Seda Erciyes: Utanmadan ve müdanasız 'Ben'

Soul ve cazdan beslenen vokaline Türkçe sözlü R&B ile hayat veren Seda Erciyes, ilk albümü "Bataklığımda" ile karşımızda. Albümde, duygusal anlamda yara almış olsa da ayağa kalkmayı bilen güçlü ve ne istediğinden emin bir kadın, şairane bir şekilde hikayeleştiriliyor. Seda Erciyes ile "Bataklığımda"yı ve kişisel hikayesini konuştuk.
Seda Erciyes: Utanmadan ve müdanasız 'Ben'

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Soul ve cazdan beslenen vokaline Türkçe sözlü R&B ile hayat veren Seda Erciyes ilk albümü Bataklığımda ile karşımızda. Albümde, duygusal anlamda yara almış olsa da ayağa kalkmayı bilen güçlü ve ne istediğinden emin bir kadın, şairane bir şekilde hikayeleştiriliyor. Seda Erciyes ile Bataklığımda'yı ve kişisel hikayesini konuştuk.

Bataklığımda albümünün sound’u o kadar doğal tınlıyor ki gerçekten caz ve soul tarzlarının içine işlediği belli. Yer yer klasik caz vokali, biraz Erykah Badu aura'sı, hip-hop ve modern R&B tınıları barındıran bu sound nasıl ortaya çıktı?

Tüm süreci prodüktörüm Arsan Salaryfar ile tasarladık. Gölge parçasının prodüksiyonunda ise Mehmet Mutlu var. Arsan'la müziğe yaklaşımımız bir hayli örtüşüyor, ne demeye çalıştığımı şıp diye anlayıp ona uygun bir ses tasarımı yapıyor. Benim kısmımda ise dediğin gibi oluyor, severek dinlediğim müzikler istemsizce ortaya çıkıyor. İlham aldığımız tüm tarzların ve şarkıların bizdeki izdüşümleri bu şekilde gözüküyor.

Bahsettiğin tüm elementlerin bir zamanlar içinde öyle kayboldum, o insanların anlatmak istediklerini ve metotlarını öyle içselleştirdim ve hayranları oldum ki, sanırım geçen şey bu. Üretmenin en güzel kısmı da bu. Diğer bir kısmı ise, müzikal dilde anlaşabildiğin insanlarla birlikte parlayabilmek. Arsan'ın ve Mehmet'in benim bir fikrimden yola çıkarak kendileri olabildiklerini görmek benim müziğimi de besliyor.

Seda Erciyes

Üzgün, darbe almış olsa da ayağa kalkıp toparlanacağından emin bir kadınla tanışıyoruz albümde. Bu hikayede kendi ayrıksılığını kutlayan güçlü bir kadın var. Bataklığımda'yı feminist bir albüm olarak görebilir miyiz? Bu kendinden emin hava nasıl doğdu?

Bataklığımda'yı varoluşundan ötürü feminist bir albüm olarak görebiliriz, ancak kendisi hiçbir zaman "feminist bir albüm olmalıyım" amacı ile yola çıkmadı. Ben sadece ilk albümümde olabildiğince kendim olmak ve Seda’yı anlatmak istedim. Beni ben yapan öğelerin en başında utanmadan ve müdanasız bir şekilde kendim olmak geldiği için de böyle hissettirmiş olabilir. Ne ülkenin gidişatına ne de her şeyin hep ileri ve yukarı gideceğine güvenim var. Tek emin olduğum şey, müziğe olan tutkum ve beni kimsenin bundan alıkoyamayacağı. Bu duruş buradan geliyor.

Feminist ve queer teorilerin kesişim noktaları düşünüldüğünde, albümün queer kültürde de bir etki yaratacağını ya da yarattığını söyleyebilir misin?

Evet, zamanla yeterli kitlelere ulaşırsa, özellike PAS şarkısının yaşadığımız acıları, dışlanmaları, ayrıştırılmaları ve ayıplanmaları temsil edeceğini düşünüyorum. Umarım zamanla daha çok kişiye ulaşma imkanı olur. "Ben sizleri temsil edeceğim" gibi üstenci ve kopuk bir duruşum yok ancak lubunyaların ve kadınların bu ülkede yaşadıkları zorlukların sanatımı etkilemediği bir an düşünemiyorum.

Albümün fiziki formatta ve hatta genişletilmiş versiyon gibi eklemelerle yayımlanma ihtimali var mı?

Fiziki formatı çok istiyorum, özellikle CD ve plak olarak. Bağımsız bir sanatçı olarak işin maddi boyutunu düşünmek zorunda olmaktan uzun zamandır hayal kurmaya korkar oldum. Fiziki formatta yayını becerebilecek miyim, göreceğiz. Genişletilmiş versiyon olmayacak ancak 2025'in ilk aylarında albümde yer almayan ama bu dünyaya ait bir tekli geliyor Billur Battal ile.

