2024'ün dil virüsleri: Medyanın Türkçe karnesi

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Geçen yaz büyük orman yangınlarından birinin haberini sunan spiker, “Bolu’da orman yangını çıktı, ekipler müdahale ediyorlar. Yangın görüntüleri de ‘sıcak olarak’ haber merkezimize ulaştı” dedi. Donup kalmıştım bu sözleri duyduğumda. Çıkan orman yangını üzerinden sözcük oyunu yaparak "Bu haber fırından sıcak çıktı" ironisi yapmıştı spiker.
Bilen bilir, hemen her gün sosyal medyada yazıp paylaştığım iletilerde “dil yanlışları” önemli bir yer tutuyor. Buradan yola çıkarak yıllık bir değerlendirme yazısı yazmaya karar verdim. 2024 yılı boyunca not aldığım ve sosyal medya üzerinden dikkat çektiğim dil yanlışlarının en çok medyada boy gösteren sunucu, spiker ve gazetecilere ait olduğunu fark ettim.
TV stüdyolarında kıraathane ağzıyla birbirlerine “abi, abla, yenge, amca, birader, kardeşim” diye seslenen insanlar, her cümlesine sahte bir “efendim” seslenişiyle başlayan spikerler, “dahi” demesi gereken yerlerde “dâhi” diyen gazeteciler, bağıra bağıra konuşarak kulak tırmalayan sunucular, bu yıl da evrensel yayıncılık ilkelerine aykırı kötü örnekler sergiledi.
Gereğinden hızlı ya da gereğinden temposuz konuşan; deyimleri değiştirerek yanlış kullanan; tamlama yanlışlarıyla doğaçlama konuşan; yazımları birbirine yakın olan sözcük ve kavramları birbirine karıştıran; tekil-çoğul karmaşası yaşayan; mantık yanlışları yaratan; art arda birbiriyle çelişen ifadelerde bulunan; yabancı sözcüklere Türkçe ekler ulayan; eş anlamlı sözcükleri peş peşe kullanarak anlamsız cümleler kuran bazı spiker, sunucu ve gazeteciler, medyadaki dil kirliliğinin başlıca sorumlularıdır. Son yıllarda sayıları gereksizce artırılan iletişim fakültelerinde eğitim kalitesi hızla düşerken, bu okullarda öğrencilere gazeteciliğin temel başucu kaynakları olan sözlük ve yazım kılavuzu kullanma alışkanlığının verilmemesi de medyadaki dil kirliliğinin önemli bir nedenidir.
Bu yıl bir röportajda dile getirdiğim üzere, son yıllarda ekranlarda sunucu ya da spiker sıfatıyla boy gösteren kişilerin %75’i o sıfatları hak etmiyorlar. 1990’lı yıllara kadar spikerlik eğitiminde “TRT ekolü” dediğimiz, yüzlerce aday arasından seçilenlerin aylarca eğitildiği, kursların sonunda yapılan sınavlarda başarılı olan iki ya da üç kişinin spiker kadrosuna alındığı bir sistem vardı.
TRT’nin o unutulmaz dönemlerinde spikerlik yapan bir arkadaşım o yıllarda spikerliğin, “temininde güçlük çekilen meslek grubu” sayıldığını söylemişti. 1990’lı yıllarda özel radyo ve televizyon kanallarının açılmasının ardından talebi karşılamak amacıyla 96 saatlik eğitimlerle spikerlik sertifikası veren özel eğitim kurumları açıldı. Bu kurumlarda eğitim veren kişilerin mesleki deneyimleri ve uzmanlık düzeyleri sürekli tartışma konusu oldu. O yıllardan itibaren yayın kuruluşlarının spiker veya sunucu seçimlerindeki tek ölçüt, deneyimli spiker hocaları Jülide Gülizar ve Ülkü Giray’ın deyişiyle, "90-60-90 olsun, Türkçesi noksan olsun" anlayışı olunca Türkçe söyleyiş yanlışları artmaya başladı.
