Teknoloji savaşı: ABD, Çin'e karşı

Teknoloji savaşı: ABD, Çin'e karşı

26 Aralık - B2Press - Quando
B2Press ile birlikte

B2Press sunar | Online PR ile büyüyenler: Berqnet Dijital dönüşüm teknolojinin olanaklarını yaygınlaştırırken siber güvenlik risklerine de daha fazla kapı aralıyor. Hangi sektör ya da ölçekte olduğu fark etmeksizin tüm şirketler, sistemlerini çalışır ve hizmetlerini kesintisiz hâle getirebilmek için siber güvenlik çözümlerine ihtiyaç duyuyor. Berqnet Siber Güvenlik Teknolojileri , hedef kitlesine nitelikli içeriklerle ulaşmak için B2Press ile çalışıyor. Berqnet, B2Press’i anlatıyor: “Yeni nesil bir PR ajansı arayışıyla özellikle internetten yaptığım geniş araştırmaların sonucunda online PR servisi alanında hizmet veren B2Press’e ulaştım. Beni öncelikli olarak etkileyen teknoloji alanındaki referanslarının kalitesi ve genişliği oldu. B2Press geleneksel bir PR ajansı değil, ihtiyacımız olan PR hizmetlerini servis modeliyle sunan alanındaki ilk ve tek şirket . Bir yazılım şirketi olarak, benimsedikleri SaaS modeli bizim için çok kıymetliydi.” “İlk etapta en büyük amacımız basın bültenlerini yaratıcı bir şekilde hazırlamak ve servis etmekti. Çalışmalarımız devam ettikçe, diğer büyük ihtiyacımız olan dijital içerik üretimi konusunda da B2Press Plus ile çalışabileceğimizi fark ettik. Başta blog içerikleri ve teknik dokümanlar (white paper) olmak üzere, tüm dijital içeriklerimizi B2Press Plus ile üretebileceğimizi gördük. Yalnız yurt içi değil yurt dışında ihtiyaç duyduğumuz içerikleri de birlikte üretiyoruz.” B2Press ’ le şimdi tanışarak dijital dünyadaki varlıklarınızı artırmaya başlayabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin gayri safi yurt içi hasılatı (GSYH) küresel ekonominin %24’üne karşılık gelirken dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin’in payı ise %15 olarak belirtiliyor.

Birbirine rakip bu iki ülkenin küresel ekonomiyi böylesine domine etmesi, bu rekabetin bütün dünyayı etkilediği anlamına geliyor. İkili arasındaki savaşın en kızgın şekilde sürdüğü cephelerden biri ise teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. 

Çinli teknolojilerin hem askerî hem siyasi hem de ABD vatandaşlarının verileri için “ulusal bir tehdit” olduğunu savunan ABD, bu yıl Çin’e birbiri ardına kısıtlamalar getirdi. Bunlardan en sonuncusu ise yaklaşık iki hafta önce geldi. Buna göre; ABD hükümeti, Çin merkezli teknoloji şirketlerine hâlihazırda uyguladığı ihracat kısıtlamalarının kapsamını genişleterek 36 şirketin daha ticaret kara listesine alındığını duyurdu. Bu, “Varlık Listesi” olarak bilinen kara listeye eklenen firmaların, ABD ihracat düzenlemelerine tabi olan ABD üretimi bazı mallara, yazılımlara ve teknolojilere erişimlerinin kısıtlanacağı; bu teknolojilere ulaşmak istemeleri durumunda ise "sıkı lisans gereklilikleriyle" karşı karşıya kalacakları anlamına geliyor. İhracat kısıtlamalarına tabi tutulan firmalar arasında hem Çin’in hem de dünyanın en büyük çip üreticilerinden olan Yangtze Memory Technologies ve Shanghai Micro Electronics Equipment yer alıyor.

