Siyaset karıştı: Çözüm süreci, kayyum politikası, Suriye ve yeni anayasa

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Ankara, tam da “Türkiye’ye özgü” olarak nitelendirilebilecek bir dizi gelişme nedeniyle hareketli günler yaşıyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan, adına çözüm süreci denilmeyen, “Terörsüz Türkiye” başlığıyla anılan süreç devam ederken bir yandan da AKP, kayyum politikalarını sürdürüyor.
DEM Partili Mersin Akdeniz Belediyesi’ne kayyum atanması, özellikle DEM Parti’de tepkiyle karşılandı. Ancak buna rağmen İmralı’da Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmeler sürüyor. İktidar, Öcalan’ın yakın zamanda koşulsuz biçimde PKK’nın silah bıraktığını açıklamasını bekliyor. Üstelik buna Suriye’deki YPG’nin de dahil edilmesi gerektiği söyleniyor.
DEM Parti’ye gelen bilgiler ise bir çağrı olsa bile koşulsuz bir çağrının çok da mümkün olmadığı yönünde. Öcalan’ın TBMM’de komisyonlar kurulması, anayasanın değişmesi, cezaevlerine yönelik adımlar atılması gibi talepleri olduğu, somut olarak ifade etmese de kurumsal bir barış için bu mekanizmaların işletilmesi gerektiğini düşündüğü kulislerde konuşuluyor.
- Ancak iktidarın sürecin ilerlemesi için bir çağrı yapılmasını zorunlu görmesi nedeniyle özellikle Kandil’e yönelik bir çağrı yapılabileceği iddiası da var.
DEM Parti, TBMM’de yaptığı görüşmelerde CHP başta olmak üzere muhalefet partilerinin büyük bölümünden TBMM’de yürütülecek şeffaf bir süreç konusunda destek aldı. İmralı’ya da bu destek ve önerilerle gittiler. Ancak görülen o ki bir çağrı yapılsa bile özellikle Suriye’deki düğüm hemen çözülmeyecek. İktidar, bu nedenle askerî operasyon seçeneğini de masada tutuyor. Bunun için de başta ABD olmak üzere uluslararası kamuoyunun tepkileri değerlendiriliyor. Trump yönetiminin bu konuda alacağı tutum da kritik önemde görülüyor.
CHP’de hat değişikliği
Bu gelişmeler sürerken CHP’li Esenyurt Belediyesi’nin ardından Beşiktaş Belediyesi’nin hedef alınması, ana muhalefet partisini hat değişikliğine itti.
Birinci parti çıktığı yerel seçimden bu yana “normalleşme” başlığı altında toplumsal uzlaşıyı hedef alan bir politika izleyen CHP’de Genel Başkan Özgür Özel’in Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanması üzerine yaptığı, “Savaş ilanını gördük, kabul ediyoruz” açıklaması da hat değişikliğinin ilk işaretiydi.
Bu açıklamanın ardından yapılan toplantılarda, CHP’nin daha çok sokağa inmesi, Meclis’te AKP ile ortaklaşmaması, miting biçimindeki buluşmalar yerine yoksulluk içerisindeki halkın tepkisini açığa çıkartacak eylemler yapılması gibi fikirlerin benimsendiği öğrenildi.
İmamoğlu faktörü
Beşiktaş Belediye Başkanı’nın tutuklanmasının hemen ardından Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın da İstanbul Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma çerçevesinde tutuklanması, CHP’de dikkatlerin yargıya odaklanmasına da neden oldu.
CHP’de, asıl hedefin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olduğu, İmamoğlu’ndan önce tepkileri minimize etmek ve süreci normalleştirmek için özel bir politika yürütüldüğü görüşü hâkim.
- Bunu önlemek için İmamoğlu’nun CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olduğunun şimdiden açıklanması gibi görüşler de tartışıldı. Ancak toplantılarda bunun İmamoğlu’nun yıpratılması sonucunu doğurabileceği endişeleri dile getirildi.
Bununla birlikte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın küstürülmemesi, adaylık potansiyelinin gözardı edilmemesi, CHP’lilerin ve kamuoyunun en güçlü desteği verdiği aday üzerinde kenetlenilmesi görüşleri konuşuldu.
Adaylık başlığı, bu nedenle şimdilik askıda tutuluyor. Bundan önce halkın tepkilerinin açığa çıkartılarak iktidarın erken seçime zorlanması gerektiği üzerinde duruluyor.
İktidarın hedefi
İstanbul Başsavcılığı’nın ardı ardına yaptığı operasyonlar da bu süreçte dikkati çekiyor. Esenyurt Belediyesi’ne yönelik terör soruşturması, Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk operasyonunun ardından Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan tutuklanması, savcılığı siyasetin odağına oturttu.
CHP’den, AKP’nin yargı eliyle muhalefeti zayıflatma politikası izlediği açıklamaları gelirken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Turpun büyüğü heybede” açıklaması yapması da not alındı.
AKP, bir yandan milletvekili transferlerine devam ediyor. Partinin hedefi kurulacak olası anayasa masasına güçlü oturmak. Ancak transferler sürse bile AKP ve MHP’nin muhalefetin desteği olmadan anayasayı değiştirme gücüne ulaşması güç görünüyor. Bu nedenle özellikle DEM Parti’nin desteği kritik önemde görülüyor.
DEM Parti heyetinin, CHP lideri Özgür Özel’le yaptığı görüşmede de konu gündeme geldi. Özel, DEM Partililer’e açıktan çözüm süreci için AKP ile bir anayasa anlaşması yapılıp yapılmadığını sordu. DEM Partililer, “Gündeme bile gelmedi” yanıtı verdi. Buna rağmen, özellikle İmralı’nın yeni anayasa üzerinde durduğu biliniyor. DEM Parti’nin masanın kurulmasına sıcak bakabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.
Önce ekonomi
Siyaset bu başlıklar üzerinden yürüyor ancak AKP’nin olası bir erken seçimi gündemine almasının ekonomiye bağlı olduğu açık biçimde söyleniyor.
Kulislerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özellikle 2026’da ekonomide iyileşme beklediği, bunun ardından 2027’de erken seçimi gündemine alabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.
Baş döndüren gelişmelerin uzun süre devam edeceğini söylemek mümkün. Yargının operasyonları, CHP’nin yeni politikaları, adı konulmayan çözüm süreci, Suriye’deki gelişmeler uzun bir süre daha gündemi meşgul edecek. Bir yandan anketler yapılıyor olsa da bütün bu gelişmelerin sonucunu bugünden görmek çok mümkün değil. Hangi partinin politikalarının kabul göreceğini, hangi gelişmenin nasıl bir sonuç vereceğini maalesef bütün bu yaşananlara tanıklık ederek öğrenebileceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tutuklandı. Ekrem İmamoğlu'na soruşturma. İmralı'ya ikinci ziyaret. İYİ Parti-AK Parti transferleri. Muhalif siyasetçi ve belediye başkanlarına yargı baskısı. Sinan Ateş davasında takipsizlik.
23 Oca 2025

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




