Otonom araçları eğitmede yeni yaklaşım


Dell Technologies’le duraklat, oynat, ileri sar
Duraklat: Kapsayıcı bir dünyaya açılan pencere Pandemi nedeniyle eskisine nazaran evde daha fazla vakit geçirmek zorunda kalan pek çok insan, belki de hayatlarında ilk kez dış dünyayla bağlantı kurmak için oyun oynamaya başladı. Oyunlar,…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Bugün bir araç kullanıyorsanız büyük ihtimalle aracı çalıştıran, el frenini indiren, vitesi kontrol eden ve direksiyonu çeviren sizsiniz. Ancak gelecekte bu araç kullanma deneyimi tarihe karışacak gibi görünüyor. Bireysel araç sahipliğinin olmadığı, trafiğin aşıldığı ve park etme derdinin ortadan kalktığı bir gelecek için otomotiv üreticileri ortak bir vizyona doğru çalışıyor: Otonom araçlar.
Kendi kendini süren araçlar
Sürücüye belirli bir oranda ihtiyacı olan veya hiç olmayan araçlara “otonom araç” deniyor. Yakın geçmişte çokça gündeme gelen bu araçlar her ne kadar sürdürülebilirlik endişelerinin artması nedeniyle ikinci plana atılmış olsalar da son günlerde birçok şirket ve girişim otonom araçlar üzerine eğiliyor. Zira otonom araç konsepti, mobilitenin geleceğinde önemli bir yer teşkil ediyor ve sürdürülebilirliğin de önünü açıyor.
Otomotiv Mühendisleri Topluluğu (SAE) araçların otomasyon seviyelerini 0’dan 5’e kadar derecelendiriyor. Bu derecelendirmeye göre sıfırıncı seviye araçlar kontrolün sürücü tarafından sağlandığı bir sürüş deneyimi sunarken seviye arttıkça araca şerit takip sistemi, hızlanma ve direksiyon kontrolü gibi yetkinlikler geliyor. SAE, Seviye 3’e kadar sürücülerin yola dikkat vermesi ve gerekli durumlarda kontrolü ele alması gerektiğini ifade ediyor. Ancak seviye 4 araçlar belli koşullarda duyarken, seviye 5 araçlar ise hiçbir koşulda sürücüye ihtiyaç duymuyor. Peki bu araçlar nasıl çalışıyor?
Otonom araçlar nasıl çalışır?
Bu araçlar sensörler yardımıyla çevrelerinden bilgi toplayarak bir harita oluşturuyor. Bu harita oluşturulurken görüntü tanıma, makine öğrenmesi ve sinir ağları gibi teknolojilerden faydalanılıyor. Aracın yazılımı bu haritadaki verileri değerlendirerek hızlanma, yavaşlama, durma veya direksiyon manevrası yapma gibi kararlar vererek aracı yönetiyor. Nesnelerin interneti gibi teknolojilerin yaygınlaşması ve araçlarla beraber trafik lambaları gibi yerlerde kullanılmasıyla otomatizasyon daha verimli hale gelebilecek gibi duruyor.
Tabii ki bu araçların yapay zekâsının trafiğe çıkmadan önce eğitilmesi gerekiyor. Bunu yapmak için birçok otomotiv üreticisi simülasyonlarda senaryolar kurgulayarak araca belirli durumlarda nasıl davranması gerektiğini öğretmeye çalışıyor. Simülasyonlar tasarımcılar tarafından çoğunlukla manuel olarak kurgulanıyor ve simülasyondaki her nesnenin özelliği teker teker belirtiliyor. Bu süreçten sonra araçlar gerçek dünyaya çıkıyor ve yollarda test sürüşleri gerçekleştirerek veri topluyor. Ardından test sürüşlerinin çıktılarına göre yazılımları geliştiriliyor. Tam da bu noktada Waabi isimli otonom kamyon teknolojisi girişimi yeni bir yaklaşımla bu teknolojinin gelişimini hızlandırıyor.
Otonom araçların geliştirilmesine yeni bir yaklaşım: Waabi
Waabi, Waabi World isimli simülasyonunu daha verimli bir şekilde oluşturup kullanarak araçların yolda test sürüşü için katetmesi gereken yolu kısaltmayı hedefliyor. Girişim, gerçek hayatta yapılan sürüşlerden çevreyle ilgili veriler toplayıp bu verileri yapay zekâyla zenginleştiriyor. Ardından gerçek senaryoların ve mekanların dijital ikizleri yaratılıyor. Dijital ikizler yaratıldıktan sonra yine yapay zekâ ve basit fizik kuralları kullanılarak Waabi Driver isimli otonom sürücüye gerçekçi bir sensör girdisi sağlanıyor. Ayrıca şirket, tekrar yapay zekânın nimetlerinden faydalanarak Waabi Driver’ın zorlanacağı, hatta başarısız olacağı simülasyonlar oluşturabiliyor. Diğer şirketlerin aksine Waabi Driver, simülasyon esnasında kendini geliştirebiliyor.
Waabi’nin geliştirdiği teknoloji, otonom araçların geliştirilmesi ve kullanıma hazır hale gelmesi için önemli bir gelişme gibi duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sosyal medya platformları birer birer süper uygulamalara dönüşme yolunda adımlar atıyor, otonom araçlar yola çıkmadan önce simülasyonla eğitime tâbi tutuluyor.
10 Şub 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.

Bugün şirketler, faaliyet gösterdikleri süre boyunca müşterilerinden çalışanlarına, iş ortaklarından tedarikçilerine kadar milyonlarca kişi ve kuruma ait veri topluyor. Şirket kapandığında ise bu devasa dijital arşiv bir anda ortadan kaybolmuyor. Verilerin bir bölümü yasal yükümlülükler nedeniyle saklanmaya devam ederken bazıları, başka şirketlere devredilebiliyor; hatta iflas sürecinde satışa çıkarılan varlıklar arasında yer alabiliyor.

Algoritmalar artık iş dağıtıyor, çalışanları puanlıyor ve hatta işten çıkarma kararlarında belirleyici oluyor; insan denetimi ise otomasyon yanlılığı ve gig ekonomisinin hukuki boşlukları nedeniyle her zaman gerçek bir güvence sağlamıyor. Kaliforniya, “Robot Patrona Hayır” yasası ile işten çıkarma ve disiplin kararlarının yalnızca yapay zekaya bırakılmasını yasaklayan ilk ABD eyaleti oldu belki ama asıl sorunun kapitalizmin ulaştığı noktayla ilgili olduğunu hatırlamak gerekiyor.



