Manş'ın iki yakası


Yatırıma açık olmayan şirketler arasında entegre rapor yayımlayan ilk şirket: Allianz Türkiye
Küresel bir salgını yaşadığımız ve iklim krizinin etkilerini gündelik yaşamda da apaçık biçimde hissetmeye başladığımız bir dönemde sürdürülebilirlik kavramı daha fazla önem kazanıyor. Bu gerçeklikte kurumlara ve organizasyonlara da çok iş…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Aylar süren pazarlıklarda çıkmaz aşılırken Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği (AB), Brexit sonrası dönemi düzenleyecek serbest ticaret anlaşması konusunda uzlaştı. 650 milyar sterlinden fazla değere sahip ikili ticaretlerin düzenlenmesini sağlayacak olan anlaşmanın amacı, ticaretin sorunsuzca ve mümkün olduğunca gümrüksüz devam etmesini sürdürmek. Çok sayıda istihdam alanının bağlı olduğu bu ikili ticaret anlaşması balıkçılık, enerji, nakliye, yargı, emniyet ve diğer pek çok alandaki düzenlemeleri kapsıyor. Fakat teorinin pratiğe uygulanmasında yaşanan sıkıntılar, iki tarafı tedarik zincirlerinin bozulması ve ciddi bir ek maliyet riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Anlaşmanın kurallarına ilaveten yeni regülasyonlara ihtiyaç duyan ikili ticaretin pandeminin yarattığı belirsiz dünyada nasıl şekilleneceği ise merak konusu.
- Dağıtım merkezi problemi: 1 Ocak'ta yürürlüğe giren Ticaret ve İş Birliği Anlaşması’ndaki menşe kuralları hükümleri uyarınca, tüm mallar AB veya Birleşik Krallık'ta "menşeli" olduklarını göstermek zorunda. Sıfır gümrük vergisi tarifesinden faydalanmayı uman yiyecek ve içecek tedarikçileri, maddenin etkileri konusunda son derece endişeli. Zira AB'den Birleşik Krallık’taki dağıtım merkezlerine gönderilen mallar, Birleşik Krallık üzerinden AB'nin ortak pazarı içinde kalan İrlanda'ya giriş yaptıklarında yeniden bir gümrük vergisiyle karşı karşıya kalıyor. Ticaret anlaşmasında net bir çözüm sunulmayan bu durum, limanlarda kaosa neden olurken işletmeler, İrlanda ile Avrupa arasındaki doğrudan navlun sevkiyatlarını artırarak potansiyel problemleri önlemeye çalışıyor.
- Ek bürokrasi: Birleşik Krallık’ta yer alan birçok küçük ve orta ölçekli şirket; AB düzenlemelerinin yinelenmesi, menşe kuralları, sınır gecikmeleri, artan navlun ve idari maliyetler nedeniyle gümrük tarifelerine maruz kalıyor. Brexit sonrası limanlardaki bürokrasi yükünü üstlenen firmaların yılda toplam 215 milyon gümrük beyannamesi doldurulmak zorunda kalması bekleniyor. 50 bin ekstra gümrük acentesine ihtiyaç duyulan bu yeni sistemin ülkeye maliyeti ise yıllık 7 milyar sterlin olacak. Öte yandan Birleşik Krallık merkezli firmalar, henüz anlaşma imzalanmadan söz konusu düzenlemelere takılmamak ve iş yapış süreçlerinde aksaklıklarla vakit kaybetmemek adına tedarik hatlarını Manş tünelinden uzaklaştıracak adımlar atmaya başladı. AB içinde yeni iştirakler kuran şirketler, her ne kadar AB içinde yeni vergilerle karşılaşsa da Birleşik Krallık'taki operasyonlarını küçülterek ek maliyetlerin önüne geçmeye çalışıyor.
- Kesintiler: Birleşik Krallık Merkez Bankası (BOE), AB'ye ihraç edilen malların yaklaşık %30'unu temsil eden firmaların yeni gümrük ve evrak kontrollerine hazırlıklı olmadığını düşünüyor. Daha az ihracat ve tedarik zincirlerinde kesintiye neden olacak bu durumun ülkenin ekonomik büyümesini de %1 oranında azaltacağı öngörülüyor. Bozulan tedarik zincirlerinin iki tarafın ihtiyaç duyduğu ham madde veya ara ürünlere geç ulaşmasının ithalat ve ihracat arasındaki dengeyi de bozması bekleniyor. Üreticileri temsil eden Make UK adlı kurum, bu çeyrekte ihracatın %14, Birleşik Krallık’a yapılan yatırımların ise %11 oranında azalacağını tahmin ediyor. Manş'ın diğer yakasındaki Fransa'nın Boulogne ve Calais limanlarına gelecek olursak 2020 yılında 2019'a kıyasla %15'lik düşüşle 1,7 milyon kamyona ev sahipliği yapan limanlarda pandeminin etkisiyle zaten zor günler yaşanıyor. Yeni yıl itibarıyla uygulanmaya başlanan yeni gümrük ve idari düzenlemeler ise Manş'ın her iki yakasındaki limanlardaki ticari operasyonların sayısında ciddi bir azalmaya neden olacak gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
11 Ocak Pazartesi sabahından herkese günaydın. Bu hafta gündemimizde Brexit sonrası yeni ticari düzen ve Google’ın tarihindeki ilk işçi sendikası var.
11 Oca 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.



