Sen mi Büyüksün Biz mi?

Tüketmek yerine uyumlanmakla, hakimiyet yerine dayanışmayla!
Sen mi Büyüksün Biz mi?

Ocak/Şubat - BMW - Dünyahali
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Deniz Yazıcı

İnsan, her zaman tanıdığa yönelir ve bilinmeyenden kaçar; fakat insanın gerçekliği olan doğa her zaman değişir. Bu bilinene ve kabul görene yönelme hali, günümüz ekonomisinin yarattığı iklim krizi ve çevre tahribatına bağlı münakaşalarda çoğunlukla çözümün daha fazla ekonomik büyümenin, teknolojik gelişmenin ve var olan sistemin genişlemesinin savunulması şeklinde gösterir. Çünkü insan, doğadan hem zihinsel hem de fiziksel olarak bu kadar ırak yaşarken; tüm sistem, ona kurduğu hakimiyetin doğal hatta bir hak olduğunu söylerken kimse bu gidişatı kökünden sorgulamaz. Bundan hoşnut görünürken, neden durup farklı bir dünya düzeninin ve doğa-insan ilişkisinin hayalini kuralım ki? 

Öncelikle, biz iklimden büyük olabilir miyiz? 

Kötülük bayağıdır ve bir kimlik sorunudur. Çokça kabul edildikçe ve yeteri kadar insan onunla özdeşleştikçe hiçbir şey kötücül veya zararlı kabul edilmez – çoğunlukla tam da bu yüzden bedhahtır. Üzerine düşünülmeyen, bulunulan gerçekle uyumlanmayan her şey yanlış olmaya mahkumdur. Çünkü gerçek bizim onu anlamlandırma biçimimize göre hareket etmez, etmek zorunda da değildir. Onun bizden ayrı bir isleyişi vardır. Tam da bu yüzden insan, kendine bu işleyişi kontrol edebileceğine inandıran hikayeler uydurur ve kimlikler yaratır, çünkü insanın hayatta kalma güdüsü ona bulunduğu zaman ve mekâna güvenebilmek istemeni aşılar, bu yolda da vicdanının sesini bastırabilir. Nasıl Adolf Eichmann 1961’de Auschwitz’e ulaşımını sağladığı milyonlarca Yahudi’nin ölümü yüzünden kendine karşı açılan savaş suçları davasında “Ben sadece işimi yapıyordum.” diyebilmiştir, biz de aynı vurdumduymazlıkla doğal kaynakları, ekosistemleri, biyoçeşitliliği ve kendi geleceğimizi satın alarak, satın aldıklarımızla kendimizi var ederek, sosyal medya ve benzeri mecralarda bu varoluş biçimini normalleştirerek tüketiyoruz. Ama tekrar hatırlayalım ki, gerçeklik, bizim onu anlamlandırma biçimimize bağlı değildir, o dışsaldır, ve onu kontrol edemeyiz – onunla sadece uyumlanabiliriz. O yüzden hayır, biz iklimden büyük olamayız. 

O zaman İklim Bizden Büyük Mü? 

Ne yazık ki, buna da hayır. İnsanlık, kendi hikâyelerini büyük çapta ve karmaşık biçimlerde materyale dökerek jeolojik bir güç haline gelmiştir – antroposen, yani insan çağı kavramı da buradan gelmektedir. Sistemi bir nevi devam ettiren şey de aslında insanın zaman üzerinde oluşturduğu verimlilikle hızla genişlerken; doğanın karşılığı olan iklim krizinin etkilerinin bizim hızlı dünyamızla yarışamayacak kadar yavaşça gelişidir ya da gelişimidir?. 8,7 milyon yaşam türü içerisinde insan, kendine kısmen doğadan gayri bir yaşam oluşturmuş tek yaratıktır; bu yüzden etki alanı küçümsenmemelidir. Fakat düştüğü en büyük yanlış olan bu “kısmen”nin koşullarını anlayamaması da normalleştirilmemelidir. İklimin bizim üzerimizdeki etkilerini, kendi yaşamımızda fiyat artışları ve aşırı hava olaylarıyla; Türkiye’de neredeyse bütün sektörlerde karşılaşılan doğa kaynaklı sorunlarla, iklim krizi kaynaklı afetlerin yok ettiği bölgeler ve aldığı canlarla görüyoruz. Artık iklim ve bizim kaderimiz eş, ne biz onsuz ne o bizsiz dengelenebilir. Bu yüzden dayanışmamız artık bir lüks değil, bir şart. 

Peki çıkış yolu nedir?

Çözüm aslında en iyi yaptığımız şeyi doğaya olan etkimizi ve onunla olan bağımızı bilinçli olarak bütünleştirmekten geçiyor: yeni hikayeler ve kimlikler üretmek. Tüketmek yerine uyumlanmakla, hakimiyet yerine dayanışmayla, “insan türü” yerine “dünya yerlisi” olarak kendimizi tanımlamakla kendimizi özdeşleştirebiliriz. Bunları birer değer haline getirip hem nesil içi hem de nesiller arası aktarabiliriz. Yeni, çekici bir varoluş hikayesi yazabiliriz. İşte o zaman hem kısa hem de uzun vadede bir şansımız olacak. 


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

122: İz Bırakmak

Yeni yılda bize ve dünyamıza iyi gelecek yeni alışkanlıklar, uyum içinde yaşam, yeşil tüketim, iklim krizi ve eğitim

05 Oca 2024

BMW i ile birlikte
122: İz Bırakmak

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı