Peek Performance

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Salı akşamı düzenlediği ve Peek Performance adını verdiği etkinlikte Apple, bütçe dostu iPhone SE serisinin üçüncü jenerasyon cihazını, iPad Air’in güncel versiyonunu, M1 çipin şu ana kadarki en güçlü sürümünü, Mac Studio adını verdiği Mac Mini halefini ve Mac Studio’ya eşlik etmesi için özel geliştirdiği Studio Display monitörünü tanıttı.
Birçok yeniliği tanıtırken aslında hâlihazırda aşina olduğumuz ürünlerin güvenli limanından çok da uzaklaşmayan bu risksiz etkinliğe ve etkinlikte tanıtılanlara gelin tüm detaylarıyla göz atalım.
Yeni iPhone SE

Apple’ın bütçe dostu ve giriş seviyesi telefonu iPhone SE’nin üçüncü nesil versiyonu nihayet karşımızda. Ancak bu sürümde Apple’ın birinci nesilden ikinci nesile geçerken olduğu kadar radikal değişiklikler sunduğunu söylemek güç. Hatta iPhone SE 3 için cihazın 5G güncellemesi demek muhtemelen yeterli olacaktır. Şunu da baştan belirtelim: Hayır, eğer hâlihazırda bir iPhone SE 2020 sahibiyseniz bu cihazı almanıza gerek yok.
iPhone SE 3, kasasından ana ekran düğmesine, kamerasından ekranına bir önceki sürümün tıpatıp aynısı olmakla birlikte, daha güncel bir çip, daha büyük bir pil ve 5G desteği sunuyor. 5G’nin ülkemize en az bir yıl daha gelmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda yeni cihazın sunduğu avantajlar pil ömrü ve güncel çiple kısıtlı gibi duruyor.
Üçüncü nesil iPhone SE, önceki cihazın iPhone 11’den ödünç aldığı A13 Bionic çipi, iPhone 13’te bulunan A15 Bionic çipe terfi ettiriyor ve yüzde 20 daha hızlı grafik performansı sunuyor. Güncel cihaz aynı zamanda iki saate kadar daha fazla video oynatmayı da vadediyor.

Bir önceki cihazda olduğu gibi bir ana ekran tuşuna ve dokunsal geribildirime (haptic feedback) sahip olan iPhone SE 3; önceki sürümde olduğu gibi yine 64, 128 ve 256 GB’lık depolama alanı ile siyah, beyaz ve kırmızı renk seçenekleriyle geliyor. Kameraların güncellenmediğini ve öndekinin 7 MP, arkadakininse 12 MP çözünürlük sunmaya devam ettiğini belirtmekte fayda var. Ancak yeni iPhone diğerlerine göre daha sağlam bir cam yüzey ve suya karşı daha fazla dayanıklılık da vadediyor.
- Fiyatlandırma: Bu değişiklikler neticesinde ABD fiyatı 30 dolarlık bir güncellemeye tâbi olan cihazın ülkemizdeki başlangıç fiyatı ise 11 bin TL olacak ve 18 Mart’tan itibaren ön sipariş verilebilecek.
Yeni iPad Air

Yeni iPhone SE’de olduğu gibi 2020’den bu yana çıkan ilk yeni iPad Air olma özelliğini taşıyan cihaz, A14 Bionic çipi terk ederek daha önce iPad Pro’da ve MacBook’larda gördüğümüz Apple M1 çip taşıyor ve yine iPhone SE’de olduğu gibi 5G desteği sunuyor. Air’ın SE güncellemesiyle olan benzerlikleri burada da bitmiyor; 2020’de tasarım anlamında birçok değişikliğe uğrayan cihaz, bu sefer bir önceki versiyonuyla aynı tasarımı koruyor.
Bir diğer yenilik ise bizleri ön kamerada karşılıyor. Evden çalışanlar için artık hayati önem taşıyan görüntülü aramalar ve video konferanslara daha hazırlıklı gelen yeni iPad Air, geniş açılı lensi, 12 MP kamerası ve “Ana Sahne” özelliği ile toplantılarda öne çıkan bir performans vadediyor.