Gelin, medyada saptamaya çalıştığım dil virüslerine bir göz atalım:
Algı yapmak, anons yapmak, aşı vurunmak, aşırı güzel, atıyorum, aynen, aynen öyle, 5 dakkaya ordayım, balık yasağı, başıma bir şey gelmeyecekse…, bay geldi, biletler sold out oldu, bizim bi suçumuz yokkine, bol şans, boş yapma, bu aleti bilen old gamerlar kimler?, bu şarkı Ahmet'e gitsin, bu şarkı Zeliha'ya gelsin, bugün fulüm, cool davranmak, çok kısa tanıtma yapayım, çok mersi, çok sorry, derinlikli, dolayısıyle, dost biriktirmek, insan biriktirmek, down oldum, dur yere, duyar kasmak, fake atmak, farkındalıklı, favlamak, saldırı gerçekleştirildi, fenomen indirimler, finli hamamı, finli pilot, fosseptik çukuru, fotoğraf çekinmek, geçtiğimiz hafta, geçtiğimiz yıl, geniz eti dediğimiz olay, giderekten, bakaraktan, konuğumlan, konuşaraktan, giriş yapmak, çıkış yapmak, yatış yapmak, gizli sır, görüldü atmak, gözaltı yapmak, grill yapmak, günaydınlar, günün sonunda, güvenlikçi, heyecan yapmak, hisse payı, ibret dersi, ifşalamak, ignore etmek, ilgi ve alaka, ilişkisel, incelikli, kaçadabilir, kahretsin, kal geldi, karşim, katılım sağlamak, kendisinle, kısa özet, kontrolünü sağlıyorum, konum atmak, korkunç derecede duygulanıyorum, kpss sınavı, külliyeten, linçlemek, madden, mangal yapmak, merhabalar, milli ara, milli takım arası, musmutlu, müjdeli haber, nedeniylen, noktasında, okuma yapmak, Panama bandrollü kuru yük gemisi, panik yapmak, pıspırıl, sağlıkçı, salon ful dolu, sanatçıyla interview yapmak, sanırsam, sel sularına kapılmak, sen şahane bir detaysın, sevgili yapmak, shoplamak, sizinlen konuşmak istedik, soğuk yapmak, spoiler yemek, süper samimi, şimdi araya gidiyoruz, tabii ki de, tanıtma yapmak, tebessüm yaptı, tekrardan, ticari taksi, tünaydınlar, ulaşım sağlamak, yok böyle bir şey!, takip ediyor olacağız, yapçez, etçez, yapçek bir şey yok, -yor olacağız fiil kalıbı…
Gerçek anlamıyla spiker veya sunucu, ortak kullanılan ölçünlü (standart) dili, kurallarına uygun ve hatasız kullanan kişidir. Spiker, mikrofona uygun bir sesi, lehçesiz, şivesiz güzel bir konuşma biçimini, konuşuyormuş, anlatıyormuş duygusu yaratan bir okuma tarzını, metni anında değerlendirme yeteneğini, okunan metnin, akıl ve duygu da katılarak anlatılmasını, yeri geldiğinde yabancı isim ya da kavramların doğru telaffuz edilmesini yaptığı işin içinde toplayan kişilerdir. Mikrofondan çıkan ses; sıcak, içten bir anlatımı, neşeyi, hüznü, kişinin zekasını, karakterini, bilgi birikimini ve deneyimlerini içinde barındırabilmelidir. Turgut Özakman’ın deyişiyle çıkan ses, “kültürlü ses” olmalıdır.
Spikerlik ve sunuculuk, zor ve yetenek gerektiren mesleklerdir. Bu meslekleri seçen kişiler, dili doğru kullanmayı, dildeki yenilikleri sürekli takip etmeyi, çok çalışmayı, kendilerini yenilemeyi ve geliştirmeyi, ustalarının bilgi ve birikimlerinden yararlanmayı, işlerini çok sevmeyi ve en önemlisi yaptıkları işe saygı duymayı ilke edinmelidirler.
Günümüzde ekranda görünen spiker, sunucu ya da haber dış seslerinin sesletim yanlışlarına baktığımızda, genellikle kısa söylenmesi gerekirken uzun söylenen sesler, uzun söylenmesi gerekirken kısa söylenen sesler, kalın söylenmesi gerekirken ince söylenen sesler, ince söylenmesi gerekirken kalın söylenen sesler, ses düşmesi, ses değiştirme, ünlü daralması, yumuşak söylenmesi gereken seslerin sert söylenmesi, -g-/-ğ- değişikliği, e sesinin açık söylenmesi, ağız özellikleriyle konuşma, yabancı dilden giren kelimelerin yanlış söylenmesi, harflerin yanlış söylenmesi, vurgu ve duraklama yanlışları, yabancı sözcüklere özenme gibi sorunların yoğun olduğuna tanık oluyoruz.
