Meta’ya açılan tekelcilik davasında ilk duruşma görüldü

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
ABD’de Federal Ticaret Komisyonu’nun (FTC) Meta’ya Instagram ve WhatsApp satın alımıyla rekabeti engellediğini öne sürerek açtığı tekelcilik karşıtı davada ilk duruşma görüldü. 8 hafta sürmesi beklenen davada FTC, Meta’nın Instagram ve WhatsApp’ı küçük birer girişimken satın alarak ve Facebook çatısı altında birleştirerek yasa dışı bir biçimde sosyal medya pazarındaki tekelini pekiştirdiğini öne sürdü.
Ayrıntılar: Duruşma sırasında komisyon, Meta’nın satın alım stratejileriyle ilgili e-postalar ve iç yazışmaları kanıt olarak sundu. Meta ise FTC’nin argümanlarına yönelik savunma yaptı. Yargıç James Boasberg gözetimindeki duruşmaya FTC Başkanı Andrew Ferguson ve üst düzey Meta yöneticileri Jennifer Newstead, Joel Kaplan ve Alex Schultz da katıldı.
FTC avukatı Daniel Matheson, duruşmada 2021’de adını Meta olarak değiştiren Facebook’un rekabet etmektense rakiplerini satın almaya karar verdiğini dile getirdi. Meta avukatı Mark Hansen ise Meta’nın Instagram ve WhatsApp’ı Facebook ile birlikte geliştirmek ve büyütmek için satın aldığını savundu.
Ek olarak: FTC’nin sunduğu kanıtlardan birinde Zuckerberg’ün, şirketin eski baş operasyon direktörü Sheryl Sandberg’e gönderdiği bir e-postada “Messenger, WhatsApp’ı yenemiyor ve Instagram, bizden çok daha hızlı büyüyordu. Bu nedenle Instagram’ı 1 milyar dolara satın almak zorunda kaldık” ifadelerini kullandığı görüldü.
FTC ayrıca, Zuckerberg’ün 2011’de gönderdiği bir e-postayı da kanıt olarak mahkemeye sundu. Meta CEO’su, e-postada şu ifadeleri kullanıyordu:
“Instagram, çok hızlı büyüyor. Bu konuda gerçekten hızlı bir biçimde harekete geçmemiz gerekiyor.”
Meta’nın mobil uygulama geliştirmekte zorlandığını ve Instagram’ın gerisinde kalmaktan korktuğunu dile getiren FTC avukatları, bu nedenle şirketin 2012’de Instagram’ı 1 milyar dolarlık bir anlaşmayla değerinin oldukça üzerinden bir rakama satın aldığını öne sürdü. 2014 yılında WhatsApp’ın da 19 milyar dolara satın alındığını vurgulayan FTC, bu tutarın da platformun piyasa değerinin oldukça üzerinde olduğuna işaret etti.
‘Instagram’ı etkisiz hâle getirelim’
FTC, duruşmada Zuckerberg’ün “Instagram’ı etkisiz hâle getirmenin” önemini tartıştığı bir yazışmaya da atıfta bulundu. FTC avukatı Matheson, 2012 tarihli yazışmayı “açık delil” olarak nitelendirdi. Meta ise satın alımların kullanıcı deneyimini iyileştirdiğini dile getirdi ve iyileştirme ve büyüme için yapılan satım alımların hukuka aykırı olmadığını savundu. Meta avukatı Hansen, şirketin TikTok, X, YouTube ve iMessage gibi çok sayıda sosyal ağla rekabet etmeye devam ettiğinin de altını çizdi.
Bununla birlikte: Sunulan kanıtlardan birinde Zuckerberg’ün, ekibine 2012 yılının Şubat ayında Instagram’ı devam ettirme, fakat yeni bir özellik eklememe talimatı verdiği görüldü. Zuckerberg, savunmasında bu ifadelerin Instagram’a ilişkin erken aşama düşüncelerini yansıttığını ve uygulamaya satın alım sonrası pek çok yatırım yaptıklarını dile getirdi.
Meta’nın 2011 yılından beri sosyal medya pazarında tekel bir pozisyonu bulunduğunu dile getiren FTC, Zuckerberg’ün 2006’da Facebook’u arkadaşların birbirleriyle bağlantı kurmasına yardımcı olmak için kurduğunu hatırlattı.
Neden önemli? FTC, davayı kazanırsa Meta, Instagram ve WhatsApp’ı elden çıkarmak zorunda kalabilir. Bu tip bir senaryo, sosyal medya pazarının tamamen yeniden şekillenmesine yol açacaktır.
- Pek çok hukuk uzmanı, FTC’nin kazanmasının oldukça güç olduğunu dile getiriyor. Uzmanlara göre komisyonun, davayı kazanmak için Meta’nın satın alımlar olmadan aynı başarıyı elde edemeyeceğine yönelik tamamen varsayımsal bir bilgiyi kanıtlaması gerekiyor.
- Dava, ABD Başkanı Donald Trump’ın önceki başkanlık döneminde açılmış olsa da yeni dönemde Zuckerberg’ün Trump ile dirsek temasında bir ilişki yürütmesi ve ABD Başkanı'nın komisyon üzerindeki hâkimiyetinin de FTC’nin davayı kazanmasınını zorlaştırabileceği tahmin ediliyor.
Editörün önerisi: Zuckerberg 3.0: Muhteşem dönüşümün hikayesi | Quando İçgörü, Doğa Yurduneri
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Doğa Yurduneri
İş Dünyası ve Teknoloji Editörü

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
HMD, yapay zeka asistanına erişim sunan bir tuşla donatılan retro Nokia telefon serisini tanıttı. Serideki sohbet robotu odağı, bir kez daha yapay zekanın dokunabildiğimiz versiyonunun nasıl görüneceğine yönelik soruları gündeme taşıdı.

Kullanıcılar ChatGPT, Claude ve Gemini’a aynı soruları sorduklarında çoğu zaman benzer doğrulukta yanıtlara ulaşsa da deneyim aynı hissettirmiyor. Dil modelleri arasındaki performans farkı daraldıkça rekabetin odağı, IQ'dan duygusal zekaya (EQ) ve davranış tasarımına kayıyor.

Google’ın yapay zeka özetleri yayıncıların arama trafiğini azaltırken, yapay zeka dedektörleri de insan eliyle yazılan metinleri yanlışlıkla makine üretimi olarak işaretleyebiliyor. İnternetin yayıncı, arama motoru ve okur arasındaki eski dengesi çözülürken yeni dönemin temel sorusu şu: Bir metnin kim tarafından ve nasıl üretildiğine dair güven nasıl tekrar inşa edilecek?

Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.