- Fiyatlandırma: Uzay grisi, pembe, mor, mavi ve yeni “yıldız ışığı” renklerinde sunulan iPad Air, 64 GB ve 256 GB depolama alanı seçenekleriyle geliyor. Apple Pencil ve Magic Keyboard aksesuarlarını destekleyen cihazın başlangıç fiyatıysa 10 bin 700 TL.
M1 Ultra Çip

Gecenin yıldızı konumundaysa Apple’ın (öncesinde M2 adını alacağı düşünülen) M1 Ultra çipi var. Asıl olarak iki M1 Max çipin birleşiminden oluşan M1 Ultra, iki çipin ayrı ayrı tüketeceğinden daha az enerji tüketiyor.
Göründüğü kadarıyla M1 Max tasarımında en başından beri yer verilen ancak kullanılmayan “yüz yüze” bağlantı noktaları üzerinden birleştirililerek bir araya getirilen Ultra, bu bağlantı noktaları üzerinde 2.5 TB/s bant genişliği sunuyor.
Dördü yüksek verimlilik, on altısı yüksek performansa odaklı 20 çekirdekten oluşan işlemcisi (CPU) ve 64 çekirdekli grafik işlemcisi (GPU) ile 128 GB’a kadar bellek (RAM) destekleyen M1 Ultra, makine öğrenimine ayrılmış 32 çekirdekli Neural Engine’ı ve toplam 114 milyar transistörü de üzerinde barındırıyor.

Şirketin iddiasına göre orijinal M1 çipten 8 kat hızlı olan M1 Ultra çip, 16 çekirdekli masaüstü çiplerden (Apple isim vermiyor ama karşılaştırmanın M1’in yerini aldığı Intel işlemcileriyle yapıldığını varsaymak mümkün) işlemci verimliliği olarak 4 kat, grafik işlemci verimliliği olaraksa 3 kat daha iyi enerji tüketim performans sunuyor.
Ancak en önemlisi, yazılım ve donanım sinerjisini uzun yıllardır ürün stratejisinin en önemli parçalarından biri haline getiren Apple, Neural Engine sayesinde makine öğrenimi projeleri başta olmak üzere macOS’un yeni sürümü Monterey ile M1 Ultra’nın eşsiz bir performans sunacağından emin konuşuyor.
Mac Studio

Pekâlâ Mac Maxi adını da alabilecek bu yeni masaüstü bilgisayar, Apple’ın şu ana kadar sunduğu en yüksek performanslı makine olma özelliğini de taşıyor. Mac Mini’nin izini takip eden ancak daha ziyade üst üste konulmuş iki Mini ebatlarındaki kasası (yaklaşık 20 cm × 10 cm) ile Mac Studio, tüm yaratıcı sektörlerdeki profesyoneller için nihai çözüm olma iddiası taşıyor.
Cihazın ön yüzünde iki Thunderbolt 4/USB-C portu ile bir de SD kart slotu bulunurken, arka yüzde ise dört Thunderbolt 4/USB-C ve iki standart USB slotu ile birer de Ethernet, HDMI ve kulaklık jakı girişi yer alıyor. Cihaz aynı zamanda Wi-Fi 6 and Bluetooth 5 protokollerini de destekliyor.
Termal tasarımı sayesinde iç bileşenlerini her koşulda soğuk tutmanın garantisini veren Mac Studio, hem tasarımı sayesinde yüksek performans gerektiren işlemler yaparken çok daha az ses çıkarıyor hem de yüksek performanslı iki farklı çip seçeneği ile geliyor. M1 Max çipin 16 çekirdekli Xeon işlemciye sahip bir Mac Pro’dan yüzde 50 daha hızlı işlemci ve üç kat daha hızlı grafik işlemci performansı sunduğunu iddia eden Apple, bu farkın M1 Ultra çip ile yüzde 90’a çıktığını savunuyor. Mac Studio aynı zamanda an itibarı ile üzerinde M1 Ultra çip taşıyan tek Apple ürünü olma özelliğini de taşıyor. Her iki model de 128 GB’a kadar birleşik belleği (RAM) destekliyor.

