Şifreleme savaşı 2.0?

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Bu hafta içerisinde Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi bünyesinde uçtan uca şifreleme (end-to-end encryption, E2E) konulu bir taslak belge sunulduğu ortaya çıktı. “Yetkili otoritelerin” gerekli durumlarda gerekli bilgilere erişemediği konusunu tartışmaya açmayı hedefleyen taslak metin, sivil toplum örgütlerinden tepki gördü. Yıl içerisinde AB’nin benzer düzenlemeler için hazırlık yapması, ABD içerisinde benzer tasarıların konuşulması ve 1 ay önce yayımlanan devletler arası bildiri, şifreleme savaşları tekrar mı başlıyor sorusunu akıllara getiriyor.
• Crypto Wars: Şifreleme alanında birçok gelişmenin yaşandığı ve her gün kullandığımız bu teknolojilerin geliştirildiği 1970’lerden itibaren ABD, geliştirilen teknolojilere “millî güvenlik sırrı” muamelesi yaparak bu bilgilerin kamunun ve diğer ulusların kullanımına açılmasını sistematik şekilde engellemeye çalıştı. Örneğin yasa sonucu dönemin simgelerinden biri hâline gelen RSA şifreleme kaynak kodununun basılı olduğu tişörtle yurt dışına çıkmak ve tişörtü yabancılara göstermek yasaktı. Dönemin gizlilik aktivistlerinin çabaları sonucu yasaların gevşetilmesiyle bu teknolojiler, bütün dünyanın kullanımına açılmış oldu ve günümüz şifrelenmiş iletişim araçlarının temellerini oluşturdu.
• 🔑 E2E: Geliştirilen uçtan uca şifreleme sistemleri, bugün interneti özgürce kullanabilmemizin önünü açan en önemli teknolojilerden. Örneğin bir web sitesinde ödeme yapmak istediğinizde web sitesine bağlanmadan önce cihazınız ve karşı taraftaki sunucu arasında “tokalaşma” sonucu bir anahtar çifti belirleniyor. Bu anahtarlar kullanılarak yalnızca görüşmede yer alan tarafların içeriğini görebileceği bir iletişim kanalı oluşturuluyor. Üçüncü bir parti sizin web sitesine gönderdiğiniz veriyi yakalasa bile doğru anahtara sahip olmadığı için kredi kartı bilginizi göremiyor. Bu teknoloji yalnızca çevrim içi alışverişte değil bugün neredeyse ziyaret ettiğimiz her sitede, kullandığımız her uygulamada kullanılmakta. Bu sayede gönderdiğiniz WhatsApp mesajını Facebook dâhil kimse göremiyor. Sorun da burada başlıyor.
• Yakın dönem gerilimler: 2016 yılında FBI, San Bernardino silahlı saldırısının failinin iPhone 5C model telefonunu ele geçirmişti. Cihazın şifresini kıramayan yetkililer, Apple’dan yetkililerin verileri görmesini sağlayacak “GovtOS” işletim sistemini geliştirmesini talep etmişti. Apple talepleri reddetse de FBI verilere üçüncü parti bir şirket vasıtasıyla erişim sağladığını duyurmuştu.
• Google ve Apple gibi şirketler Snowden belgeleriyle devletlerin cihaz şifrelerinin üstesinden gelebildiğinin ortaya çıkması sonucu şifreleme yöntemlerini geliştirmişti. Buna göre örneğin, iPhone’unuzun şifresini Apple’ın bile kıramamasını sağlayacak ve belirli bir sayıdan fazla hatalı şifre girilmesi halinde bütün verilerin silinmesine yol açacak değişiklikler getirilmişti.
• Şu anki talepler: Benzer talepler birçok kez E2E şifreleme özelliği bulunan Whatsapp, Signal gibi uygulamalar tarafından da reddedildi. Zaten E2E şifreleme sebebiyle bu uygulamalar da mesajların içeriğini göremediklerini ifade ediyor. Getirilmek istenen düzenlemeler ise bu uygulamalara bir “arka kapı” açma zorunluluğu getirmek istiyor. 2016 yılında pek çok defa gündeme gelen ve FBI tarafından "going dark” olarak adlandırılan son gelişmeler ışığında, bu kez teknoloji devlerinin ön cephede olduğu yeni bir şifreleme savaşı başlamış olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Bir şey daha" etkinliği, öksürük sesinden Covid-19 testi, şifreleme savaşları 2.0 ve yeni sosyal ağ Parler.
12 Kas 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
HMD, yapay zeka asistanına erişim sunan bir tuşla donatılan retro Nokia telefon serisini tanıttı. Serideki sohbet robotu odağı, bir kez daha yapay zekanın dokunabildiğimiz versiyonunun nasıl görüneceğine yönelik soruları gündeme taşıdı.

Kullanıcılar ChatGPT, Claude ve Gemini’a aynı soruları sorduklarında çoğu zaman benzer doğrulukta yanıtlara ulaşsa da deneyim aynı hissettirmiyor. Dil modelleri arasındaki performans farkı daraldıkça rekabetin odağı, IQ'dan duygusal zekaya (EQ) ve davranış tasarımına kayıyor.

Google’ın yapay zeka özetleri yayıncıların arama trafiğini azaltırken, yapay zeka dedektörleri de insan eliyle yazılan metinleri yanlışlıkla makine üretimi olarak işaretleyebiliyor. İnternetin yayıncı, arama motoru ve okur arasındaki eski dengesi çözülürken yeni dönemin temel sorusu şu: Bir metnin kim tarafından ve nasıl üretildiğine dair güven nasıl tekrar inşa edilecek?

Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.



