Cem Arıdağ

UNITE Edelman Başkan Yardımcısı olarak iş hayatında sorumluluk alan Cem Arıdağ, orta öğrenimini Saint Benoit Fransız Lisesi’nde, lisans eğitimini ise İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık Bölümü’nde tamamladı. New York Pace Üniversitesi’nde Medya ve İletişim üzerine yüksek lisans derecesi bulunmaktadır. Reklam ve kurumsal iletişim alanında çok sayıda ulusal ve uluslararası markanın stratejik süreçlerini yöneten Arıdağ, iletişimi veri ile psikolojinin kesişiminde okunan bir disiplin olarak görmektedir. İletişim deneyimini üniversitelerde verdiği derslerle genç iletişimcilere aktaran Arıdağ, akademiyle olan bağını doktora düzeyine taşımayı hedeflemektedir.

AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?
ParetoPareto

HİKAYE

2026 Edelman Trust Barometer: İçe kapanan bir dünyada markalar için güven ve uyum dengesi nasıl kurulur?

Günümüzde herkese hitap eden evrensel bir "kitle markası" hâline gelmek oldukça nadir ve istisnai bir durum. İçe kapanan bu yeni pazarda sürdürülebilir büyümenin daha gerçekçi yolu; tüketicinin dünyasına zorla girmeye çalışmak değil, onun kendi etrafında ördüğü o yakın güven çemberinin içine organik, samimi ve ticari olarak davet edilebilir bir paydaş olarak dahil olmayı başarabilmekten geçiyor.

Cem Arıdağ

·

26 Haz 2026

2026 Edelman Trust Barometer: İçe kapanan bir dünyada markalar için güven ve uyum dengesi nasıl kurulur?
ParetoPareto

HİKAYE

Geçmişten bir cennet inşa etmek: Hiç yaşamadığımız bir maziyi neden özlüyoruz?

Geçmişin dumanlı rüyalarına sığınmak, insanı bu mekanik ve akıl almaz derecede hızlı dünyada hâlâ koruyan en naif, en insani reflekslerden biri. Öte yandan modern pazarlama dünyası, tüketicinin yavaşlık ve sahicilik arayışını jeneratif araçlarla besleyerek estetik simülasyonlara dönüştürmeye başladı. Bundan zevk almakta da bir sakınca yok. Yeter ki bizi gerçekten iyi hissettiren o birkaç temel ve basit gerçeği; kesintisiz bir uykuyu, dostlarla bir masada saatlerce oturmayı, doğada olmanın zevkini yaşamaya devam edebilelim.

Cem Arıdağ

·

16 Haz 2026

Geçmişten bir cennet inşa etmek: Hiç yaşamadığımız bir maziyi neden özlüyoruz?
ParetoPareto

HİKAYE

Dünya Kupası'nın pazarlaması: Köpek Pickles, Pelé'nin bağcığı, akıllı panolar ve ısırma vakaları

Dünya Kupası tarihi, pazarlama ve spor lisanslaması konusunda pek çok ilgi çekici olaya sahne oldu. Birçok örnekte markalar, resmî sponsorluk yoluyla izleyicinin dikkat alanına sızarken bazı markalar da “gerilla pazarlaması” üzerinden sponsorluk bedeli ödemeden turnuvanın etrafındaki dikkati sahiplendi.

Cem Arıdağ

·

05 Haz 2026

Dünya Kupası'nın pazarlaması: Köpek Pickles, Pelé'nin bağcığı, akıllı panolar ve ısırma vakaları
ParetoPareto

HİKAYE

Pürüzsüz bir dünyada insan kalmak: Yeni mezunların yapay zekaya öfkesi neden büyüyor?

Sistemin bugünkü pürüzsüz başarı illüzyonu, son dönemde ABD üniversitelerinin mezuniyet kürsülerinde çatlıyor. Üniversite kampüslerinde mezuniyet konuşması yapmak için sahneye çıkan kurumsal elitlerin, siyasetçilerin ve iş dünyası liderlerinin öğrenciler tarafından protesto edilmesi tesadüf değil. Kurumsal dünya, çiçeği burnunda mezunlara "pürüzsüz, uysal ve sistemle uyumlu başarı şablonları" vaaz ederken, yeni nesil ise o hazır senaryoları reddediyor.

Cem Arıdağ

·

26 May 2026

Pürüzsüz bir dünyada insan kalmak: Yeni mezunların yapay zekaya öfkesi neden büyüyor?
ParetoPareto

HİKAYE

İşle kimlik arasındaki sınır silinirken: Artık görünür olmadan başarılı sayılamıyor muyuz?

Bir zamanlar iş, insanın biyolojik hayatını sürdürebilmek için zaman ayırdığı, mesai saatiyle sınırlı bir eylemdi. Şimdi ise bir eylem olmaktan çıkıp kimliğin kendisine dönüştü. Ne yaptığımız kadar nasıl göründüğümüz ve bunu dijital meydanlarda nasıl sunduğumuz da birer “başarı kriteri” hâline geldi.

Cem Arıdağ

·

13 May 2026

İşle kimlik arasındaki sınır silinirken: Artık görünür olmadan başarılı sayılamıyor muyuz?
ParetoPareto

HİKAYE

Mikro-hedefleme çağında makro-linç: Bosch'un Anneler Günü reklamı neden tepki çekti?

Bosch'un Anneler Günü için hazırladığı içerik, kısa sürede bir “linç” dalgasının odağına yerleşti. Karşımızda doğru içgörünün, zehirli konjonktür tarafından nasıl rehin alındığının ve iletişimin en temel prensiplerinin nefret söylemiyle nasıl sınandığının hikayesi var.

Cem Arıdağ

·

05 May 2026

Mikro-hedefleme çağında makro-linç: Bosch'un Anneler Günü reklamı neden tepki çekti?
ParetoPareto

HİKAYE

Dijital uçurumu kapatmak: DataReportal'ın yarı yıl raporu bize ne söylüyor?

Kepios ekibinin We Are Social ve Meltwater işbirliğiyle hazırladığı DataReportal’ın “Digital 2026 Mid-Year Global Update Report” isimli 600 sayfayı aşan dev raporu yayımlandı. Dijitalin artık insanların yaşam, karar ve dikkat düzenini belirleyen ana sistem hâline geldiğini ortaya koyan rapor, "yeni normal"de eşitsizliğin, fiziksel olduğu kadar dijital de olduğunu gösteriyor.

Cem Arıdağ

·

28 Nis 2026

Dijital uçurumu kapatmak: DataReportal'ın yarı yıl raporu bize ne söylüyor?
ParetoPareto

HİKAYE

Belirsizlik bir 'yol durumu' olduğunda: Bilgi yığınından anlamı, karmaşadan güveni nasıl çıkarırız?

Belirsizliğin negatif bir kavram gibi görülmesi, bizi onu yok etmeye çalışmak gibi imkansız bir göreve sürüklüyor. Halbuki belirsizlik aslında bir "yol durumu". Bu dönemde belki de iletişimcinin yeni rolü şöyle tarif edilebilir: Anlam kuran kişi. Bu, büyük laflar etmek değil… Tam aksine daha seçici, daha net ve daha tutarlı olmak. Çünkü umut artık büyük vaatlerde yaşamıyor, küçük ama daha gerçek alanlarda yaşıyor.

Cem Arıdağ

·

19 Nis 2026

Belirsizlik bir 'yol durumu' olduğunda: Bilgi yığınından anlamı, karmaşadan güveni nasıl çıkarırız?