Yapay zekâyı Budizm kurtarabilir


Kripto para yatırım portföyünüzü tek tıkla genişletin: Bitpanda Crypto Index
Borsadan kripto paralara; yatırım fırsatlarını anında yakalayabilmek için doğru öngörülerde bulunmak, piyasayı anlık ve düzenli olarak takip etmek, bir başka deyişle yatırım süreçlerine dikkate değer bir vakit ayırmak gerekiyor. Yine de…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Budizm'in (hakkında çok az şey bildiğimi kabul ederek), uygulanabilir bir yaşam felsefesi olarak bana en güçlü şekilde hitap ettiğini her zaman hissettim.
Yapay zekânın Budist öğretiler tarafından yönlendirilmesine ilişkin bu argüman da fikrimi pekiştirdi açıkçası:
“Budizm, tüm duyarlı varlıkların acıdan kaçınmak istediği varsayımına dayalı bir düşünme yöntemi önerir. Buda, acı çekmekten özgürlüğe götüren bir eylemin iyi olduğunu söyler. Bu öğretinin yapay zekâ için anlamı, yapay zekânın herhangi bir etik kullanımının acıyı azaltmak için çaba göstermesi gerektiğidir. Başka bir deyişle, örneğin yüz tanıma teknolojisi yalnızca acıyı azalttığı veya refahı desteklediği kanıtlanabilirse kullanılmalıdır. Üstelik amaç, yalnızca yapay zekâyla doğrudan etkileşime girenlerin değil herkesin acısını azaltmak olmalıdır."
Budizmin yapay zekâya olabilecek katkılarının incelendiği bu yazıyı okuyor ve üzerinde düşünüyoruz…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Abonelik yöntemiyle iş modelini geliştiren Twitter, artık gözetlememesi rica edilen Clearview AI ve yapay zekâyı kurtaran Buda
11 Şub 2021

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?



