Karadeniz'de gerilim


Katılımcı demokrasiyi güçlendirmeyi amaçlayan politik bir sosyal ağ: Referandom Belli bir süreliğine adımıza karar alma hakkını devrettiğimiz milletvekilleri, her biri ortalama 6,5 saat süren meclis oturumlarında aldıkları kararlarla geleceğimizi şekillendiriyor. Bir vatandaş olarak bu kararları takip etmek ve meclisleri denetlemek bir sorumluluk, hatta ihtiyaç. Referandom, bu meclisleri takip etmeyi kolaylaştırma misyonuna sahip. Ne yazık ki çoğu bireyin meclis canlı yayınlarını takip etmeye ayırabilecek ne vakti var ne de buradaki terminolojiye hakim olabilmesi mümkün. Referandom’un da çıkış noktası aslında bu problem. Referandom içerik ekibi, TBMM ve büyükşehir belediye meclisleri genel kurullarının canlı yayınlarını ve tutanaklarını sizin adınıza takip ediyor. Buralarda oylanan önerge ve kanun tekliflerini sadeleştirerek tek paragraflık kısa özetler haline getiriyor. Kullanıcılar, Referandom üzerinden meclis genel kurullarında oylanan önerge ve kanun tekliflerini hap bilgi hâlinde günde 10 dakikada kolayca takip edebiliyor. Tıpkı vekiller gibi bu teklifleri oylayıp katılma/katılmama nedenlerini ve alternatif çözüm önerilerini belirtebiliyor. Ayrıca meclis oylaması sonuçlarına da ulaşabiliyor. Siz de demokraside daha aktif olmak için Referandom web ve mobil uygulamalarını ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Rusya ve Ukrayna arasında, Donbass bölgesi üzerine artan gerilim, ABD ve Birleşik Krallık gibi ülkelerin de Ukrayna’yı desteklemesiyle Karadeniz’de hareketliliği arttırdı. Aposto!’da 8 Nisan’da Rusya’nın Ukrayna sınırına asker ve mühimmat yığarak Ukrayna’yı ve uluslararası toplumu alarma geçirmesinden bahsedilmişti. İlerleyen günlerde ABD ve Birleşik Krallık’ın Boğazlardan Karadeniz’e savaş gemisi geçirme isteğiyle beraber Türkiye’nin bölgedeki rolü de belirginleşti.
- Moskova-Ankara: 9 Mart günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında yapılan telefon görüşmesinde Putin, Montrö Sözleşmesi’ne bağlılığın önemini vurguladı. Kanal İstanbul konusunda vurgulanan sözleşme, Karadeniz’e giriş ve çıkışlara sınırlamalar (savaş gemilerinin 21 gün kalma izni ve Türkiye’ye 15 gün önceden bildirme gerekliliği) getirdiği için üçüncü tarafların Donbass bölgesine deniz yoluyla ulaşımını kısıtlamak açısından Rusya için önemli. Ayrıca, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov; Türkiye’nin Ukrayna’ya TB-2 insansız uçakları satışı sorduğunda, Türkiye dâhil ülkelerin “Kiev’in militarist eğilimlerini teşvik etmekten kaçınması” gerektiğini belirtti. Bu uyarının ardından, Rusya’dan Türkiye’ye uçak seyahatlerinin haftada iki seferle kısıtlandığı haberinin gelmesi de Putin’in Türkiye turizm sektörünü hedef alarak Karadeniz’deki gelişmelere tepki göstermesi şeklinde yorumlanabilir.
- Kiev-Ankara: 10 Mart günü ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüştü. Türkiye’nin, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunduğunu ve Kırım ilhakını tanımayacağını açıkladı. “Karadeniz’in barış, huzur ve iş birliği denizi olmaya devam etmesi temel hedefimizdir” diyen Erdoğan, gelişen olaylarda Türkiye’nin rolünün altını çizdi. Görüşmede turizm konusuna da değinildi. Moskova’nın uçak seyahatlerini kısıtlamasının ardından Erdoğan, Ukrayna-Türkiye bağında en önemli unsurlardan biri olarak değerlendirdiği turizm sektörünü vurgulayarak “kitlesel aşılama kampanyamız sayesinde Ukraynalı dostlarımızı güvenli bir ortamda misafir edeceğiz” ifadelerini kullandı.
- ABD savaş gemileri: Rusya-Ukrayna geriliminin tırmanmasıyla, Montrö Sözleşmesi uyarınca ABD’nin iki savaş gemisini Boğazlardan Karadeniz’e geçireceğini duyurması üzerine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, gemilerin 13 Nisan’dan 4 Mayıs’a kadar kalmasına izin verildiğini açıkladı. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın ABD’yi “Kırım ve bizim Karadeniz kıyımızdan uzak durması onlar için daha iyi olur” sözleriyle uyarmasının ardından Putin ve Biden arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. 14 Nisan gecesi ise ABD, savaş gemilerinin geçişinin iptalini duyurdu. Akademisyen Alexey Podberezkin ise Rusya’nın hava ve sahil güvenliği tedbirleri sayesinde Karadeniz’deki gemilerin Rusya tarafından gözetlenebildiğini, dolayısıyla gemi konuşlandırmanın tehdit yaratamayacağını açıkladı.
- Birleşik Krallık’ın müdahalesi: ABD’nin savaş gemilerinin geçişini iptal etmesinden sonra Birleşik Krallık Donanması fırkateynlerini mayıs ayı içinde Karadeniz’e konuşlandıracağını, gemilere uçaksavar füzeleri ve denizaltısavarların da eşlik edeceğini, yine Montrö Sözleşmesi gereğince Türkiye’ye bildirdi. Savunma Bakanlığı konuyla ilgili “Ukrayna’yı askerî eğitim heyeti yoluyla desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Öte yandan, buna tepki gösteren Rusya'dan Senatör Aleksey Puşkov, "Britanyalıların büyük kısmı, önceki askerî müdahalelerin birçok can ve para kaybına mal olduğunu hatırlıyor. Bu yüzden Johnson'un, 'Ukrayna'ya destek amacıyla' Karadeniz'e iki savaş gemisini göndermeyerek tasarruf etmesi daha iyi olur" ifadelerini kullandı.
- Ankara ve Moskova’dan gelebilecek tepkiler: Rusya'dan uzman Andrey Boldırev; ABD ve Birleşik Krallık’ın eylemlerinin kışkırtıcı olduğunu ve Ukrayna’ya destek için değil, kendi çıkarları doğrultusunda bölgedeki durumu daha da kötüleştirmek için hareket ettiklerini belirtirken Rusya’nın bu tür provokasyonlara her zaman tepki verdiği gibi şimdi de tepki vereceği, diğer yandan Türkiye’nin ise eylemden kaçınarak “hoşnutsuz bir seyirci rolüyle” yetineceği tahmininde bulundu. Önce batılı güçlerin gemilerinin geçişine izin veren ve Ukrayna’ya sözlü olarak destek veren Türkiye için Rusya ile dengelemesi zor olacak bir döneme girilmiş durumda. Bölgedeki anlaşmazlıkların Türkiye-Rusya ilişkilerindeki diğer unsurlara sıçrama ihtimali de mevcut görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta hikâyelerimizde Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilimin Türkiye’ye etkisine, ABD’nin Afganistan’dan çekilme sürecine, KKTC’de Kur'an kurslarının kapatılması tartışmasına odaklanıyoruz.
22 Nis 2021

YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