ABD vs Çin: Teknoloji savaşında kilometre taşları

CHIPS and Science

ABD'nin rekabet gücünü, yenilikçiliğini ve ulusal güvenliğini artırmak üzere tasarlanan “Yarı İletken ve Bilim Üretimi için Faydalı Teşvikler Yaratma Yasası” ya da daha bilindik adıyla CHIPS and Science, ABD Başkanı Joe Biden’ın imzasıyla 9 Ağustos 2022 tarihinde yasalaştı. Yerli yarı iletken üretim kapasitesine yönelik yatırımları katalize etmeyi amaçlayan söz konusu yasanın hedefleri arasında kuantum bilişim, yapay zeka, temiz enerji ve nanoteknoloji gibi öncü teknolojilerin Ar-Ge ve ticarileştirilmesini hızlandırmayı ve yeni bölgesel yüksek teknoloji merkezleri ile daha büyük, daha kapsayıcı bir bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) iş gücü yaratmak da bulunuyor.

Evelyn Hockstein/Reuters

CHIPS Yasası, ABD’de üretilecek yerli çip teknolojisi ve bilim alanlarında önümüzdeki on yıl içinde 280 milyar dolar harcama yapılmasını öngörüyor. Bu meblağın 200 milyar gibi büyük bir kısmı bilimsel Ar-Ge ve ticarileştirme için ayrılırken yarı iletken üretimi, Ar-Ge ve iş gücü geliştirme için 52,7 milyar dolar, çip üretimi için de 24 milyar dolar değerinde vergi kredisi bulunuyor. İleri teknoloji ve kablosuz tedarik zincirlerine yönelik programlar içinse 3 milyar dolar ayrılmış bulunuyor.

Yarı iletken şirketlerinin iş güçlerini geliştirmek ve çeşitlendirmek için gerekli desteğin sağlanacağının sözünü veren bu sübvansiyonlar; dijital üretim ve ilgili iş gücü becerilerinde adım adım değişiklik yapma fırsatı sunuyor. Bu yaklaşımın, çiplerin boyutunu ve gücünü küçültme ve aynı zamanda performansı artırma yarışında ayakta kalmanın anahtarı olabileceği düşünülüyor.

Gelgelelim bu fondan yararlanmak, birtakım dezavantajları da beraberinde getiriyor: Yeni coğrafi üretim kısıtlamaları.

CHIPS Yasası, fondan faydalanacak ABD merkezli firmaların Çin başta olmak üzere ABD yasaları tarafından ulusal güvenlik tehdidi olarak tanımlanan ülkelerde yarı iletken üretimi gerçekleştirmesini yasaklıyor. Bu kısıtlamalar, var olan bir üretim tesisin ağırlıklı olarak ulusal güvenlik tehdidi olarak tanımlanan herhangi bir ülkenin pazarı için eski yarı iletkenler üretmemesi şartıyla, sadece yeni yapılacak tesisleri kapsıyor.

ABD hükümet istatistiklerine göre, 1990'larda küresel yarı iletken üretiminin %37’sinden sorumlu olan ABD, günümüzde toplam yarı iletken üretiminin %12'sini oluşturuyor. Öte yandan, birçok ABD firması yurtdışında üretilen çiplere bağımlı bir şekilde operasyonlarını yürütüyor.

İhracat kontrolleri

Ekim başında ABD, yarı iletken arzının kontrolü üzerine Çin ile girdiği yarışta şimdiye kadarki en geniş ihracat kontrolleri arasında yer alan yeni kurallar açıkladı. Bu yeni kurallara göre, dünyanın neresinde üretilirse üretilsin fark etmeksizin, ABD üretimi araçlar veya yazılımlar kullanarak süper bilgi işlem ve yapay zeka odaklı çipler üreten ve bu çipleri Çin’e ihraç eden şirketlerin elde etmesi oldukça zor birtakım özel lisanslar alması gerekiyordu. 

Bununla birlikte, yeni kurallar arasında ABD vatandaşlarının ve yeşil kart sahiplerinin belli başlı Çin merkezli şirketlerde çalışmasını engelleyen bir madde de mevcut. Bu da çalışmak için Çin’e giden ciddi ve önemli boyuttaki Amerikan yetenek hattının kesileceğine ve bunun bir sonucu olarak üst düzey yarı iletken gelişiminin olumsuz olarak etkileneceğine işaret ediyor. 

