Tanı Koyduğum İlk İklim Krizi

Genç bir hekimin gözünden, iklim değişikliğinin klinikteki ilk belirtileri
Tanı Koyduğum İlk İklim Krizi

147 - bmw i - Dünyahali hep
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle hazırlanmaktadır.

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Dr. Sıla Gürbüz

Her genç doktorun, kitapta okuduğu bir hastalığı ilk kez gerçek hayatta tanıdığı bir an vardır. O an biraz buruk, biraz da özgüvenlidir. İşte ben de, iklim değişikliği ile ilgili okuduğum kitaplardaki bir duruma şahit olduğumda aynı hissi duymayı beklemiyordum.

Güne “yine mi sular kesik?” diye söylenerek başladığım bir gündü. Bir haftadır kesintiler vardı. Arkadaşlarımın evlerinde ise günlerdir su yoktu. Ara sıra evime su geldiği için minnet mi duymam gerekiyordu? Oysa sadece yeterli yağmur yağmadığı için oluşan kuraklığı ve suyun yaşamımızdaki değerini düşünüyor ve çok üzülüyordum. O gün hastanede öğlen saat 12’ye kadar 20 hasta gördüm. Yarısı aynı şikayetlerle gelmişti: karın ağrısı, diyare, bulantı. “Bu bir salgın olabilir miydi?” Sonra bağlantıyı kurdum. Sular kesikti. Borularda basınç düşüyordu. Ve muhtemelen çeşme suyu kontamine oluyordu. Hastalara sormaya başladım: “Çeşme suyu mu içiyorsunuz?” Evet, çeşme suyu içiyorlardı. Belki çeşme suyundan, belki de ellerini veya yedikleri sebze-meyveleri iyi yıkayamadıklarından hasta olmuşlardı. Ama ortak nokta açıktı: iklim değişikliği nedeniyle oluşan çevresel koşullar onları hasta ediyordu.

Artık sadece tedavi etmiyor, anlatıyordum. Ve içimde o tanıdık his vardı: buruk ama farkında. İyi ki ”iklim okuryazarlığım var” diye düşündüm. Ben bu bağlantıyı kurabildim, çünkü daha önce bu konuda düşünmüştüm. Okumuştum. Ama her doktor aynı hızda bu bağlantıyı kuramayabilirdi. Çünkü biz tıp eğitimimiz boyunca hastalıkları öğreniyoruz; ama hastalıkların nedenlerini oluşturan daha büyük sistemi çoğu zaman yeterince konuşmuyoruz. İklim değişikliği, çevresel riskler, su ve gıda güvenliği gibi başlıklar hâlâ müfredatın kenarında kalıyor. Semptomlara odaklanan tıp eğitimi, bizi semptomun kaynağı olan ekosistem bozulmalarına karşı körleştiriyor. Oysa klinikte karşımıza çıkan pek çok tablo, sadece biyolojik değil; aynı zamanda çevresel ve yapısal nedenlerin bir sonucu. Bu eksiklik sadece bilgiyle ilgili değil. Aynı zamanda refleksle ilgili. Bir hastaya antibiyotik yazmayı biliyoruz, ama o hastalığın neden ortaya çıktığını sorgulamak her zaman ilk aklımıza gelen şey olmuyor. O gün benim için fark yaratan şey, sadece doğru tedaviyi vermek değildi. Aynı zamanda doğru soruyu sormaktı. “Bu insanlar neden aynı anda hasta oldu?” 

Bu soru, bizi bireysel vakalardan çıkarıp toplumsal ve çevresel bir resme götürüyor. Aslında hekimliğin tam da olması gereken yere. Çünkü iklim krizi, gelecekte karşılaşacağımız bir tehdit değil artık. Polikinlikte, acilde, servislerde karşımıza çıkan bir gerçek. Daha sık görülen enfeksiyonlar, artan sıcaklıkların tetiklediği hastalıklar, hava kirliliğine bağlı solunum problemleri, su ve gıda kaynaklı salgınlar. Bunların hepsi klinik pratiğin bir parçası hâline geliyor. Ama biz hâlâ bunları çoğu zaman ayrı ayrı, bağlantısız olaylar gibi ele alıyoruz. Oysa genç sağlık çalışanları olarak burada çok kritik bir rolümüz var. Bizler, bu değişimi ilk fark eden ve en erken temas eden grubuz. Hastayla birebir temas eden, paterni gören, soruları sorabilecek olan kişileriz. Ama bunun için sadece klinik bilgi yetmiyor. İklim okuryazarlığına, sistem düşüncesine ve bu bağlantıları kurabilecek bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bu da bireysel çabayla sınırlı kalmamalı. Tıp eğitiminin, sağlık politikalarının ve hastane pratiklerinin bu gerçekliğe göre yeniden düşünülmesi gerekiyor. Çünkü eğer biz sadece sonuçları tedavi etmeye devam edersek, nedenler her gün yeniden karşımıza çıkacak. Belki de hekimliğin en zor tarafı tam da burada başlıyor: Sadece hastalığı değil, hastalığı yaratan koşulları da görmek ve anlatmak.

O gün hastalarıma sadece ilaç yazmadım. Suyu kaynatmalarını, hijyene dikkat etmelerini anlattım. Ama içimde şunu biliyordum: bu bireysel önlemler tek başına yeterli değil. Asıl ihtiyaç olan şey, daha büyük bir farkındalık ve daha sistemik bir değişim. İklim değişikliği bizi hasta ediyor. Bu artık soyut bir risk değil, klinik bir gerçeklik. Peki, biz bu gerçeği sadece tedavi mi edeceğiz, yoksa tanıyıp dönüştürmeye mi başlayacağız?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

170: İklim Krizi Bir Sağlık Krizidir 🌎

İklim Kliniği projesi, hava kirliliği ve beyin sağlığı, küresel ısınmanın alerjik rahatsızlıklara etkisi, genç bir doktorun gözünden iklim değişikliği teşhisi, ve çok daha fazlası sizleri bekliyor..

29 Nis 2026

BMW i ile birlikte
Shifaaz shamoon, Unsplash

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı