Record Store Day'in War Child dayanışması

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Her sene Kasım ayının Black Friday'inde ve çoğunlukla Nisan ayının 3. haftasının cumartesi gününde düzenlenen Record Store Day, 16. edisyonu için kapılarını 22 Nisan'da açacak. Bağımsız plak dükkanlarının kültürünü kutlamak üzere yola çıkan ve her sene müzik dinleyicilerini, sanatçıları ve binlerce plak dükkânını bir araya getiren Record Store Day, bu seneki edisyonu için değerli bir hayır kampanyası etrafında da bir araya gelecek.
16. edisyonu için Record Store Day; organizasyon partnerleri arasında da yer alan, dünyanın farklı bölgelerindeki çatışmalar ve savaşlardan etkilenen çocuklarla gençlere destek amacıyla kurulmuş War Child'a Birleşik Krallık şubesi aracılığıyla destek olmak için özel bir satış pakedi sunacak.

Miles Davis Paris'te, 1973. | Fotoğraf: Dominique Gonot
Klasik isimlerin, klasikleşmiş müzikleri satışta
The Cure, Miles Davis, The Police, Brian Eno, Celeste ve dahasının tekli, kısaçalar ve uzunçalar işlerinden seçkilerin özel baskılarından oluşan ürün derlemesi yardım kampanyasının gelir kaynağını oluşturacak. Bu derlemeden gerçekleştirelecek adet satışlardan elde edilecek gelirlerinin 1 pound'luk kısmı War Child hayır kurumuna bağışlanacak.
Satış pakedinde yer alan sanatçılar ve işleri
- Frank Turner – Tape Deck Heart
- Celeste – Lately EP
- Mike Oldfield – TUBULAR BELLS
- Marc Almond – Fantastic Star
- The Police – Every Breath You Take
- Brian Eno – FOREVER VOICELESS
- The Cure – Show
- Miles Davis – Rare Miles From The Complete On The Corner Sessions
- Joan Jett & The Blackhearts – Up Your Alley
- Dirty Projectors & Björk – Mount Wittenberg Orca
- Bir not: Record Store Day; Foals, Kae Tempest ve Frank Turner tarafından imzalanan üç plakçalar için WarChild.org.uk sitesi üzerinden bir çekilişi de düzenleyecek. Çekilişe katılmak için yukarıda Foals, Kae Tempest ve Frank Turner isimlerine eklenmiş linkleri takip edip bir çekiliş biletli almak gerekiyor. Kazananlar, 30 Nisan'da açıklanacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