Çin’in en son teknolojiler için gelişmiş çiplere ulaşmasını epeyce bir zorlaştıran bu yeni önlemlere yönelik ABD Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Alan Estevez, önlemlerin alınmasının amacını ABD üretimi “askerî uygulamalara yönelik hassas teknolojilerin” Çin tarafından satın alınmasını engellemek olduğunu belirtiyor. Kısıtlamalara dair değerlendirmelerde bulunan Washington DC’deki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde teknoloji ve siber güvenlik uzmanı olarak görev yapan Jim Lewis ise, önlemlerin “Çin’i yıllar öncesine götüreceğini” ifade ediyor.

Öte yandan, bu ihracat kısıtlamaları, ABD’nin teknolojiyle alakalı olarak Çin’e karşı getirdiği ilk katı kurallar da değil. Kısıtlamaların gerçek anlamıyla ne zaman ciddileşmeye başladığını görmek için Biden yönetiminden öncesine, eski ABD Başkanı Donald Trump dönemine bakmamız gerekiyor.

Her şey onunla başladı: Trump 

Matt Dunne/Vox

Aylar süren spekülasyonların ardından dönemin başkanı Trump, 2019 Mayıs’ında federal hükümete ulusal güvenlik riski taşıdığı öne sürülen yabancı menşeli telekomünikasyon ekipmanlarının ABD merkezli şirketler tarafından satın alınmasını engelleme yetkisi veren bir kararname imzaladı. Her ne kadar bu kararın tek bir şirket özelinde alındığına dair bir açıklama gelmese de bu yeni yetki, pek çok kişi tarafından kimi ABD milletvekillerinin güvenlik tehdidi olarak gördüğü Çin merkezli Huawei'ye karşı bir hamle olarak değerlendirildi.

Kısaca, bu yasak, Huawei ve ZTE gibi Çin merkezli teknoloji devlerinin artık ABD’de ürünlerini satamayacağı veya önemli yazılım ve lisanslar için Google ya da ARM gibi alanının büyük isimleriyle çalışamayacağı anlamına geliyordu.

Bu kararın alınmasından yaklaşık 1 yıl sonra ise Trump, söz konusu kararnamenin geçerliliğini Mayıs 2021'e kadar uzatılması yönünde karar aldı.

Kasım 2021’e geldiğimizde ise yeni ABD Başkanı Joe Biden, Huawei ve ZTE gibi şirketlerin ağ lisansı almasını engelleyen Güvenli Ekipman Yasası'nı imzaladı. Temsilciler Meclisi'nde 420'ye karşı 4 oyla kabul edilen yeni yasa ile Federal İletişim Komisyonu’nun (FCC) "Kapsanan Ekipman ya da Hizmetler Listesi"nde yer alan şirketlere lisans verme yetkisi tamamen elinden alındı. Konuya ilişkin olarak FCC Komiseri Brendan Carr, "Bu teçhizatın ulusal güvenliğimiz için kabul edilemez bir risk oluşturduğunu zaten tespit ettik, bu nedenle 'Huawei boşluğu' olarak adlandırdığım şeyi kapatmak bizim için uygun bir eylemdir" ifadelerini kullandı. 

Bu karar, 25 Kasım 2022’de FCC tarafından kararı resmî olarak uygulamaya kondu.

ABD, lider dünya gücü olma yolunda en büyük rakibi olan Çin hükümetinin Huawei gibi şirketlerin ekipmanları aracılığıyla Amerikan ağlarını gözetleyebileceğini savunuyor. Huawei bunun gerçekleşebileceğini defalarca reddederken şirketin CEO'su ve kurucusu Ren Zhengfei, ABD’ni şirkete karşı yürüttüğü kampanyanın şirketin uluslararası büyümesini durdurmayacağını söyleyerek meydan okudu.

2019 Şubat ayında da FBI, CIA ve NSA gibi ABD'nin önde gelen istihbarat kurumlarının başkanları ABD vatandaşlarına, Huawei ya da ZTE marka telefonları kullanmamalarına dair uyarıda bulunmuş; buna ek olarak hükümet, ulusal altyapıda Huawei yapımı telekom ekipmanlarını kullanmayı bırakmaları için müttefiklerine de baskı yapmıştı.

Nedenler ve etkiler

2016 yılında Çin yönetimi, Çin yarı iletken endüstrisini geliştirmek için 10 yıl içinde 150 milyar dolar harcamayı planladığını açıkladı. O zamana kadar ABD-Çin çatışması ciddi bir şekilde başlamamıştı ancak Pekin'in açıklaması ABD savunma kurumlarında alarm zillerini harekete geçirdi. Uzmanlar Çin'in yarı iletken sektöründeki varlığını artırma planının ABD'nin ulusal güvenliğini riske attığı uyarısında bulundu: Bu, birkaç on yıl içinde Çin merkezli firmaların ABD'den daha gelişmiş mikroçipler üretebilir hâle gelebileceği; bu da Çin'in füzeleri, lazerleri ya da hava savunma sistemlerinin dünyanın en sofistike sistemleri hâline gelebileceği anlamına geliyordu.

Bunun gerçekleşmesinin önüne geçmek isteyen ABD ise çareyi kendi yerli yarı iletken üretimini destekleyecek yüz milyarlarca dolarlık bir destek paketine ek olarak Çin merkezli şirketlerin özellikle de askerî ve telekomünikasyon alanlarında kullanılan ekipmanlarının satın alımını ve Çin’in çip üretimi için ABD’den satın alması gereken çip üretim ekipmanlarının ihracatını durdurmakta buldu. Bu önlemler, yerli çip üretiminin desteklemenin yanında Çin’in üretimine bir darbe vuracak ve Çin malı ekipmanların ABD’ye karşı kullanılmasını da engelleyecekti.

Ancak, ABD’nin aldığı bu önlemler, krizin ardından henüz hâlâ daha kendine gelememiş, tam anlamıyla toparlanamamış ve dolayısıyla da oldukça kırılgan olan yarı iletken endüstrisindeki yankıları sadece Çin’i etkilemenin çok daha ötesinde görülüyor; çünkü bütün bunların sonucunda çip üreten, bu çipleri Çin dahil dünyanın dört bir yanına ihraç eden ve bu çipleri kullanarak teknolojiler geliştiren şirketler en sert darbeyi alıyor.

Hong Kong'daki Counterpoint araştırma şirketinin müdür yardımcısı Brady Wang'a göre, ekimde gelen ihracat kısıtlamaları NVIDIA'nın A100/H100 ve Intel'in GPU'su gibi üst düzey bilgisayar çiplerini kapsıyor. Bazıları hemen yürürlüğe girecek olan kurallar, bu yılın başlarında en iyi alet üreticileri KLA, Lam Research ve Applied Materials'a gönderilen ve gelişmiş mantık çipleri üreten tamamen Çin'e ait fabrikalara ekipman sevkiyatını durdurmalarını gerektiren mektuplarla gönderilen kısıtlamalara dayanıyor.

ABD Ticaret Bakanlığı ihracat kontrollerinin "[Çin'in] gelişmiş bilgi işlem çipleri elde etme, süper bilgisayarlar geliştirme ve bakımını yapma ve gelişmiş yarı iletkenler üretme kabiliyetini kısıtladığını" belirtiyor.

Çip yasağı, deneyimli Çin analisti Bill Bishop tarafından ABD ve Çin arasındaki ticaret ve jeopolitik gerilimlerde "büyük bir tırmanış" olarak nitelendiriliyor. "Hepimiz hâlâ yeni kontrollerin etkilerini anlamaya çalışıyoruz" diyen Bishop, "Açıkçası birçok kişinin hem teknoloji tedarik zincirleri ve gelecekteki gelişmeler hem de daha geniş anlamda ABD-Çin ilişkileri için ne kadar önemli olduğunu hafife aldığını düşünüyorum" diye de sözlerine ekliyor.

Uluslararası araştırma şirketi GlobalData ise kısıtlamaların "yarı iletken endüstrisinin ötesine geçtiğini" ve özünde dünya ekonomisinin liderliğinden başka bir şeyle ilgili olmadığını belirtiyor. Firmanın tematik araştırma direktörü Josep Bori, "Bu, birçoklarının beşinci sanayi devrimi olarak adlandırdığı şeyin temelini oluşturan [yapay zeka] hakimiyetiyle ve nihayetinde önümüzdeki birkaç on yıl içinde küresel ekonomik liderlikle ilgili" ifadelerini kullanıyor.

Kısıtlamalara uymak için bir yılları daha olmasına rağmen, pazar lideri Tayvanlı TSMC, SK Hynix ve Samsung gibi Asya'daki yarı iletken üreticileri de bu kısıtlamaların tehdidi altında. S&P Global Ratings kredi analisti Clifford Kurz, konuya ilişkin şunları aktarıyor: 

"Derecelendirdiğimiz Asya-Pasifik teknoloji ihraççılarının çoğu, en azından önümüzdeki 12 ay boyunca darbeyi absorbe edecek mali güce sahip. Ancak daha uzun vadede, derecelendirme sonuçları açıkça olumsuzdur."

Çin bunun yerine yerel olarak üretilen çipleri kullanabilir mi?

Çin, küresel olarak satılan yarı iletkenlerin dörtte üçünden fazlasını tüketiyor, ancak küresel üretimin yalnızca yaklaşık %15'ini üretiyor.

Uzmanlar, Çin'in kendi ekipman üreticilerinin denizaşırı rakiplerinin dört ila beş yıl gerisinde kaldığını ve bu durumun, KLA Corp, Applied Materials ve Lam Research gibi ABD'li tedarikçilerden kaybedilen ekipmanın yerini doldurmaktan alıkoyduğunu belirtiyor. Boston Consulting Group’un 2021 yılındaki tahminlerine göre, bir ülkenin tamamen “kendi kendine yeten” bir yerel çip tedarik zinciri kurabilmesi için en az 1 milyar dolarlık ek ön yatırıma ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor.

Bununla birlikte, yeni kısıtlamaların, Çinli çip üreticilerini, yaptırımlara tabi olmayan eski teknolojilerle yaratıcı mühendislik çözümleri kullanarak gelişmiş çipler üretmeyi denemeye teşvik edebileceği değerlendiriliyor. Counterpoint'ten Brady Wang, "ABD'nin en son kısıtlamaları Çin'in gelişmiş yarı iletken endüstrisini ve yapay zeka, süper bilgisayarlar, kendi kendine sürüş eğitimi gibi türev teknolojileri büyük ölçüde” yavaşlatacağını ve bunun, Çin’in üretim kapasitesini "olgun teknolojilere yoğunlaştırmaya ve Çin dışındaki hizmetlerden yararlanmaya" yönlendirmesine neden olabileceğini ifade ediyor.

Bu işin bir de "TikTok" tarafı var

Bütün bunlarla birlikte, ABD’nin Çin’le savaşı “sosyal medya” kanadında da oldukça sert geçiyor. Evet, TikTok’tan bahsediyoruz.

Bea Vaquero/Dribbble

Bir süredir Çin merkezli teknoloji şirketi ByteDance bünyesindeki TikTok’u ülkede yasaklamaya çalışan ABD hükümeti, bunun önüne geçmek için TikTok’un tüm çabalarına karşın hedefine giderek daha da yaklaşıyor. Pandeminin bir çıktısı olarak, uzun karantina döneminde evlerine tıkılıp kalan insanların sıkıntısından faydalanarak çok kısa sürede popülerleşen TikTok’u yasaklama çabaları ise ilk olarak yine Trump dönemine denk geliyor.

6 Ağustos 2020'de Başkan Trump, “ulusal güvenlik kaygıları”nı gerekçe göstererek ByteDance ile ABD vatandaşları arasındaki operasyonları yasaklayan bir kararname ile ABD'de TikTok'u engellemeye çalıştı. Bundan 8 gün sonra Trump, 90 gün içinde TikTok'un ABD'deki işlerini Çin’den ayırması ya da TikTok’u bir Amerikan firmasına satması için ByteDance’e bir ültimatom sunan başka bir icra emriyle "geri" adım attı. ByteDance, TikTok'u Microsoft, Oracle ve Walmart'a satmak için görüşmelerde bulundu, ancak bu görüşmelerin hiçbiri sonuç vermedi. ByteDance ve TikTok influencer’ları tarafından açılan bir dizi dava sonucundaysa bu yasağın da önüne geçilmiş oldu.

2021 Haziran’ına geldiğimizdeyse Başkan Biden, Trump'ın yürütme emrini iptal ederek TikTok'un oluşturabileceği güvenlik tehditleri hakkında bir soruşturma başlattı. Bundan 1 yıl sonra, Haziran 2022'de ise, Çin'deki çalışanlar tarafından ABD kullanıcı verilerine arka kapıdan erişim sağlandığına dair söylentiler yeniden ortaya çıktı. Federal İletişim Komiseri Brendan Carr, Apple ve Google'a açık bir mektup göndererek "gizli veri uygulamaları" nedeniyle TikTok'u uygulama mağazalarından kaldırmaları çağrısında bulundu.

ABD kurumları tarafından yürütülen soruşturma ve eylemlerin duraksamasının bir nedeni de karşıt faktörlerin rol oynaması olarak karşımıza çıkıyor. Buna göre, ABD internetinde ifade özgürlüğünün Çin merkezli bir uygulama tarafından barındırıldığında nasıl işlediği sorusunun yanıtı dış ticaret politikası, siyasi ideoloji, uluslararası veri güvenliği ve daha pek çok konunun da gündeme gelmesine neden oluyor.

Öte yandan, bu kargaşadan çıkacak sonuçlar TikTok'un çok ötesine geçiyor. Bunun nedeniyse, hükümetin düzenlemelerle ilgili alacağı herhangi bir kararın ya da gençlerin kullandığı bu kısa video uygulamasına getirilecek herhangi bir yasağın, Facebook ve YouTube gibi diğer devlerin önümüzdeki yıllarda yasal ve siyasi olarak nasıl ele alınacağına dair bir emsal teşkil edecek olması.

Şimdilik, kullanıcı verilerinin ABD'deki Oracle bulut sunucularında güvenli bir şekilde saklandığını savunmaya devam eden TikTok, ülke genelinde uygulanacak olası bir engelin önüne geçmek amacıyla ABD’li yetkililere çeşitli güvenceler vermek için çabalıyor. Bu çabalardan sonuncusu ise geçtiğimiz hafta gelmiş bulunuyor.

Konuya aşina kaynakların bildirdiği üzere geçtiğimiz hafta TikTok, ABD hükümetine,  operasyonlarını “daha mesafeli şekilde yürütmeyi” ve dışarıdan incelemeye tabi tutulmayı” kapsayan bir teklifte bulundu. Buna göre TikTok, Microsoft’un ardından dünyanın en büyük ikinci yazılım şirketi olan Oracle’ın rolünün, TikTok’un teknoloji altyapısının ByteDance’den, yani Çin’den ayrı olmasını sağlayacak şekilde genişletilmesi ve TikTok’un ABD’den sorumlu bölümünün ByteDance’den bağımsız olarak yönetilmesi için “vekil” kurul oluşturulmasını teklif ediyordu. Ancak, çıkan son haberlere göre TikTok’un bu çabaları da sonuç vermeyebilir gibi gözüküyor.

Çok kısa bir süre önce TikTok’un ana şirketi ByteDance, şirkete yönelik bir iç soruşturmanın sonuçlarını yayımladı. Bu rapora göre, ByteDance’in Çin’deki dört çalışanı, ABD’li iki gazeteciye ait TikTok hesaplarının verilerini ele geçirmişti. Çalışanların ele geçirdikleri bu bilgilerle ne yaptıkları gibi asıl can sıkıcı detaylar ise raporda belirtilmiyordu. Geçtiğimiz haftalarda hükümetin TikTok’un devlete ait cihazlarda kullanılmasının yasaklanmasını öngören yasa tasarısı Senato’dan geçmiş ve yasalaşmak üzere Temsilciler Meclisi’ne gönderilmişti. 

Öte yandan, TikTok’un kamusal cihazlarda kullanımı hâlihazırda Teksas, Kuzey Dakota, Louisiana, Oklahoma, Güney Dakota, Maryland, Güney Carolina, New Hampshire, Utah, Batı Virginia, Georgia, Idaho, Iowa, Tennessee, Alabama, Virginia, Nebraska ve Montana'da zaten yasaklanmış bulunuyor.

Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda ise tasarının Temsilciler Meclisi’nden daha acil bir şekilde geçeceğini söylemek mümkün. Dahası, TikTok’a karşı daha büyük yaptırım, önlem ve yasakların da yolda olduğunu söylemek çok uzak bir tahmin olmayacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

⚔️ Devlerin savaşı

ABD ve Çin arasındaki teknoloji savaşında son durum ne? ABD'nin Çin'e karşı özellikle de bu yıl attığı adımların ve aldığı önlemlerin yansımaları gelecekte ne gibi bir karşılık bulacak?

26 Ara 2022

B2Press ile birlikte
The Telegraph

YAZARLAR

İrem Denli

Teknoloji Editörü

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Tem 2026

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?
QuandoQuando

HİKAYE

Zaten aşklar hep yalan dolan: Çin’in ‘yapay zeka sevgili yasağı’ tüm dünyaya yayılabilir mi?

Çin geçen hafta, medyaya “Çin’den yapay zeka aşklarına yasak” tarzı başlıklarla yansıyan bir düzenlemeyi uygulamaya koydu. Düzenlemenin hedefi gayet net: Kişinin kişilik özelliklerini, düşünce kalıplarını ve iletişim tarzını taklit ederek sürekli duygusal etkileşim sağlayan hizmetler. Peki yasanın arkasındaki gerekçe neydi, dünyanın geri kalanının bu yasağı takip etmesi olası mı ve tabii artık bir halk sağlığı sorununa dönüşen "yalnızlık salgını"nın önüne bu şekilde geçilebilir mi?

Ümit Alan

·

25 Tem 2026

Zaten aşklar hep yalan dolan: Çin’in ‘yapay zeka sevgili yasağı’ tüm dünyaya yayılabilir mi?
QuandoQuando

HİKAYE

OpenAI modelleri Hugging Face'e sızdı: Yapay zeka gerçekten özerklik mi kazanıyor?

OpenAI, güvenlik testi sırasında kapalı bir test ortamından (sandbox) kendiliğinden çıkan iki yapay zeka modelinin internete erişim sağlayarak açık kaynak kodlu yapay zeka yazılımlarının açık kütüphanesi Hugging Face'in sistemlerine sızdığını açıkladı. Peki bu olay gerçekten yapay zekanın bilinç kazandığını gösteren bir dönüm noktası mı?

Çiğdem Öztabak

·

23 Tem 2026

OpenAI modelleri Hugging Face'e sızdı: Yapay zeka gerçekten özerklik mi kazanıyor?
QuandoQuando

HİKAYE

AI’ın kara kutusu: Dil modellerinin kolektif bilinci bulunmuş olabilir mi?

Yapay zekayla konuşurken onların yalnızca son cevabını görürüz. Sohbet robotlarına güç veren büyük dil modellerinin o yanıta nasıl ulaştığını, hangi ihtimalleri elediğini ya da cevabını oluştururken "zihinlerinde" nelerin canlandığını bilmeyiz. Anthropic’in yaptığı yeni bir çalışma ise ilk kez bu "kara kutunun" içinde neler yaşandığını ortaya koyuyor.

Doğa Yurduneri

·

21 Tem 2026

AI’ın kara kutusu: Dil modellerinin kolektif bilinci bulunmuş olabilir mi?
QuandoQuando

HİKAYE

Sürtünmesiz bir dünya hayali: Teknoloji hayatı 'fazla' mı kolaylaştırdı?

Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Doğa Yurduneri

·

17 Tem 2026

Sürtünmesiz bir dünya hayali: Teknoloji hayatı 'fazla' mı kolaylaştırdı?