

Vodafone Business ile bulut tabanlı yazılımlar artık tek noktada: Red Bulut Pazaryeri
İşletmelerin dijitalleşme yolculuklarında öncülük eden Vodafone Business , Türkiye’nin hiçbir noktasında teknolojiye ulaşamamış KOBİ kalmasın hedefiyle, bulut tabanlı yazılım ve çözümleri tek bir noktadan ön yatırım maliyeti olmadan satın…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Geçtiğimiz hafta pandemi sonrası teknoloji çalışanlarının yeni iş düzeninden beklentilerini ve şirketlerin bu beklentiye yönelik attığı adımları incelemiş; son iki yılını büyük çoğunlukla evde çalışarak geçiren teknoloji çalışanlarının ofise dönmeye pek de istekli olmadığını ve çalışanların özel yaşamları ile profesyonel hayatları arasındaki dengeyi sağlayabilecekleri esnek çalışma saatlerine sahip hibrit iş modeline olan ilginin arttığını görmüştük. Bu haftaki yazımızda ise teknoloji çalışanlarının iş arayışı ve seçiminde rol oynayan unsurlara göz atıyor olacağız.
Bir önceki yazımızda da bahsettiğimiz üzere; günümüzde teknoloji şirketlerinde sunulan şirket içi oyun alanları ve atıştırmalık barları gibi yüksek profilli özellikler artık teknoloji çalışanlarının bir işi kabul etmesi için tek başına yeterli değil. Aslına bakacak olursak artık teknoloji çalışanlarının bir işi kabul edip etmemesi, o işin kişisel kriterlerine ne kadar uyup uymadığına bağlı gibi duruyor.
Peki, teknoloji çalışanları iş arayışında en çok nelere dikkat ediyor?
LinkedIn tarafından bu yılın başında yayımlanan ve son 10 yılı kapsayan “Küresel Yetenek Eğilimleri Raporu”, iş dünyasında pandemi öncesi döneme dönüş olmasının artık neredeyse imkânsız olduğunu çok daha net bir şekilde ortaya koyuyor. Rapora göre teknoloji çalışanları, refahı teşvik eden şirket kültürleri ve esnek çalışma düzeni talep ediyor ve işverenler de iş tanımlarını bu doğrultuda tekrar yazıyor.
Profesyonel hayat ve özel yaşam dengesi