Sesletim yanlışlarına dair 2024 yılında sosyal medyada yaptığım uyarılardan bazıları şöyle:
- "Merağınız" yanlış, "merakınız" diyelim. [ . . ] merak, merakı [ . - . ] mera:kı.
- "Mutabığız" olmaz, doğrusu "mutabıkız". Ünlü ek aldığında sondaki "k" yumuşamaz.
- "Nifağı" yanlış, doğrusu "nifakı". Nifak, nifakı (nifa:kı) -a sesi uzar, k yumuşamaz.
- "Tahriği" olmaz, doğrusu "tahriki". Tahrik, -ki.
- "Tedariği" olmaz, doğrusu "tedariki".
- Bazı alıntı kelimelerde yumuşama olmaz: ahlak / ahlakın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti vb.
- Sert ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman okunuşta sert ses yumuşatılmaz: RTÜK’e (RTÜĞ’e değil), TÜBİTAK’ın (TÜBİTAĞ’ın değil), AGİK’in (AGİĞ’in değil) vb.
- Kısaltması büyük harflerle yapıldığı halde bir sözcük gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın okunuşu esas alınır. ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya.
- Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde sözcüğün açılımıyla okunuşu esas alınır; cm'yi (santimetreyi), kg'dan (kilogramdan)
- Yabancı dillerden gelen tek heceli sözcüklerin" sonlarındaki -k yumuşamaz. Bank, bankı olur bangı olmaz. Tank, tankı olur tangı olmaz. Stok, stoku olur stoğu olmaz.
- "Azamet" derken ikinci -a sesini uzatmayalım.
- "Bakiye" derken -a sesini uzatmayalım.
- "Diyabet" derken -a sesini uzatmayalım
- "Fıkra" derken -a sesi uzatılmaz.
- "Gazabı" derken ikinci -a sesini uzatmayalım.
- "Mizah" derken -i sesi (sanılanın tersine) kısadır.
- "Yararı" ve "zararı" derken ikinci -a seslerini uzatmayalım.
- Özel isimlerin sonunda bulunan sert ünsüzler yazarken yumuşamaz, okunurken yumuşar. Mehmet’e→Mehmede, Zonguldak’a→Zonguldağa, Sinop’a→Sinoba
- Diksiyonun özelliklerinden biri olan ulama söz akışına pürüzsüzlük ve tatlılık verir. Ses sakin ve düzenli olarak ilerler. Uygun ulamayla yapılan konuşmalarda ya da seslendirmelerde ses bir nehrin akışı gibi sakin ve düzenli olarak ilerler. Örnek: Hasan Ali / Hasa-nAli
- İka:met derken K kalın söylenir.
- "Minval" (L ince) tarz, yol anlamına gelir. "Minvali" derken (minva:li) -a sesi kısa söylenmez, uzundur.
- "Küsuratı" derken -u ve -a sesleri (küsu:ra:tı) uzundur.
- "Nema" derken (nema:) -a sesi uzundur.
- İki heceli bazı kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerindeki dar ünlüler düşer: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, vb.
- "Değil mi?" diye yazılan soru kelimesi, "diil mi?" olarak söylenir. Yaygınlaşan “demi” veya “dimi” söylenişleri yanlıştır.
- Türkçenin "-acak -ecek" ile biten sözcüklerini, dillendirmesi daha kolay olduğundan, konuşmanın akıcılığını aksatmamak için, yazıldığı gibi değil, yumuşatarak dillendiriyoruz: "yapıcak - edicek - görücek" gibi.
Anadilini doğru konuşup doğru yazmak, her yurttaş için bir görev ve sorumluluktur. Yazı yazmaya ya da konuşmaya dayalı mesleklerin başında gelen iletişim sektörü çalışanları için bu görev ve sorumluluğun değeri daha fazladır. Çünkü etkili bir iletişimi ve sözün güvenilirliğini sağlamanın en önemli aracı, doğru ve güzel Türkçedir. Dil elbette yaşayan bir varlıktır. Zaman içinde başka dillerle etkileşim kurar, kendi yeni sözcüklerini türetir, evrilir ve dönüşür. Ama bu dönüşüm, dilin özünü tahrip etmeye, yok etmeye doğru gittiğinde tehlike çanları çalar.
