Seçimler yılının ardından demokrasinin geleceği

Steven Levitsky ve Daniel Ziblatt’ın otoriterleşme üzerine yazdığı gibi, oyunun kuralları taraflı hâle geldiğinde demokrasinin aşınması kaçınılmaz. Belli ki önümüzdeki dört yıl sadece ABD’de değil tüm dünyada demokrasi, hayati bir sınav verecek.
Seçimler yılının ardından demokrasinin geleceği

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

Yazı: Cana Tülüş Türk

2024 yılı, dünya genelinde “seçimler yılı” olarak adlandırıldı. Şimdiye kadar tarihte eşi benzeri görülmemiş sayıda seçmen bu yıl çeşitli kademelerde sandık başına gitti. 

  • Bazı kaynaklara göre en az 62 ülkede dünya nüfusunun yaklaşık %49'unu temsil eden 4,2 milyar kişi oy kullandı. 

Sayı yüksek çünkü Hindistan, Avrupa Birliği, Endonezya, ABD ve Türkiye gibi nüfus açısından kalabalık yerlerde seçimler düzenlendi. Peki seçimler bu kadar yaygınsa neden hâlâ dünya nüfusunun üçte ikisinin otoriterleşen ülkelerde yaşadığını konuşuyoruz

  • Çünkü “nicelik” kendi başına sonucu belirlemiyor. Seçimlerin demokrasi açısından niteliği ve seçim sonuçlarının 2024 sonrasında demokrasiye etkisi gibi önemli sorular gündemde.

Derler ki, seçimler demokrasinin turnusol kağıdıdır. Belirli aralıklarda düzenlenen hür ve adil seçimler, bir rejimin demokrasi olarak tanımlanması için gereken kriterdir. Ayrıca bu seçimlerin sonucunun belirsiz olması gerekir; kimin galip kimin mağlup geldiği ancak oylar sayıldıktan sonra netlik kazanır. 

Bununla birlikte seçim sürecinin ne kadar şiddetsiz ve tarafsız geçtiği, iktidar partisi dışında kalan oyunculara ne kadar manevra alanı tanındığı da önemli hususlardır. Ayrıca hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, bağımsız medya, güçlü sivil toplum, etkin denge ve denetleme mekanizmaları olmadan seçimler, yalnızca bir formaliteden ibaret kalabilir. Dolayısıyla seçimler demokrasinin gereği olsa da bu seçimlerin niteliği, rejimin demokrasi ve otoriterlik çizgisindeki yerini belirler.

  • Peki bu bahsettiğimiz açılardan 2024 yılındaki seçimler, demokrasiye ne derece hizmet etti? 

Freedom House'un "2024 yılı Dünyada Özgürlük" raporuna göre dünya genelinde otoriterleşen rejimler, seçim süreçlerini manipüle ederek demokratik bir görüntü sunmaya çalıştı. Örneğin 2024 seçimlerinde Rusya, Belarus, İran ve Venezuela’da seçimlerin sonuçları çok önceden tahmin edilebilirdi; muhalefet baskı altına alındı, seçim süreçleri ciddi yönlendirmelere maruz bırakıldı. 

Seçimlerin bütünlüğü ya da dürüstlüğü (electoral integrity) açısından da karne kötü: Demokrasinin eşitlik, adalet, seçmen güvenliği, bağımsız medya ve siyasi çoğulculuk gibi unsurları, 2024 seçimlerinde çokça zedelendi. Özellikle otoriterleşen ülkelerde seçimler, liderlerin yönetimlerini meşrulaştırmanın veya muhalefeti sindirmenin bir aracı hâline geldi. Rusya’da öğrencilere seçim katılımı için baskı uygulanması ya da Cezayir ve Azerbaycan gibi ülkelerde muhalefetin keyfî olarak diskalifiye edilmesi, bu durumun çarpıcı örnekleri arasında.

2024 seçimleri, yalnızca politik değil, aynı zamanda fiziksel güvenlik açısından da ciddi sorunlara sahne oldu. Meksika, Güney Afrika ve Hindistan gibi ülkelerde şiddet olayları hem adaylar hem de seçmenler için ciddi tehditler oluşturdu. Örneğin Meksika'da adaylar hayatını kaybederken Güney Afrika'da parlamento seçimleri öncesinde suikastlar yaşandı. Şiddet sadece otoriter ülkelerde değil, yerleşik demokrasilerde de seçim süreçlerine damgasını vurdu. Fransa ve Güney Kore'deki saldırılar, Trump’ın kulağını delen kurşun… 

Daha önceki yıllarda olduğu gibi 2024 yılı, aşırı sağ partilerin Avrupa ve dünyada güç kazandığı bir dönem olarak kayda geçti. Macaristan, Polonya, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde aşırı sağcı partiler, seçim zaferleri elde etti; bu partilerin Avrupa Parlamentosu’ndaki ağırlıkları arttı. Aşırı sağın yükselişinin, kutuplaşmayı ve toplumsal çatışmaları derinleştirmesi, liberal demokrasinin temel prensiplerini tehdit eden bir zemine dönüşmesi kuvvetle muhtemel.  

Günümüzde demokrasiler sadece devrim ya da askerî darbeler gibi eski biçimlerle değil, seçimlerle başa gelen liderlerin zamanla sergiledikleri otoriter eğilimlerle de geriliyor. Müreffeh olanlar da dahil olmak üzere dünya genelinde birçok ülkede seçilmiş otokratların demokrasinin kurumlarını nasıl incelikle zayıflattığına tanık oluyoruz.

  • How Democracies Die kitabında Steven Levitsky ve Daniel Ziblatt, bunu bir futbol oyununa benzetiyorlar. Otoriter liderler iktidarlarını pekiştirmek için önce sahadaki hakemleri ele geçiriyor, sonra karşı takımın yıldız oyuncularının en azından bazılarını kenara çekiyor ve oyunun kurallarını zaman içinde yeniden yazıyor. 

Bu gerilemeye imza atan otokratik liderler hür ve adil seçimlerle başa geldikleri için güçlerini genel iradeye dayandırıyor. Halktan aldıkları meşruiyetle hareket ederek zaman içinde demokrasinin kurumlarının altını oymaya başlıyor. Denge ve denetleme sisteminin yıkılması, muhalefet partilerinin sindirilmesi, bağımsız medya ve yargının kontrol edilmesi, sivil toplumun hareket alanının daraltılması ve azınlık haklarının görmezden gelinmesi otoriter liderlerin ortak icraatları arasında.

Kısacası, seçimlerle güç kazanan ve seçilmiş olmanın getirdiği meşruiyetle hareket eden liderler adım adım otoriterleşiyor ve bu en yaygın demokratik gerileme ya da çöküş biçimi hâline geliyor. Örneğin ABD, Hindistan, Türkiye, Brezilya, Arjantin, Çin, Rusya, Polonya, Macaristan ve Filipinler gibi ülkelerde güçlü liderler seçimle elde edilen temsil gücünü, bütün halkı bir lider altında toplama stratejisi olarak görüyor. Zaman içinde güçlerini pekiştiren liderler, Canovan’ın önerdiği “kurtarıcı siyaset” modeliyle daha demokratik bir dünya vaadini, tabiri caizse seçmenlere "satıyor." Bu liderler, aracı kurumları bozulmuş ve yavaş addederek sahneden siliyor; sadece kendilerini genel iradenin temsilcisi, müesses nizamın koruyucusu olarak görüyor. Karar alıcılar, onlardan "yönetmesini" ve sorunlarını kısa sürede çözmesini isteyen insanlara "Ben senin sesinim" ve "Yönetmeye yetkinim" vaadini sunuyor.

Şu bir gerçek, demokrasinin kaidesini kurumları oluşturuyor ve nasıl bir heykel sağlam bir kaide üzerinde ayakta durabilirse demokrasi de bu kurumlara ihtiyaç duyuyor. Seçimler ise tek başına bunu sağlamıyor. Örnekleri sunarken fark etmiş olmalısınız, sadece otoriterleşen rejimler değil demokrasinin yerleşik olduğu ülkeler de listemizde. Sebebi de zaman içinde bu kurumların aşınması. Tam bu noktada Donald Trump’ın iki başkanlık dönemi arasındaki farkı görebiliyoruz. İlk dönemde demokrasinin kurumları sağlamdı ve otoriterleşme yolundaki adımları bu kurumlar dengeledi ve denetledi. 

