TikTok'un öldürücü algoritması

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Sosyal medya platformları, algoritmaları aracılığıyla bize istediğimiz türden kişiselleştirilmiş içerikler sunarak bizi memnun etmeye ve uygulamalarında tutmaya çalışırken aynı zamanda gelirlerini artırıyorlar. Zamanla kullanıcılar, benzer fikirlerde kullanıcıların kümelenmesiyle karşıt düşüncelerden arındırılmış “filtre balonları”nda hapsoluyorlar. Filtre balonları yalan haberlerin ve dezenformasyonun yayılmasında önemli rol oynarken platformların bel kemiğini oluşturan öneri algoritmalarının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyorlar.
- Bu algoritmaların nasıl çalıştığı ve nasıl etkilere sahip olduğu ise merak konusu. Geçtiğimiz günlerde ByteDance, şeffaflaşma çalışmaları kapsamında açmayı planladığı, fakat salgın sebebiyle fiziksel faaliyete geçemeyen Şeffaflık Merkezi’ni sanal olarak gazetecilerin ve yetkililerin ziyaretine açtı. Ziyarette TikTok yetkilileri, TikTok algoritmasının nasıl çalıştığını, kullanıcıların karşılarına hangi içeriğin çıkacağına nasıl karar verildiğini ve içerik moderasyonunun nasıl gerçekleştiğini açıkladılar.
- Algoritma: TikTok’u ilk defa açan kullanıcılar revaçta olan videolarla karşılaşıyor. Daha sonra uygulama, kullanıcının etkileşime geçtiği videolarla ilgili verileri (hashtag, paylaşan kullanıcı vb.) ve kullanıcının kendi verilerini (yaş, ülke, cihaz gibi) toplayarak kullanıcının tercihlerini benzer kullanıcıların tercihlerine yaklaştırıyor. Bu şekilde benzer kullanıcılar kümelendirilirken, benzer videolar da aynı şekilde içerik ve izleyicilerine göre kümelendiriliyor. Hangi videoların sunulacağı kararını verirken uygulama, makine öğrenmesinden faydalanıyor.
- Filtre balonu: Diğer birçok sosyal medya platformunda olduğu gibi TikTok da içerik öneri özelliği sebebiyle kullanıcıları filtre balonları içine hapsetme potansiyeline sahip. Daha öncesinde uygulamanın takip edilen kişilerin fiziksel özelliklerine göre kullanıcı önerisinde bulunduğu iddiaları ve yarattığı filtre balonu örnekleri ortaya konmuş olsa da TikTok yetkilileri algoritmanın filtre balonları yaratmaya yatkınlığının farkında olduklarını ve nasıl oluştukları, kişilerin balonlara nasıl hapsolduğu ve gerektiğinde bu etkileri kırmak üzerine çalıştıklarını ifade ediyorlar.
- Şeffaflık: TikTok’un algoritması ve veri yönetimiyle ilgili bilgileri denetime açmasının en önemli sebebi ABD tarafındaki şüpheleri giderebilmek. Oysa ABD merkezli şirketlerin benzer bir kaygısı bulunmuyor. Örneğin, YouTube’un ve Facebook haber akışının öneri algoritmaları, şirketler tarafından şeffaf bir şekilde paylaşılmazken gazeteciler ve araştırmacıların çalışmalarıyla nasıl çalıştıkları anlaşılabiliyor. Fakat TikTok’un yaptığı açılım ve AB tarafından gelen taleplerle bu yakın zamanda değişebilir.
- TikTok’un, ABD faaliyetlerine devam edebilmek için aradığı ortağı Başkan Trump’ın belirlediği son tarih olan 15 Eylül’den önce bulduğu basına yansıdı. Bu ortak ise Oracle oldu. Diğer taraftan Beyaz Saray’ın satışı onaylayıp onaylamayacağı ve satışın nasıl gerçekleşeceği merak konusu. Çin’in yakın zamanda teknoloji ihracını kısıtlayan düzenlemeleri ve satışın algoritmayı kapsamayacağı söylentileri mevcut olsa da uygulamanın bel kemiği olan öneri algoritmasının pazarlığın en önemli maddelerinden biri olacağına şüphe yok.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Facebook geçtiğimiz hafta açıkladığı Kampüs uygulamasıyla 2005 yılındaki Facebook'u yeniden keşfetti. TikTok ise milyar dolarlık bir şirkete dönüşmesini sağlayan algoritmalarını açıkladı.
17 Eyl 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.