- Dil uzmanları Türkçe söz varlığımızın 620.000 sözcükten oluştuğunu dile getiriyor. Oysa TV haber bültenlerinde kullanılan sözcük sayısı, ortalama 500-1000 aralığındadır. İletişim profesyonellerinin bu sözcük dağarcığı kısırlığı karşısında özeleştiri yapmalarında yarar var.
Yayınlarda doğru ve güzel Türkçe kullanılmasını sağlayarak dilin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi, çağdaş kavramları karşılayacak düzeye ulaşması için yayın kuruluşlarını dilimizi titiz bir biçimde kullanmaya davet etmeliyiz. Editör, muhabir, sunucu ve spikerlerin dili doğru kullanmaları için onlara kurum içi eğitimler sunmalıyız. Türkçeyi dağınıklıktan, başıboşluktan kurtararak keyfî kullanımların önüne geçmek, medyadaki yanlış ve kuralsız kullanımların, zamanla birtakım galat söyleyişler hâline gelip dile yerleşmesini önlemek, dilimize sahip çıkmanın gereğidir.
Yaygınlaşan yazım ve söyleyiş yanlışları
Yanlış | Doğru |
acitasyon, acıtasyon | ajitasyon |
adele | adale |
afaroz | aforoz |
aferim, afferin | aferin |
afilli | afili |
Avusturalya | Avustralya |
ahçı | aşçı |
ahvâller | ahvâl |
aidatlar | aidat |
akapunktur | akupunktur |
akibet | akıbet |
alçak gönüllü | alçakgönüllü |
anane | anneanne |
andrapoz | andropoz |
anfi | amfi |
antiparantez | antrparantez |
antreman | antrenman |
aparatif, aperatif | aperitif |
ardarda, ard arda | art arda |
arefe | arife |
askeri ücret | asgari ücret |
asvalt | asfalt |
ataç | ataş |
atmış | altmış |
ayrıyeten | ayrıca |
Azerbeycan | Azerbaycan |
babane | babaanne |
baharatlar | baharat |
banane | bana ne |
barsak | bağırsak |
baya | bayağı |
benle | benimle |
beynelminel | beynelmilel |
bilmemezlik | bilmezlik |
birfiil | bilfiil |
bizle | bizimle |
cansiperane | cansiparane |
cimnastik | jimnastik |
çıkartma | çıkarma |
dakka | dakika |
demogoji | demagoji |
di mi, de mi | değil mi |
dinazor | dinozor |
döküman | doküman |
enkazlar | enkaz |
entellektüel | entelektüel |
eskaza, eskeza | ezkaza |
esnaflar | esnaf |
eşgal, eşkal | eşkâl |
eşkiya | eşkıya |
eşortman, aşortman | eşofman |
evraklar | evrak |
fiiliyatlar | fiiliyat |
firen | fren |
gaste | gazete |
glükoz, glukoz | glikoz |
görmemezlik | görmezlik |
hakkaten | hakikaten |
harekâtlar | harekât |
haremlik selamlık | harem selamlık |
hayli hayli | haydi haydi |
hükümet | hükûmet |
ıstırap | ızdırap |
icraatlar | icraat |
İdlip | İdlib |
ifşaatlar | ifşaat |
insiyatif | inisiyatif |
istakoz | ıstakoz |
işallah | inşallah |
itibariyle | itibarıyla |
jop | cop |
kakafoni | kakofoni |
kalemşör | kalemşor |
kapşon | kapüşon |
karat | kırat |
karekter | karakter |
kareografi | koreografi |
kat ve kat | katbekat |
kimene | kime ne |
kitlemek | kilitlemek |
klüp | kulüp |
kolleksiyon | koleksiyon |
kollektif | kolektif |
kolonyağı | kolonya |
komidin | komodin |
konservatuar | konservatuvar |
konteynır | konteyner |
kuruvasan | kruvasan |
küsür | küsur |
mahçup | mahcup |
mahfetmek | mahvetmek |
mahfolmak | mahvolmak |
makina | makine |
malesef | maalesef |
malumun ilanı | malumun ilamı |
maydonoz | maydanoz |
mebla | meblağ |
mefta | mevta |
menapoz | menopoz |
menejer | menajer |
menstürasyon | menstrüasyon |
mentalite | mantalite |
metoroloji | meteoroloji |