  • Yeni dönemde ise asıl sorun ve tartışma siyaset bilimci Pippa Norris’in işaret ettiği gibi denge ve denetlemenin nasıl sürdürüleceği olacak.

Nitekim Trump’ın ilk icraatlarından biri 6 Ocak 2021’de Kongre Binası baskınına katılan yaklaşık 1.500 destekçisini affetmek oldu. Trump, ilk gün kararlarında demokrasi vurgusu yapmadı; bunun yerine “Tanrı tarafından Amerika’yı yeniden yüceltmek” misyonuyla hareket ettiğini açıkladı. Hükümetin sadece iki cinsiyeti kabul edeceğini duyurdu, yasal sığınma başvurularını durdurdu. Karar alma süreçlerini geciktirdiği için bürokrasiye savaş açan ve derdinin demokrasi değil ama bürokrasi olduğunu belirten Elon Musk’ın başkanlık edeceği departmanı onayladı.

Steven Levitsky ve Daniel Ziblatt’ın otoriterleşme üzerine yazdığı gibi, oyunun kuralları taraflı hâle geldiğinde demokrasinin aşınması kaçınılmaz. Belli ki önümüzdeki dört yıl sadece ABD’de değil tüm dünyada demokrasi, hayati bir sınav verecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

NEREDE YAYIMLANDI?

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

BÜLTEN SAYISI

🗳️ Demokrasinin geleceği, seçimler ve sınırlar

Seçimler yılının ardından demokrasinin sınavı ve Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni ihtimaller üzerine...

02 Şub 2025

🗳️ Demokrasinin geleceği, seçimler ve sınırlar

YAZARLAR

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

İLGİLİ OKUMALAR

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Okuldan taşan kriz: Yalnızlık, erkeklik ve şiddet

Kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz” çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz.

26 Nis 2026

Okuldan taşan kriz: Yalnızlık, erkeklik ve şiddet
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Yeknesaklığın çağı: 2000'lerin deneyimini anlatan estetik duruşlar nerede?

21. yüzyıl kültürü biçimsel bir nostaljiye hapsolmuş durumda. Geçmiş biçimleri yeniden paketlemek, zaten bilinen formülleri rafine ederek tekrar dolaşıma sokmak, tanıdık olandan şaşmamak... Mark Fisher'ın "geleceğin usulca yitişi" dediği olgu, “kültürün bugünü kavrayıp ifade etme kapasitesini yitirdiğine dair artan bir hisse” işaret ediyor.

12 Nis 2026

Yeknesaklığın çağı: 2000'lerin deneyimini anlatan estetik duruşlar nerede?
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Oscarlar, aileler ve ideolojiler: Sinemanın sığlaşan ruhu

Bugün çoğu film, dünyayı anlamaya değil, onunla baş etmeye çalışan bireylerin duygusal evrenine çekiliyor. Bu yüzden de politik olan, sistemsel olan, yapısal olan arka plana itiliyor.

29 Mar 2026

Oscarlar, aileler ve ideolojiler: Sinemanın sığlaşan ruhu
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Gastronominin siyaseti: Peru’dan Bask Bölgesi’ne dersler

Gastronomi, üretim zincirindeki eşitsizlikleri örten şık bir örtü yerine, bu eşitsizlikleri çözen bir kaldıraç olarak kullanılırsa; şehirler sadece bir "lezzet durağı" değil, belirsizlikler çağında "toplumsal direnç ve adalet merkezleri" haline gelebilir.

08 Mar 2026

Gastronominin siyaseti: Peru’dan Bask Bölgesi’ne dersler
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Kalkınma, mühendislik ve "mış gibi" yapan imparatorluk

“Bitti” dediğimiz o eski dünya düzeni, sadece askeri anlaşmalarla değil; bu tür “kalkınma” anlatılarıyla, mühendislerin hatıralarıyla ve hatta şairlerin sesleriyle örülmüştü.

15 Şub 2026

Kalkınma, mühendislik ve "mış gibi" yapan imparatorluk