Gruplara doğrudan katılım hakkının sonu


Sağlıklı ve fit olmayı kolaylaştıran indirimli ürünler: Proteinocean
Süt üretimi sırasında elde edilen yan ürünlerden biri olan whey protein, bugün sporcu gıdalarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Vücut geliştirme sporuyla ilgilenenlerin, güç antrenmanı yapanların, sporcuların, fiziksel olarak aktif…
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Avrupa kupalarının grup aşaması geçtiğimiz hafta oynanan maçlarla sona erdi. Türkiye'nin üç temsilcisi ön elemelerde saf dışı kalmıştı, Başakşehir ve Sivasspor’un da gruplarda veda etmesiyle Türkiye için Avrupa defteri erken kapandı. 2017-18’den bu yana her sezonu bir öncekinden daha düşük katsayı puanıyla bitiren ve bu sezonu 3.100 puanla noktalayan Türkiye’nin daha düşük bir puan elde ettiği son sezon 1995-96’ydı. Bu sonuçlar neticesinde 2021 UEFA ülkeler sıralamasında 13'üncü sıradan yukarıda bitirilemeyeceği kesinlik kazandı. 2022-23 sezonunda Türkiye şampiyonunun Şampiyonlar Ligi gruplarına katılabilmek için ön eleme oynaması gerekecek. Şampiyonlar Ligi ön elemesi oynayan son Türkiye şampiyonu, 2008-09 sezonunda Galatasaray’dı.

- Format: 1955-56 sezonunda oynanmaya başlayan Şampiyon Kulüpler Kupası, bugünkü adını 1992-93 sezonunda aldı ve Şampiyonlar Ligi olarak devam etti. Şampiyonlar Ligi’nin ilk iki sezonunda gruplara doğrudan katılım hakkı tanınmamıştı ve her takım öncesinde iki eleme turuna çıkıyordu. 1994-95’te grupların sayısı ikiden dörde yükseltildi. Aynı sezon, UEFA sıralamasında ilk 7’de olan ülkelerin şampiyonları gruplara doğrudan katılmaya başladı. 30 yılı aşan tarihi boyunca yalnızca ülke şampiyonlarını ağırlayan turnuva, 1997-98’den itibaren ikincilerin girişine de olanak tanıdı. Türkiye, takip eden beş sezonun üçünde Şampiyonlar Ligi’nde ikişer takımla temsil edildi. 2002-03, Türkiye'den bir takımın gruplara doğrudan katıldığı ilk sezon oldu. Bu dönemde, doğrudan katılım hakkı artık ilk dokuz sırada yer alan ülkelere tanınıyordu. 2006-2008 arasındaki üç sezon haricinde, Türkiye’nin doğrudan katılım hakkı o tarihten bu yana bir süreklilik arz etti.

- 2010’lar: Türkiye'den ön elemeleri geçerek Şampiyonlar Ligi gruplarına kalan son takım, 2008-09 sezonunda Fenerbahçe’ydi. Sonraki 12 sezonda Fenerbahçe altı, Beşiktaş ve Başakşehir iki, Trabzonspor ve Sivasspor birer kez ön elemelerde yer aldı fakat hiçbiri gruplara yükselme başarısını gösteremedi. UEFA, 2009-10 sezonunda ön elemelerin formatında değişikliğe gitmişti. Sıralamada 7 ile 15 arasında yer alan ülkelerin ikincileri, ilk 13 ülke dışında kalan ülkelerin şampiyonlarından ayrı tutuldu ve kendi arasında bir kuraya girdi. Bunun yanı sıra bir de play-off aşaması eklendi ve bu aşamaya ilk 5’teki ülkelerin temsilcileri dâhil edildi. Nihayetinde Türkiye gibi 7 ile 15 arasındaki yeri sabit olan ülkelerin ikincileri için hem ön elemelerde gelen rakipler ciddileşti hem de seri başı olmak daha zor hâle geldi.
- Seri başılık: 2009-10 öncesindeki on iki sezonda 25 kez Şampiyonlar Ligi ön eleme turu oynayan Türkiye takımları, seri başı olarak kuraya girdiği 17 eşleşmenin 15’inde bir üst tura geçen taraftı. Takip eden on iki sezonda oynanan 16 eşleşmenin ise ancak 6’sında seri başı olunabilidi ve seri başı olunmayan eşleşmelerdeki turu geçme yüzdesi %10 idi. Dolayısıyla 2010’lardaki “ön eleme krizi”, Türkiye takımlarının geriye gidişiyle olduğu kadar turnuvanın format değişikliğiyle de ilişkilendirilebilir. Öte yandan 2022-23’te ön eleme oynayacak Türkiye şampiyonunun ikincilerden farklı ve daha kolay bir kuraya gireceği; bu istenmeyen seriyi sonlandırmak için daha güçlü bir şansa sahip olacağı söylenebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Emre Sakçı'nun hayalleri, Trae Young'ın isteği, Tifosilerin mutluluk arayışı. Cuma spor gündeminiz hazır.
18 Ara 2020

YAZARLAR

Güner Çalış
Güner Çalış, Bornova Anadolu Lisesi ve Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Lise ve üniversite yıllarında çeşitli mecralarda Premier League üzerine yazılar yazdı. Şu anda tıpta uzmanlık eğitimini sürdürüyor.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Her şeyi kazanan, bütün rekorları kıran ve rakiplerini geride bırakan biri neden hâlâ bırakamaz? "Novak Djokovic: Kış Kurdu" belgeseli, bu soruyla yola çıkıyor ama Djokovic’in karakterini tüm karmaşıklığıyla ele almak yerine çoğu kez onun kendi anlatısına teslim oluyor. Ortaya, zaferi mutlulukla karıştıran ve bütün dünya yenildiği hâlde rahatlayamayan huzursuz, çelişkili ve zaman zaman insanı öfkelendiren bir adam hakkında fazlasıyla huzurlu bir hikaye çıkıyor.

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.




