

Odeabank’ın Eşit Masallar ’ı Türkiye turnesinde
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 25. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, " Bu İşte Bir Kadın Var " teması altında ilk kez tiyatro sahnesinde sergilenen Eşit Masallar projesi Türkiye turnesine çıkıyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Hit the Road / Jaddeh Khaki
Yönetmen: Panah Panahi
Süre: 93 dakika
Jenerik: İran sinemasının en büyük yönetmenlerinden Jafar Panahi’nin oğlu Panah Panahi, soyadına yakışan bir yönetmenlik becerisi ve sinema diliyle imza attığı ilk filmiyle, geçtiğimiz yılki Cannes Film Festivali’nde başladığı festival yolculuğunu Londra Film Festivali’nde En İyi Film seçilerek sürdürmüştü. Ülkemizde ilk kez İstanbul Film Festivali’nin Genç Ustalar bölümünde gösterilen film, İran’ın kuzey sınırına doğru yol alan bir otomobilin içindeki dört kişi ve bir köpeğin duygusal hikâyesini anlatıyor.
Neden izleyelim?: Dokunaklı bir hikâye; her biri incelikle işlenmiş karakterler; konuşulmayan, konuşmaktan kaçınılan gerçeklerin ağırlığı ve 1980’lerde İran’daki pop şarkıları… Tüm bunlar bir yumak olarak yer yer kahkahalar attıran gülünç ve eğlenceli anlarla diğer her şeyi unutturan, yer yer dinmesi zor göz yaşları döktürerek boğazınızı düğümleyen ve kalbinizi sıkıştıran bir yol hikâyesine dönüşüyor Hit the Road’da.
Ülkeden kaçmak üzere olan oğullarını sınırdaki kaçakçılara teslim etmek üzere yola koyulmuş ailenin her bir bireyi farklı karşılıyor bu yolculuğu, bu yolculuk her biri için farklı bir şey ifade ediyor. Birlikte geçirecekleri son saatleri ve son kilometreleri anlamlı kılmaya, hüzünle değil mutlulukla doldurmaya çalışıyorlar. Bazen başarıyor bazen başaramıyorlar. Planlanmış ayrılıkların dahi zamansızca gelebildiğini, bilinçli ayrılışların da perişan edebildiğini hatırlatıyor film: Korkutuyor.
Nerede izleyebilirsin?: Hit the Road, bugün Başka Sinema salonlarında gösterime giriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
75. Cannes Film Festivali çıktıları; Yola Devam incelemesi; Florence + The Machine'in yeni albümü Dance Fever; Türkiye'de konser iptalleri.
03 Haz 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




