Parlayan girişimcilik ekosistemi: Baltık ülkeleri


İşini büyütmek isteyen işletmeler için yeni nesil lojistik: ShipShack E-alışveriş deneyiminizi düşünün; aradığınız ürünün doğru stok bilgisine erişmek, satın aldığınız ürünün takibini yapabilmek, hızlıca size ulaşması ve ürünün iadesini veya değişimini kolayca tamamlayabilmek…Tüm bu aşamaların problemsiz gerçekleşmesi bir müşteri olarak tam da aradığınız alışveriş deneyimini işaret ediyor değil mi? İşte ShipShack , sizin mükemmel bir alışveriş deneyimi yaşayabilmeniz için e-ticaret sitelerine yeni nesil bir lojistik hizmeti sunarak işletmelerin operasyonel verimliliklerini artırıyor. Gelin tanışalım. ShipShack ; Ürün gönderimi yapan online işletmelere ait operasyonları otomatikleştirmek ve müşteri deneyimini mükemmelleştirmeyi sağlar. Uygun fiyatlarla sunduğu depolama, stok yönetimi, sipariş karşılama, hızlı teslimat ve kusursuz iade fırsatlarıyla kuruluşların satış yaptığı her platformda işlerini büyütmelerine fırsat verir. Operasyonu işletmeler için yönetirken bütün süreci bulut tabanlı web arayüzüyle takip edilebilir kılar; böylece, işletme sorumluları sipariş ve stok yönetimini kolaylıkla uzaktan izleyebilir, kendi işlerine odaklanarak satışlarını artırabilirler. Nasıl? ShipShack, şehir içinde yer alan deposu sayesinde İstanbul siparişlerini aynı gün içerisinde kargoya veriyor, 13.30’a kadar olan İstanbul siparişlerini aynı gün içerisinde teslim ediyor. İşletmeleri depo kirası, fatura ve eleman ücreti gibi sabit giderlerden kurtarırken avantajlı kargo fiyatlarıyla tanıştırıyor. Neden önemli? E-ticaret sektöründe ki birçok kuruluşun uzun ömürlü olamamasının nedeni, operasyonel süreçlerin çok zaman alması sebebiyle işletmelerin markalarını geliştirmek için yeterli vakte ve enerjiye sahip olmaması. Artan çalışan maliyetleri, yorucu ürün hazırlama süreçleri, kargo firmalarının yüksek teklifleri, sürdürülebilir büyüme operasyonunun önüne geçen faktörler de cabası… ShipShack ile işletmeler operasyon faaliyetleri için harcadığı zamanı, yeni pazar ve ürün segmentine odaklanarak değerlendirebiliyor; işlerinde sürdürülebilir büyümeyi yakalayabiliyor. ShipShack'in fulfillment hizmetlerinden yararlanıp operasyon süreçlerinizi iyileştirmek, operasyonel maliyetlerinizi düşürmek ve ürünlerinizi müşterilerinize en hızlı şekilde ulaştırmak için bu bağlantıyı ziyaret ederek ShipShack hakkında detaylı bilgi alabilir, web sitelerindeki hesaplayıcıyı kullanarak maliyetlerinizi hesaplayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Girişimcilik ekosistemi diyince çoğu insanın aklına Silikon Vadisi veya daha geniş çerçevede ABD geliyor. Ancak dünya genelinde farklı ülke ve bölgeler de girişimcilik ekseninde ön plana çıkmaya başlıyor. Bunlardan biri ise Baltık ülkeleri. Litvanya, Estonya ve Letonya, sadece Avrupa Birliği (AB) içinde değil, tüm dünyada en hızlı büyüyen girişim ekosistemleri arasında yer alıyor.
“Önceleri Baltık ülkelerinde neredeyse hiç girişim yoktu. Şimdiyse en hızlı büyüyen ekosistemlerin birinden bahsediyoruz.” – Jone Vaituleciute, Startup Wise Guys Ortağı
Baltık girişimci ekosistemi
Toplam 6 milyonluk nüfuslarına rağmen 12 unicorn çıkarmayı başaran Baltık ülkeleri, girişimleriyle 2021’in ilk yarısında 649 milyon avroluk yatırım topladı. Bu yatırım bir önceki senenin aynı döneminin neredeyse üç katına denk geliyor. Yatırımların büyük çoğunluğu da bu bölgenin dışından geliyor.
Letonya’daki girişimler, 2021’de 247 milyon avro ile önceki 10 yılın toplamından daha fazla yatırım almış gözüküyor. Öte yandan Letonya, hisse senedi hukukuna getirdiği yeni düzenlemelerle Avrupa Birliği’nin en girişim dostu ülkesi konumuna yükseliyor. Dealroom’un raporunda Estonya, kişi başına en çok startup’ın düştüğü ülke olarak ön plana çıkarken, Invest in Estonia ülkenin aynı zamanda dünyanın kişi başına en fazla unicorn girişim çıkaran ülkesi de olduğunu ifade ediyor.
Peki nasıl?
Startup Wise Guys’ın Pazarlama ve İletişimden Sorumlu Müdürü Zane Bojāre, Baltık girişimlerinin dayanıklı olduğunu ve bu dayanıklılığın nedeninin birkaç ana faktörden oluştuğunu söylüyor. Bojāre, sadece 6 milyonluk bir nüfusa sahip bu bölgenin kendi içinde kısıtlı bir pazar olduğunu ve bu nedenle doğal olarak “küresel bir bakış açısına” sahip olduğunu ifade ediyor. Ayrıca bu küçük hacmin bölgeyi daha çevik bir yapıya büründürdüğünü ve çevre edinmenin ve insan kaynağına erişmenin görece kolay olduğunu da belirtiyor. Teknolojiye hakim ve iyi İngilizce bilen nüfus da yabancı girişimlerin karşılaşabileceği birçok bariyeri ortadan kaldırıyor.
Baltık ülkeleri AB vatandaşı olmayan kurucuların tercih ettiği yerler olarak ön plana çıkıyor. Nitekim bu ülkeler, hayat pahalılığı ve iş yapma kolaylığı açısından oldukça cazip bir alternatif olmanın yanı sıra AB pazarına girmeyi de kolaylaştırıyor. Örneğin Estonya, girişimcilere Litvanya’nın da geçen yıl bir benzerini uygulamaya soktuğu elektronik oturma izni vererek farklı ülkelerdeki girişimcilerin ülkede çevrimiçi olarak şirket kurmasına izin veriyor.
Diğer yandan Baltık ülkelerinin piyasa ekonomisine görece yeni geçmiş olmaları, bu ülkelerin girişimcilik ve ekonomi alanında da gelişime daha açık olmaları için bir ortam hazırlıyor. Baltık ülkeleri, bu bağlamda küresel trendleri yakından takip ediyor. Örneğin Letonya merkezli girişimler yıllardır finans teknolojileri, donanım ve robotik sektörleri üzerine özelleşirken sağlık ve iklim teknolojilerine yatırımı artırıyor. Litvanya ise yaşam bilimleri alanında (biyoteknoloji, biyomühendislik, tarım teknolojileri) yıllık %22 büyüyor ve 2 milyar avroluk bir geliri ağırlıklı olarak ABD, Almanya ve Çin gibi ülkelere ihracat yaparak elde ediyor.
- Skype etkisi: Bu bölgenin girişim ekosistemi Estonya’dan çıkan Skype gibi şirketlerin önderliğinde canlandı. Skype’ın başarısı, Estonya’daki girişimcilerin sonraki dönemde gerekli fonlara erişmesine imkân sağlayarak bir yatırım ve girişim ekosisteminin önünü açtı. Estonya’nın Skype ile başlayan girişimcilik serüveni finansal teknoloji şirketi Wise ile mobilite şirketi Bolt gibi girişimlerin ortaya çıkmasına da zemin hazırladı.
Google’ın Baltık bölgesindeki iş ve operasyonlarını yöneten Vytautas Kubilius, Estonya’da görülen bu etkinin artık kendi unicorn’larını çıkaran Litvanya ve Letonya’da da görülmeye başladığını ifade ediyor. Yani bu ülkeler girişimcilik ekosistemlerini sağlamlaştırmak adına adımlar atarken büyümeye daha çok alanları var gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Çin otonom araç teknolojilerinde Batı’yı nasıl geride bırakmayı hedefliyor, Baltık ülkeleri girişimcilik ekosisteminin parlayan yıldızları hâline nasıl geldi?
17 Şub 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
HMD, yapay zeka asistanına erişim sunan bir tuşla donatılan retro Nokia telefon serisini tanıttı. Serideki sohbet robotu odağı, bir kez daha yapay zekanın dokunabildiğimiz versiyonunun nasıl görüneceğine yönelik soruları gündeme taşıdı.

Kullanıcılar ChatGPT, Claude ve Gemini’a aynı soruları sorduklarında çoğu zaman benzer doğrulukta yanıtlara ulaşsa da deneyim aynı hissettirmiyor. Dil modelleri arasındaki performans farkı daraldıkça rekabetin odağı, IQ'dan duygusal zekaya (EQ) ve davranış tasarımına kayıyor.

Google’ın yapay zeka özetleri yayıncıların arama trafiğini azaltırken, yapay zeka dedektörleri de insan eliyle yazılan metinleri yanlışlıkla makine üretimi olarak işaretleyebiliyor. İnternetin yayıncı, arama motoru ve okur arasındaki eski dengesi çözülürken yeni dönemin temel sorusu şu: Bir metnin kim tarafından ve nasıl üretildiğine dair güven nasıl tekrar inşa edilecek?

Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.



