Otonom araçları eğitmede yeni yaklaşım


Dell Technologies’le duraklat, oynat, ileri sar Duraklat: Kapsayıcı bir dünyaya açılan pencere Pandemi nedeniyle eskisine nazaran evde daha fazla vakit geçirmek zorunda kalan pek çok insan, belki de hayatlarında ilk kez dış dünyayla bağlantı kurmak için oyun oynamaya başladı. Oyunlar, belirsiz pandemi süreci boyunca başka dünyaya açılan bir pencere hâline geldi; bu da endüstrinin şaşırtıcı bir hızla büyümesini sağladı. Öyle ki, oyun endüstrisi son 2 yılda en hızlı büyüyen eğlence alanlarından biri hâline geldi. Oynat: Türkiye'de dinamik büyüme Türkiye'de de oyun kültürü sürekli gelişiyor; bu da oyun segmentinde Türkiye’nin önemli bir pazar olduğunu kanıtlıyor. 2020 yılında yapılan bir araştırmaya göre, oyun endüstrisinin büyüme hızı dünyayla paralel olarak Türkiye’de de artarken oyuncu sayısı 36 milyonu aştı ve sektör büyüklüğü 880 milyon dolara ulaştı. Hızlı ileri al: Oyun yükleniyor… Peki özellikle son 2 yılda yeniden şekillenen sektör önümüzdeki yıllarda nasıl bir gelişim gösterecek? Türkiye’de kodlama oyun teknolojileri yalnızca dijital bir ekonomide iş fırsatları yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda hevesli genç yetenekleri ve geleceğin küresel şampiyonlarını besleyip eğitecek. Ayrıca bu yaygın kullanım, endüstrinin 5G, Edge, Bulut Bilişim, Yapay Zekâ (AI) ve Makine Öğrenimi (ML) gibi hızla büyüyen teknolojilerden faydalanmasını da sağlayacak. Üretilen veri miktarı sayesinde oyunlar, bu teknolojilerin önemli birer kullanıcısı olacak. Oyunlar, en yeni işlemcilerle ve güçlü ayrık grafik kartlarla her deneyimi daha etkileyici ve gerçek hâle getiriyor. Günümüzde oyun dizüstü bilgisayarları ve masaüstü bilgisayarlar, birçok popüler oyuna ait inanılmaz görsellerin imgelerini oluşturabiliyor. Oyuncular için gelecek tam da burada! Bugün artık bir oyuncu hem dinamik ve sosyal hem de başarılı olabiliyor. Adrenalin içeren video oyunu teknolojisi gibi, Türkiye’deki oyuncu profili de sürekli olarak değişiyor ve "yükleniyor". Dell Technologies’in geleceği şekillendirecek oyun bilgisayarları için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Bugün bir araç kullanıyorsanız büyük ihtimalle aracı çalıştıran, el frenini indiren, vitesi kontrol eden ve direksiyonu çeviren sizsiniz. Ancak gelecekte bu araç kullanma deneyimi tarihe karışacak gibi görünüyor. Bireysel araç sahipliğinin olmadığı, trafiğin aşıldığı ve park etme derdinin ortadan kalktığı bir gelecek için otomotiv üreticileri ortak bir vizyona doğru çalışıyor: Otonom araçlar.
Kendi kendini süren araçlar
Sürücüye belirli bir oranda ihtiyacı olan veya hiç olmayan araçlara “otonom araç” deniyor. Yakın geçmişte çokça gündeme gelen bu araçlar her ne kadar sürdürülebilirlik endişelerinin artması nedeniyle ikinci plana atılmış olsalar da son günlerde birçok şirket ve girişim otonom araçlar üzerine eğiliyor. Zira otonom araç konsepti, mobilitenin geleceğinde önemli bir yer teşkil ediyor ve sürdürülebilirliğin de önünü açıyor.
Otomotiv Mühendisleri Topluluğu (SAE) araçların otomasyon seviyelerini 0’dan 5’e kadar derecelendiriyor. Bu derecelendirmeye göre sıfırıncı seviye araçlar kontrolün sürücü tarafından sağlandığı bir sürüş deneyimi sunarken seviye arttıkça araca şerit takip sistemi, hızlanma ve direksiyon kontrolü gibi yetkinlikler geliyor. SAE, Seviye 3’e kadar sürücülerin yola dikkat vermesi ve gerekli durumlarda kontrolü ele alması gerektiğini ifade ediyor. Ancak seviye 4 araçlar belli koşullarda duyarken, seviye 5 araçlar ise hiçbir koşulda sürücüye ihtiyaç duymuyor. Peki bu araçlar nasıl çalışıyor?
Otonom araçlar nasıl çalışır?
Bu araçlar sensörler yardımıyla çevrelerinden bilgi toplayarak bir harita oluşturuyor. Bu harita oluşturulurken görüntü tanıma, makine öğrenmesi ve sinir ağları gibi teknolojilerden faydalanılıyor. Aracın yazılımı bu haritadaki verileri değerlendirerek hızlanma, yavaşlama, durma veya direksiyon manevrası yapma gibi kararlar vererek aracı yönetiyor. Nesnelerin interneti gibi teknolojilerin yaygınlaşması ve araçlarla beraber trafik lambaları gibi yerlerde kullanılmasıyla otomatizasyon daha verimli hale gelebilecek gibi duruyor.
Tabii ki bu araçların yapay zekâsının trafiğe çıkmadan önce eğitilmesi gerekiyor. Bunu yapmak için birçok otomotiv üreticisi simülasyonlarda senaryolar kurgulayarak araca belirli durumlarda nasıl davranması gerektiğini öğretmeye çalışıyor. Simülasyonlar tasarımcılar tarafından çoğunlukla manuel olarak kurgulanıyor ve simülasyondaki her nesnenin özelliği teker teker belirtiliyor. Bu süreçten sonra araçlar gerçek dünyaya çıkıyor ve yollarda test sürüşleri gerçekleştirerek veri topluyor. Ardından test sürüşlerinin çıktılarına göre yazılımları geliştiriliyor. Tam da bu noktada Waabi isimli otonom kamyon teknolojisi girişimi yeni bir yaklaşımla bu teknolojinin gelişimini hızlandırıyor.
Otonom araçların geliştirilmesine yeni bir yaklaşım: Waabi
Waabi, Waabi World isimli simülasyonunu daha verimli bir şekilde oluşturup kullanarak araçların yolda test sürüşü için katetmesi gereken yolu kısaltmayı hedefliyor. Girişim, gerçek hayatta yapılan sürüşlerden çevreyle ilgili veriler toplayıp bu verileri yapay zekâyla zenginleştiriyor. Ardından gerçek senaryoların ve mekanların dijital ikizleri yaratılıyor. Dijital ikizler yaratıldıktan sonra yine yapay zekâ ve basit fizik kuralları kullanılarak Waabi Driver isimli otonom sürücüye gerçekçi bir sensör girdisi sağlanıyor. Ayrıca şirket, tekrar yapay zekânın nimetlerinden faydalanarak Waabi Driver’ın zorlanacağı, hatta başarısız olacağı simülasyonlar oluşturabiliyor. Diğer şirketlerin aksine Waabi Driver, simülasyon esnasında kendini geliştirebiliyor.
Waabi’nin geliştirdiği teknoloji, otonom araçların geliştirilmesi ve kullanıma hazır hale gelmesi için önemli bir gelişme gibi duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sosyal medya platformları birer birer süper uygulamalara dönüşme yolunda adımlar atıyor, otonom araçlar yola çıkmadan önce simülasyonla eğitime tâbi tutuluyor.
10 Şub 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugün artık pek çok şirket, verilerinin kontrollü bir ortamda kalması için çalışanlarına kurumsal bir yapay zeka hesabı sağlıyor. Fakat çalışanlar, bir sunum hazırlarken ChatGPT'yi, toplantı notlarını toparlarken Claude'u ya da raporlardaki verileri görselleştirirken Gemini’ı kullanmayı tercih edebiliyor. Daha pratik bulunduğu için kişisel bir hesap üzerinden yapay zekaya yüklenen bir dosya, şirket içi finansal veriler ya da müşteri bilgilerini içeriyorsa bir anda şirketin en büyük kör noktalarından birine dönüşebiliyor.