- Fiyatlandırma: 10 Çekirdekli CPU, 24 Çekirdekli GPU, 16 Çekirdekli Neural Engine ile 32 GB birleşik bellek ve 512 GB SSD depolama alanı sunan Mac Studio M1 Max modelinin Türkiye fiyatı 36 bin TL'den başlarken, 20 Çekirdekli CPU, 48 Çekirdekli GPU, 32 Çekirdekli Neural Engine ile 64 GB birleşik bellek ve 1 TB SSD depolama alanı sunan Mac Studio M1 Ultra modeli ise 70 bin TL'den başlıyor ve seçilen donanıma göre 138 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.
Studio Display

Mac Studio’ya eşlik etmesi için tasarlanmış bu monitör çözümü, en iyi ses ve görüntüyü sunmak için üzerinde iPhone SE 2020’den hatırlayacağınız A13 Bionic çip barındırıyor. 27 inç ekrana sahip ve 5K çözünürlük destekleyen monitör aynı zamanda yeni iPad Air’de olduğu gibi 12 MP bir ön kamerayı da barındırıyor ve odanın neresinde olursanız olun sizi takip eden Ana Sahne özelliğini sunuyor. 14,7 milyon piksel, 600 nit parlaklık, 1 milyar renk ve P3 renk yelpazesi de cihazın sunduğu diğer özellikler arasında.
Studio Display’in güçlü olduğu bir diğer alan ise ses sistemi. Altı hoparlörü ile “Uzamsal Ses” (spatial audio) ve Dolby Atmos oynatma seçeneklerine sahip cihaz, üç mikrofona ve bas seslerde en yüksek performans için dört adet de titreşim kesici woofer’a sahip.
Kutusundan 1m uzunluğunda bir Thunderbolt kablo çıkan monitör, Mac Studio’dakilere ek olarak üç adet USB-C ve bir de Thunderbolt 4 bağlantı noktası barındırıyor.
Monitörün standart standı sadece ekranın eğimini ayarlamaya izin verirken, ekran yüksekliğini ayarlamak için gereken stand ekstra ücretlendiriliyor. Studio Display'in ayrıca ışığı dağıtarak yansımayı azaltan ve parlak ışık kaynağına sahip çalışma alanlarında daha yüksek görüntü kalitesi sunan Nano‑texture seçeneği de bulunuyor.

- Fiyatlandırma:Eğim ayarlı (standart) versiyonu 28 bin TL'den başlayan Studio Display, eğim ve yükseklik ayarlı stant istenirse 34 bin TL'ye terfi ediyor. Standart cam yerine Nano‑texture cam istenirse buna da 4 bin 500 TL farkla sahip olunabiliyor.
- Buna da şükür: Öte yandan cihazın 2019 tarihli, 32 inç boyutlu, 6K çözünürlüklü ve 65 bin 700 TL başlangıç fiyatına sahip olan Apple Pro Display XDR monitöre göre oldukça uygun fiyatlı olduğu söylenebilir.
Diğer duyurular
Etkinlik tabii ki bu 5 cihazdan ibaret değildi. Bunlara ek olarak Phone 13 ve iPhone 13 Pro için yeşil renk seçeneği de duyuruldu. Etkinliğin ardından Intel işlemciye sahip 27 inçlik iMac, Apple Mağazası’ndan kaldırıldı. Türkiye’deki kullanıcılar en ilgil çekici (!) haberi ise en sona sakladık: ilk spor müsabakası yayın anlaşmasını gerçekleştiren AppleTV+, her cuma akşamı iki MLB (Amerikan Ulusal Beyzbol Ligi) maçını da canlı olarak yayınlayacak.

- Yazılım cephesi: Face ID’nin maske takarken de yüzünüzü tanımasını sağlayacak iOS 15.4 güncellemesi maske takma zorunluluklarının dünya genelinde bir bir kaldırılmasının ardından, önümüzdeki hafta herkesin erişimine açılacak. iOS 15.4’ü önümüzdeki ay iPad OS ve iMovie güncellemeleri takip edecek.
Etkinliğin 11 dakikalık geniş özetine The Verge üzerinden ulaşabilirsiniz:
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
iPhone SE 3, yeni iPad Air, M1 Ultra çip, Mac Studio ve Studio Display: Özellikleri neler, Türkiye fiyatlandırması nasıl olacak ve ne zaman çıkacak?
10 Mar 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