Inside Headline
Raporda öne çıkan noktalara bakacak olursak iş arayanlar bir iş fırsatında artık maaştan daha fazlasını arıyor. Buna göre iş arayanların %40’ı kültür ve iş arkadaşlarına, %60’ı ise maaş ve yan haklara öncelik verirken; %63’lük çoğunluk iş-yaşam dengesini ilk sırada tutuyor.
- Rapora göre “esneklik”, “refah” ve “kültür” kelimeleri, 2019’a kıyasla 2021’de LinkedIn gönderilerinde daha sık yer aldı ve ilanlarında bu kelimelere yer veren şirketlerin gönderileri, kelimeleri kullanmayan şirketlerin gönderilerine oranla daha fazla ilgi gördü.
Bununla birlikte genç çalışanların esnekliğe daha çok önem vermesi raporda dikkat çeken bir diğer unsur olarak öne çıktı. LinkedIn’in elde ettiği verilere göre 2021’deki iş ilanlarında “esneklik” kelimesi, 2019’a kıyasla %83 daha fazla göründü. Ayrıca kelime şirket gönderilerinde %343 daha fazla kullanıldı ve bu gönderilere katılım %35 daha fazla oldu. İçinde esneklik kelimesi geçen iş ilanlarına Z kuşağı %77 ilgi gösterirken, Y kuşağının ilgisi %30'da kaldı. Bu ilanlara en az ilgi gösterenler ise X kuşağı oldu. Ayrıca, %41 oranla kadınlar, içinde “refah” kelimesi geçen ilanlara erkeklere kıyasla daha fazla ilgi gösterdi.
Liderlikte şeffaflık
Indeed tarafından 2019’da ABD’li bin teknoloji çalışanını kapsayan bir başka anketin sonuçlarına göre ise teknoloji çalışanları %89 ile en çok liderlikte şeffaflığa değer veriyor. Bunu %79 ile bir şirketin topluma “geri vererek” bir şeyler kazandırması, %78 ileyse bir çalışanın şirket ile ortak değerlere sahip olması takip ediyor.
Bir önceki ankette olduğu gibi, bu ankette de çalışanların aradıkları şeyler yaş gruplarına göre farklılıklar sergiliyor. Mesela, yaşı 55 ve üzeri olan katılımcıların %97’si gibi ciddi bir çoğunluğu liderlikte şeffaflığa önem verirken, 35 ila 54 yaş grubunu bir şirkette aradığı en önemli özellikler topluma geri vermek ve ortak değerler paylaşmak olarak öne çıkıyor. Çalışma zincirinin en genç kısmı olan 18-24 yaş grubu ise en önemli iş kriterlerinin, yine, iş ortamı esnekliği ve yeni yetenekler edinmek olduğunu belirtiyor.
Bununla birlikte; teknoloji çalışanları iş ortamında çeşitlilik olmasına da önem veriyor. Ankete katılım gösteren her 10 teknoloji çalışanından 8’i, çeşitliliğin kendileri için “biraz” ya da “oldukça” önemli olduğunu belirtiyor. Daha da detaya inecek olursak, kadın teknoloji çalışanları için çeşitlilik çok daha önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Çoğu teknoloji şirketinde kadın çalışanların hala azınlıkta olduğunu düşündüğümüzde bunun pek de şaşırtıcı bir sonuç olduğu söylenemez.
Teknoloji çalışanlarının bir iş fırsatını değerlendirirken en çok dikkat ettiği faktörleri anketten elde edilen verilere göre özetleyecek olursak karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:
- Ücret ve sosyal haklar (%93)
- İşyeri esnekliği (%92)
- Kariyer geliştirme fırsatları (%91)
- Sürekli öğrenme fırsatları (%91)
- Etik itibar (%90)
- Sağlık programları (%88)
- Çeşitlilik içeren ve kapsayıcı bir iş gücü (%87)
- Kültür uyumu (% 85)
- Gönüllü olma veya toplumda bir fark yaratma fırsatları (%82)
- Çalıştıkları şirketin tanınmış bir işveren markası olması (%75)
Her 10 teknoloji çalışanından 7'si iş değiştirmeyi düşünüyor
2021 yılında TalentLMS tarafından ABD’de yaşayan ve teknoloji, bilişim teknolojileri ve yazılım departmanlarında çalışan 1200 kişiyi kapsayan bir anket, her 10 katılımcıdan 7’sinin 2022 yılı için iş değiştirmeyi düşündüğünü buldu. Ankete katılanların %78’i, Covid-19’un yol açtığı işyeri değişikliklerinin onları mevcut işlerini bırakmaya ve yeni fırsatları değerlendirmeye yönelttiğini belirtti. Sonuçlara göre maaş ve yan haklar haricinde teknoloji çalışanlarını yeni iş arayışına iten faktörler ise şu şekildeydi:
- %41 ile sınırlı kariyer ilerlemesi
- %40 ile çalışma saatlerinde esneklik eksikliği
- %39 ile toksik çalışma ortamı
- %37 ile değer verilmemek ve takdir edilmemek
- %32 ile yetersiz yönetim
- %32 ile öğrenme ve gelişim fırsatlarının olmaması
- %30 ile tükenmişlik
- %30 ile uzaktan çalışma seçeneklerinin olmaması
- %22 ile insan kayırma
- %21 ile eski teknolojiler ile çalışmak
Bütün bunlara ek olarak, ankete katılanların %58’i tükenmişlikten muzdarip olduğunu; %85’i ise şirketlerin mevcut çalışanlarına yatırım yapmaktansa yeni çalışanların ilgisini çekmeye odaklandığını düşündüğünü ifade ediyor. Yine, katılımcıların %58’i yeni bir iş arayışındayken maaş ve yan haklara ek olarak bir şirketin becerilerini geliştirmeleri için hangi imkânları sunduğuna dikkat ettiğini belirtirken; %62’si de bir şirketin sunduğu öğrenme ve eğitim fırsatları ne kadar çok olursa çalışmak için o kadar motive olacaklarını söylüyor.
Elimizdeki tüm bu verilerden bir çıkarım yapacak olursak: Teknoloji çalışanlarının daha iyi maaş, esnek çalışma saatleri ve uzaktan ya da hibrit çalışma olanaklarına öncelik verdiği son derece açık; ancak bir şirketin yalnızca bu imkânları sağlaması da tek başına yeterli değil. Teknoloji çalışanları bunlara ek olarak kariyerlerini ve yeteneklerini geliştirebilecekleri, refah seviyelerini koruyabilecekleri ve ortaya koydukları çalışma için takdir edilecekleri, kendileriyle benzer değerlere sahip çok çeşitli bir iş ortamında çalışmak istiyor. Bu noktada teknoloji şirketlerine düşen görev ise teknoloji çalışanlarını çeken anahtar noktalara odaklanarak kendilerini bu yönde geliştirmek gibi duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Teknoloji çalışanları iş arayışında en çok nelere dikkat ediyor ve bir şirketten neler bekliyor? Web 3.0'ın potansiyel artıları (ve eksileri) neler?
08 Ağu 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.

"The Social Reckoning", gücünü bir çalışanın vicdanı ile bir gazetecinin motivasyonları arasındaki gerilimden alıyor. İkisinin işbirliği, başta kimsenin öngöremeyeceği kadar uç noktalara varan sonuçlar doğuruyor. Aaron Sorkin’in iyi yazılmış senaryosu ise bu karmaşık hikayeyi hem sürükleyici hem de neredeyse bir belgesel kadar bilgilendirici kılıyor.

Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?