Artırılmış gerçeklik (AR), tüketici pazarında hâlâ kitlesel olarak benimsenmenin yollarını ararken teknolojinin asıl etkisi çok daha kritik kullanım alanlarında ortaya çıkıyor. Duygu Daniels, itfaiyecilerin görüş mesafelerinin sıfıra düştüğü ortamlarda yollarını bulmalarına yardımcı olan AR teknolojileri geliştiren Ömer Hacıömeroğlu ile AR’ın bugünkü kullanım alanlarını, yapay zekayla kesişimini ve geleceğini konuştu.

Güney Kaliforniya’da bir hava kalitesi düzenlemesi, oylama öncesinde kuruma yağan on binlerce muhalefet e-postasının ardından reddedildi; sonradan bu mesajların en az 20 bininin "yapay zeka destekli taban savunuculuğu grubu" CiviClick üzerinden üretildiği ve bazı kimliklerin rızasız kullanıldığı ortaya çıktı. Yapay zeka, kamusal katılım için gereken zaman ve emeği neredeyse sıfıra indirirken sahte kamuoyu üretmeyi de çok daha ucuz ve ikna edici hâle getiriyor. Peki gerçek bir toplumsal tepkiyle sentetik kamuoyunu nasıl ayırt edeceğiz?

Ekran yorgunluğunun zirveye ulaşması ve minimalizmin bir statü göstergesi hâline gelmesi, giyilebilir cihaz alanında yeni bir ürün kategorisinin doğmasına yol açıyor. Bir zamanlar lüks, teknolojiye daha fazla erişebilmek anlamına gelirken bugün bunun antitezi, bir ayrıcalığa dönüşüyor: Teknolojiye sahip olmak ama ona bakmak zorunda olmamak.

OpenAI’ın ChatGPT’yi kullanıma sunmasıyla fitili ateşlenen yapay zeka patlaması, bugüne dek hep pahalı çiplerle dolu devasa veri merkezleri etrafında büyüdü. Apple’ın yakın zamanda yaptığı duyuru ise yapay zekanın yeni adresinin kişisel bilgisayarlar olabileceğini ortaya koydu.



