öte yandan iddialar sadece uluslararası mahkemelerin konusu değil. 13 Kasım 2023’te İsrail’e askerî yardımların neden ABD yasalarına aykırı olduğunu örneklerle konuşmuştuk.

İsrail ordu sözcüsünün o dönemde Cibaliye Kampı’na düzenlenen saldırıda sivilleri bilerek ve isteyerek vurduklarını söylemesi yeni ortaya çıkan iddialar ile daha da ciddi bir anlam kazanıyor.

Ne var ki Biden yönetimi bu süre zarfında elindeki yetkiyi kullanarak ABD Kongresi'ni, alt komisyonları, yasayı by-pass etti ve İsrail’e silah satışını sürdürdü.

Hatta geçtiğimiz günlerde Washington Post'un üç ABD'li yetkiliye dayandırarak verdiği habere göre ABD Başkanı, World Central Kitchen (WCK) yardım çalışanlarının İsrail'in hedef gözeten hava saldırısında öldürüldüğü gün İsrail'e silah ve cephane satışını onayladı.

Ancak İsrail’deki ABD Büyükelçiliği, yasaları ve İsrail ile ikili anlaşmalar uyarınca +972 dergisi ve Local Call’un iddialarını araştırmak ve raporlamak zorunda. Aksi takdirde ABD hükümeti ve ABD menşeli şirketler İsrail’e yasal olarak silah satamaz. 

Kaderin cilvesi, bu kez değerlendirme kriteri de uluslararası hukuk değil bizzat kendi “İkincil Hasar Tahlili” uygulamaları.

Yapay zekada hangi yol?

İnsanlık yeniliklerin ve teknolojik gelişiminin önemli bir bölümünü askerî amaçlara borçlu. Yapay zeka için de bunun geçerli olacağını düşünmemek saflık olurdu. Tahminlere göre 2028’e kadar sadece askerî alanda 38.8 milyar dolarlık bir ekonomiden bahsediyoruz. Bu hacmin büyüyeceğine de şüphe yok. 

Çin’de bu konuda nasıl gelişmeler olduğunu henüz bilmiyoruz ancak 2030’a kadar 150 milyar dolarlık bir harcamayı gözden çıkardıkları biliniyor. 2020 raporlarına göre ABD Savunma Bakanlığı sadece gizli olmayan yapay zeka çalışmalarına yıllık 7.4 milyar dolar harcıyor. Gizliler için rakam bilinmiyor. 2019’da Rus devlet bankası Sberbak, Ulusal Yapay Zeka Stratejileri yol haritasının 2030 hedefiyle uygulanabilmesi için gereken kaynağı 5.13 milyar dolar olarak açıkladı. 

NATO, 2021’de ilk yapay zeka stratejisi konusunda anlaşmaya vardı. İnovasyon projeleri için de 1 milyar euroluk bir fon oluşturdu. Geleneksel olarak elini kolay kolay cebine atmayan bir organizasyon için bu rakam, yapay zeka stratejilerinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Harp sistemleri, savaş simülasyonu, siber güvenlik, drone teknolojisi, ulaştırma ve lojistik ile yaralı bakımı ve tahliye gibi alanlarda deneysel olanların yanında oldukça “işe yarar” ve bir süredir başarıyla kullanılan uygulamalar da mevcut.

Günün sonunda iş dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. Hukuksuzluğun kayda geçmesi ölenleri geri getirmese de daha adil bir dünyada sorumluların yargılanması ve iktidarın sorumlu tutulması için önemli.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

🤖 Lavanta kokulu ölüm, Google'ın 'premium' planları

İsrail'in istihbarat ve hedef belirlemede Lavender adlı yapay zeka uygulamasını kullandığı iddia edildi. Meta, yanıltıcı yapay zeka içeriklerini kaldırmayacağını duyurdu. Google ilk defa bir arama ürününü ücretli hâle getirmeyi düşünüyor.

06 Nis 2024

Sora'nın ilk müzik videosundan bir kare

YAZARLAR

Utku Başar

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okudu. Aynı bölümde yüksek lisans yaparken Mehmet Ali Birand’ın teklifiyle gazeteciliğe başladı. 32. Gün belgeselleri ile birlikte CNN Türk Dış haber servisinde çalışırken CNN International ve farklı uluslararası yayın organizasyonları için prodüktörlük yaptı. 2004’te muhabir olarak girdiği 32. Gün’ den 2013’te genel yayın yönetmeni olarak ayrıldı. 2013-2015 arası CNN Türk’te kendi haftalık belgesel programını hazırlayıp sundu. Ulusal ve uluslararası şirketler için kıdemli pazarlama iletişimi danışmanı olarak çalıştı. Maya Vakfı’nın diplomasi ve operasyon direktörlüğünü, Deniz Temiz Derneği Turmepa’ nın genel müdür yardımcılığını yaptı. Aralarında 140 Journos, Reflekt, Habertürk gibi kurumların bulunduğu geleneksel ve dijital yayıncılar için strateji - içerik - yayın danışmanlığı ve yöneticilik yaptı. Aralarında Al Jazeera, Maclean’s, DW/+90 ve 12 Punto’nun da bulunduğu çeşitli ulusal ve uluslararası yayın kuruluşlarına serbest gazeteci olarak katkıda bulundu. Kampanya bazlı siyaset ve stratejik iletişim danışmanlığı yapıyor, uluslararası ve ulusal askeri tatbikatlarda StratCom ve medya SME olarak çalışıyor. resaid’in kurucularından.

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR