Teknolojide dönüm noktası: AB, Apple’a verilen vergi cezasını onadı

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Avrupa Komisyonu, yaklaşık 10 yıl önce Apple’a verdiği cezayı temyize götüren bir vergi davasını kazandı. 13 milyar avroluk ceza kararı, Apple’ın bölgedeki vergi düzenlemelerine aykırı davrandığı ve İrlanda’da tam 20 yıl boyunca yasa dışı vergi avantajları elde ettiğini öne sürmüştü. Apple, cezaya itiraz etse de Avrupa Adalet Divanı, komisyonu ceza konusunda haklı bularak ikili arasındaki anlaşmazlığa noktayı koydu.
Bir adım geriden: Avrupa Komisyonu, İrlanda’da elde ettiği yasa dışı vergi avantajları nedeniyle 2016 yılında Apple’ın 13 milyar avro ceza ödemesi gerektiğine hükmetti. O dönem Apple CEO’su Tim Cook, cezaya itiraz edeceklerini ve kararın temyizde bozulmasını beklediklerini açıkladı.
Fakat Adalet Divanı, kısa bir süre önce Avrupa Komisyonu’nu haklı bularak söz konusu cezayı onadı ve İrlanda hükümetinin faiziyle birlikte 13,8 milyar avroyu bulan cezayı tahsil etmesini emretti.
Temyiz süreci boyunca 13 milyar avroluk tutarı bir emanet hesabında tutan Apple’ın karara bir kez daha itiraz edemeyeceği belirtildi.
Neden önemli? Pek çok sektör uzmanına göre karar, teknoloji şirketlerinin Avrupa pazarında faaliyet göstermek istiyorlarsa Avrupa Birliği (AB) yasalarını özgürce ihlal edemeyeceklerini kanıtlaması açısından bir dönüm noktasına işaret ediyor. Ayrıca kararın, düşük vergi rejimine sahip AB ülkeleri için bir uyarı olarak görülüyor.
Apple, vergi yükünü %0,005’e kadar düşürdü
Avrupa Komisyonu’nun 2016’da verdiği cezada açıkladığı gerekçelere göre Apple, 1991 ve 2007 yıllarında İrlanda’da yapılan iki vergi anlaşmasından faydalanarak vergi yükümlülüğünü 2014'te %0,005’e kadar düşürdü. Bu vergi anlaşmaları, Apple’ın kârının küçük bir kısmı üzerinden standart vergileri ödediği bir İrlanda ofisini ve hiçbir ülkede vergi mükellefi olmadığını iddia ettiği genel merkezini ilgilendiriyordu. Cezayı onayan karar ise 1991 ve 2007 yılında yapılan anlaşmaların AB’nin devlet desteklerine ilişkin yasalarını ihlal ettiğine kanaat getirdi.
Açıklamalar: Konuya ilişkin açıklamasında faaliyet gösterdiği tüm pazarlarda ödemekle yükümlü olduğu vergileri ödediğine ve İrlanda ile özel bir anlaşma yapmadığına işaret eden Apple, Avrupa Komisyonu’nu Apple’ın ABD’deki vergi mükellefi pozisyonunu görmezden gelmekle suçladı.
Öte yandan: 13,8 milyar avroluk bir tutarı hazineye kazandıracak olmasına rağmen kararın, cezaya Apple ile birlikte itiraz eden İrlanda için de oldukça önemli olduğu belirtildi. Zira ülke, Avrupa’daki operasyonlarını düşük vergiler ödeyerek sürdürmek isteyen çok uluslu şirketler tarafından bir fırsat kapısı olarak görülüyordu.
13,8 milyar avroluk tutar, İrlanda’nın yıllık kamu harcamasının yaklaşık %14’üne denk geliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
ABD'de Cumhuriyetçilerin Başkan Adayı Donald Trump ile Demokrat Aday Kamala Harris, televizyondaki ilk tartışmalarını yaptı. AB'nin en yüksek mahkemesi, Apple’a verilen 13 milyar avroluk vergi cezasını onadı.
11 Eyl 2024

YAZARLAR

Doğa Yurduneri
İş Dünyası ve Teknoloji Editörü

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?





