Fabelmanlar

Sanat ve ailenin çarpışması.
Fabelmanlar

6 Ocak - DasDas - Duende
DasDas ile birlikte

Duyduklarınla ve duymadıklarınla Minik Serçe: SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ X Media Art Museum by DasDas’ta Nedir? Kreatif direktörlüğünü Fuat Genç, sanat yönetmenliğini Mustafa Göçmezler, küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği ve Sezen Aksu’nun bambaşka bir deneyimi birlikte yaşamamıza imkân tanıdığı sergi, X Media Art Museum’da sanatseverleri bekliyor. Müzedeki yüksek teknolojinin ışığında değer kazanan görseller, videolar, 3D ve 2D animasyonlar, katılımcıları 25 dakikalık bir gösterimin ardından sürpriz bir deneyim alanına sürüklüyor. Ne zaman? Mart ayına kadar. Neden gitmeli? Türkiye’de ilk defa bir müzisyenin çalışmalarını odağına alan dijital sanat sergisinde; değerli sanatçı Sezen Aksu’nun 70’lerde İstanbul’a gelmesiyle başlayan, 80’lerde renkli bir müzikal döneme, 90’larda pop çağına ve 2000’lerde daha cesur bir duruşa dönüşen, sonrasında ise ustalık dönemine uzanan ilham verici öyküsüne tanıklık edebilirsin. Not almalı: X Media Art Museum by DasDas ’ın üçüncü projesi olan serginin içinde yer alan farklı deneyim alanları, katılımcıların Sezen Aksu’ya not bırakabileceği alanlara ve projeyle bağlantılı NFT eserlere de yer veriyor. Fuga Mobilya ana sponsorluğunda gerçekleşen SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ ’yle geçmişten bugüne dijital bir yolculuğa çıkmak için detaylı bilgi ve biletleri burada bulabilirsin. Dikkat dikkat: Serginin mart ayına kadar ziyaret edilebildiğini hatırlatmak isteriz.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: The Fabelmans

Yönetmen: Steven Spielberg

Süre: 151 dakika

Yapım yılı: 2022

Jenerik: Hollywood’un yaşayan efsanesi ve hayal gücüyle dünya sinemasını derinden etkilemiş yönetmen, senarist ve yapımcı Steven Spielberg, uzun süreli kariyerinde bir ilki geçtiğimiz güz yaşadı: İlk kez bir Spielberg filmi Toronto Film Festivali’nde gösterildi; The Fabelmans festivalin büyük ödülü İzleyici Ödülü’ne uzandı:  Sinemacının çocukluğundan, sinema yolculuğundan ve ailesinden izler taşıyan, yaşamına ve ilham kaynaklarına dair ipuçları veren film, 1960’larda sinemacı olmaya hevesli lise öğrencisi Sammy Fabelman’ın hem sinemayla hem de ailesiyle, özellikle de annesiyle olan ilişkisine odaklanıyor.

Neden izleyelim? E.T. the Extra-Terrestrial, Hook, Jurassic Park… Steven Spielberg filmleriyle büyümüş bir çocuktum. Spielberg'ün çoğu kişi gibi benim de sinemanın büyüsüyle, peri tozuyla, gösterisiyle tanışmamda büyük etkisi oldu. Fakat 2000’lerin başında imza attığı iki olağanüstü bilimkurgunun ardından (A.I. Artificial Intelligence ve Minority Report) kaybetti beni Spielberg. Demode, yaşlanmış, tozlu ve 90’larda sıkışmış gelmeye başladı. Ne sanal gerçeklik ne Coenler’den aldığı senaryo desteği beni geri çekebildi. Sonra, geçen yılki West Side Story’le çocukken beni büyüleyen Spielberg sineması modern dokunuşlar ve eski büyüsüyle, peri tozuyla ve gösterisiyle çıkageldi. The Fabelmans’ın da Spielberg’ün en az çocukluğumdaki filmleri gibi büyüleyici bir gösteri olması tesadüf değil. Çünkü film, onun sinemayla tanıştığı, sinema tarafından büyülendiği anlarla yoğrulmuş.

Bizi geleceği oldukça parlak gözüken oyuncu Gabriel LaBelle'le tanıştıran Sammy Fabelman karakteri, Steven Spielberg’ün çocukluğunun bir yansıması. Babasının işi nedeniyle New Jersey’den Arizona’ya, oradan da California’ya taşınırlarken geride bıraktıkları oluyor. Sammy ise büyük dayısının (ki bu noktada Judd Hirsch’ün kısa ama kolay unutulmayacak oyunundan söz etmek şart) ürkütücü tavsiyesinin de etkisiyle tek bir şeyi bırakmıyor, hatta onunla güçleniyor: Ailesini karşısına alsa ve onlarla çarpışsa da sönmeyecek sinema tutkusunu. 

Sammy Fabelman’ın sinemayla ilişkisi çok katmanlı, çok hayati. Sammy, bir çocuğun zihni ve psikolojisi için fazla gelebilecek sırlara bir kurgucunun sabrını ve filtresini kullanarak direniyor. Zorbalıkla, hayal ve kalp kırıklıklarıyla ve öfkesiyle bir yönetmenin vizyonunu ve yaratıcılığını kullanarak başa çıkıyor.

Yaratıcılık ve sanatın gerçeklik ve aileyle çatışmasının kaçınılmaz olduğunu ama ikisinin bir arada var olabileceğini, ikilemde kalındığında kurgunun ve sinemanın gücüne başvurulabileceğini söylüyor The Fabelmans.

Dümdüz bir sinema diliyle, çoğunlukla “ufuk çizgisini ortada tutarak” anlatmış derdini film, biraz çocukça yaşamış nostaljisini. Ama film yapma tutkusunu, gözünü ve zanaatını çok iyi anlatan, aile ve sanat arasındaki kavganın yıkıcılığını hissettirirken bir çözüm önerisi de sunan bir yapım The Fabelmans. Michelle Williams’ın kariyerinin en iyi performanslarından biriyle ve minik bir David Lynch sürpriziyle süslü olması da cabası… 

Nereden izleyebilirsin? The Fabelmans, bugün gösterime giriyor.

Benzer işler:

  • Licorice Pizza (2021, Paul Thomas Anderson)
  • The Souvenir (2019, Joanna Hogg)

🟠🟢🔵  Duende’yi Letterboxd’da da takip edebilir, Haftanın Filmi incelemelerimize ve Keşif Sineması’nda adı geçen filmlere hesabımızdan ulaşabilirsin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎤 Little Simz'in minnetsizliği, Genç Alman Sineması

En sahici, en amansız ve minnet etmeyen hâliyle Little Simz ve son albümü NO THANK YOU, Sinematek/Sinema Evi'nin Genç Alman Sineması programı üzerine söyleşi ve Spielberg'ün sanat ve aileyi çarpıştırdığı otobiyografik kurgusu The Fabelmans.

06 Oca 2023

DasDas ile birlikte
Fotoğraf: Nwaka Okparaeke

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Elif Bayram

·

02 Eki 2026

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Yaren Serra Akgün

·

29 Eyl 2026

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.

Müge Turan

·

28 Eyl 2026

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'