mevzuatlar | mevzuat |
motorsiklet | motosiklet |
muhattap | muhatap |
mundar | murdar |
mühimmatlar | mühimmat |
mükemmelliyetçi | mükemmeliyetçi |
mürettebatlar | mürettebat |
müsade | müsaade |
müsbet | müspet |
müstehak | müstahak |
nacizane | naçizane |
nakil etmek | nakletmek |
nakti | nakdi |
nekahat | nekahet |
onla | onunla |
orjinal | orijinal |
ötenazi | ötanazi |
öz ve öz | özbeöz |
parakende | perakende |
parende | perende |
parentez | parantez |
personeller | personel |
pirim | prim |
polikinlik | poliklinik |
proğram | program |
provakasyon | provokasyon |
psikiyatrist | psikiyatr |
psikolojist | psikolog |
rakkam | rakam |
raslantı | rastlantı |
red etmek, ret etmek | reddetmek |
rezarvasyon | rezervasyon |
ropörtaj | röportaj |
rottoşambır | ropdöşambır |
rövaşata | röveşata |
rülo | rulo |
sanane | sana ne |
sandöviç | sandviç |
santranç | satranç |
senatoryum | sanatoryum |
senle | seninle |
seramoni | seremoni |
sevkiyatlar | sevkiyat |
seyehat | seyahat |
silahşör | silahşor |
sizle | sizinle |
stajer | stajyer |
subap | supap |
suç mahali | suç mahalli |
süpriz | sürpriz |
sürdürebilirlik | sürdürülebilirlik |
sütyen | sutyen |
şartel | şalter |
şekilden şekile | şekilden şekle |
şok olmak | şoke olmak |
şöför | şoför |
şürekâlar | şürekâ |
tahtarevalli | tahterevalli |
taşaron | taşeron |
terorist | terörist |
testesteron | testosteron |
tetanoz | tetanos |
tişort | tişört |
töbe | tövbe |
traş | tıraş |
Ukranya | Ukrayna |
üniverste | üniversite |
üvertür | uvertür |
vaat etmek, vaad etmek | vadetmek |
vehamet | vahamet |
vejeteryan | vejetaryen |
veleybol | voleybol |
Venezüella | Venezuela |
virus | virüs |
vucüt | vücut |
ya herru ya merru | ya herrü ya merrü |
Yunanlı | Yunan |
Birbiriyle karıştırılan sözcükler
Adem | Âdem |
Adet | Âdet |
Alem | Âlem |
Alim | Âlim |
Artırmak | Arttırmak |
Asâ | Âsa |
Aşık | Âşık |
Ayan | Âyan |
Batın | Bâtın |
Bekâr | Bekar |
Biçem | Biçim |
Bilakis | Bilhassa |
Cirim | Cürüm |
Dahi | Dâhi |
Dalalet | Delalet |
Dek | Denli |
Direk | Direkt |
Fakir | Fâkir |
Grup | Gurup |
Hak etmek | Hakketmek |
Hal | Hâl |
Hala | Hâlâ |
İbrâ etmek | İbraz etmek |
İlâ | İle |
İrtica | İltica |
İstihsal | İhtilas |
İtilaf | İhtilaf |
İzhar | İhzar |
Kaim | Kâin |
Kamelya | Kameriye |
Kampanya | Kumpanya |
Kapamak | Kapatmak |
Kar | Kâr |
Katil | Kâtil |
Komita | Komite |
Laik | Layık |
Mahsur | Mahzur |
Mahşer | Meşher |
Mahşeri | Maşeri |
Maiyet | Mahiyet |
Masumiyet | Masuniyet |
Melanet | Melamet |
Meşruiyet | Meşrutiyet |
Mevhum | Mefhum |
Miğfer | Mihver |
Milli | Millî |
Muharebe | Muhabere |
Muhasebe | Musahebe |
Müessir | Müyesser |
Mütehassıs | Mütehassis |
Mütevazı | Mütevazi |
Naif | Nahif |
Nüfus | Nüfuz |
Perestiş | Prestij |
Rakip | Râkip |
Seri | Serî |
Sitil | Stil |
Sukut | Sükût |
Tabi | Tabii |
Tahribat | Tahrifat |
Takarrür | Tekerrür |
Taktir | Takdir |
Teamül | Temayül |
Tefriş etmek | Teşrif etmek |
Teskere | Tezkere |
Tevsi | Tevzi |
Türbin | Tribün |
Uhde | Ukde |
Vakıf | Vâkıf |
Varis | Vâris |
Vasi | Vâsi |
Vazetmek | Vaaz etmek |
Yad | Yâd |
Yar | Yâr |
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
YAZARLAR

Suha Çalkıvik
Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





