

Galataport İstanbul’da keyfi bol bir hafta sonuna hazırız
Hafta sonunun habercisi Duende Bülteni bugün de seninle sevgili okuyucu. Bu hafta sonu ne yapıyorsun, programın nedir?
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Ich bin dein Mensch / I'm Your Man
Yönetmen: Maria Schrader
Süre: 108 dakika
Jenerik: Schrader'in yeni filminin gösterimi geçtiğimiz yılki Berlin Film Festivali'nde yapıldı ve festivalde başrol oyuncusu Maren Eggert'e En İyi Başrol Performansı ödülünü kazandırdı. Film, bir deney için tamamen karakter uyumu, ilişki beklentileri ve fiziksel beğenisine göre "hayatının erkeği" olmak üzere kişiselleştirilmiş bir yapay zekâ sevgiliyle aynı evi paylaşmayı kabul eden müze araştırmacası Alma'nın bu süreçte yaşadıklarını anlatıyor.
Neden izleyelim? Birkaç yıl önce Maren Ade'nin Toni Erdmann filmiyle yükselişe geçen Alman mizahının bu son örneği, mizah anlayışı olan bir Black Mirror bölümü gibi — yapay zekanın insandan daha iyi bir sevgili olup olamayacağını aşk, aidiyet ve teknoloji ekseninde işleyen film, bu olasılığın çok da uzak, çok da imkansız olmadığını gösteriyor sanki.
Maren Eggert'in ödüllü performansı bir yana, İngiliz aksanlı Almanca konuşan yapay zekâ rolündeki Dan Stevens ve ufacık rolünde kahkahalara boğan Sandra Hüller, ilgi ve dikkati hak ediyor.
Nerede izleyebilirsin? I'm Your Man, 5 Kasım haftasının vizyon filmleri arasında ve Türkiye'deki 26 salonda gösterime giriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Duende dalyan diyor; özgürce ve bir arada yaşamanın pratik edildiği müzikli bir temsiliyet, Radyo Modyan'ı tanıyoruz; I Don't Live Here Anymore çıktı.
05 Kas 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.