Müziğin, her yeni single’ın ile bir dönüşüm içinde oldu. Başa Sarıp Dur ile daha bir modern trap vokal cümlelerine yakınken Uçak ile daha sade bir soul vokali özümsedin. Müzik olarak ne istediği bilen ama çevresinde gezinmekten çekinmeyen bir hâlin var. Basamakları tırmanmakta olan yeni bir sanatçının, ne istediği bilse de farklı türlere yönelik üretimler yapmasının hayran kitlesi ve dolaylı olarak maddi açıdan bakıldığında olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

Değişik türleri denemekten korkmadığımı ve yaptığım her tarzı ne kadar sevdiğimi gösterebilmek en güzel tarafı. Tabii bunun tutarlı gözükmediğinin ve dinleyicinin beni nasıl bir başlık altına koyması gerektiğini bilmediğinin farkındayım. Bir kalıba sığmaktan haz etmiyor ve içimden geldiği gibi üretiyorum. Bu yüzdendir ki herkese benzemeyen bir yolculuğum var, belki sayıların flop era gibi gözüktüğü bu durum beni özgün, özgür ve dürüst hissettiriyor. Ancak evet, bu beraberinde sadece müzikle hayatta kalamamayı da getiriyor. Müzik de hayat gibi kararlar üzerine kurulu, her şey ödün ve ödül dengesi meselesi.

2024’ün sonlarında Bataklığımda albümünü çıkaran Seda Erciyes, 2019’da ilk single’ı 10:50'yi henüz yayımlamış Seda Erciyes’e nasihatte bulunsa bu ne olurdu?

Standartlarını bu kadar yüksek tutmana gerek yok. "Kötü" bir şey yapmaktan korktuğun için erteliyorsun. Kendini bu kadar acımasızca yargılama. Sadece yaratıcı gücüne izin ver ve eğlen.

Müzik eğitimini merak ediyorum. Caz ve soul’a olan hâkimiyetin çocukluktan gelen bir dinleme alışkanlığının sonucu mu? Müziği nasıl keşfettin?

Evimizde çok fazla müzik dinlenmezdi ancak ailem çocukluğumda her alanda kendimi geliştirmem için beni çeşitli kurslara yolladı. Bunun dışında her zaman müziğe âşıktım ve hep kendi kendime kulağımı geliştirdim. İlk kazandığım parayla kaset ve CD, ilk ciddi maaşımla müzik dersi ve müzik aletleri aldım. Tutkum sayesinde müziği keşfettim ve sevdim. Kendimi dışardan eğitimle, online kurslarla ve workshop'larla geliştirdim.

Çocukken evde neler çalardı? İçinize işleyen büyük müzisyenler kimler oldu?

Evde Müzeyyen Senar ve Tarkan duyduğumu hatırlıyorum. İlk sahne deneyimim ilkokul gecesinde Erkilet Güzeli türküsünü söylemekti. İlkokul öğretmenimiz müziği ve matematiği çok severek işlerdi. Bir sürü türkü bilirim. Ortaokula geçtiğimde dinlediklerim MTV gibi müzik kanallarında çalan popüler müziğe evrildi. Lisede ise çok ciddi anlamda klasik rock tutkunu oldum. The Wall konsept albüm olarak beynime işledi ve bunu yapmadan ölmeyeceğime yemin ettim. 

Sonra caz ile tanıştım, cazı alıp eğip büken onun kalıplarına uymayan Thundercat'i sevdim. Daha sonra Erykah Badu'nun trap sound'lu albümünü gördüm, hayran olduğum insanların yargılara aldırış etmediğini gördüm. YEBBA'nın hayatımda duymadığım dürüstlükteki albümüyle tanıştım, duygu aktarabilmeyi deneyimledim ve daha birçok isim... Bu yüzden hep türler arası akışkan bir üretimim olacak sanırım.

Müzik haricinde gündelik bir işin de var değil mi? O iş nedir ve müzikle bağlantısı var mı? Hem çalışıp hem müzik üretmenin zorluğu nelerdir?

Ayrıcalıklı bir aileden gelmiyorum, ne yaptıysam hep gidip bunun için çalışmam gerekti. İlk şarkımı çıkardığımda da tam zamanlı çalışıyordum. Şimdi yine bir sanat ve teknoloji şirketinde, müzikle bağlantılı bir yerde çalışıyorum. 

Açıkçası eskiden bunu bir eksiklik olarak görürdüm. Yarı zamanlı müzisyen müzisyen değildir gibi yanlış bir inanç sistemim vardı. Şu an görüyorum ki bu beni besliyor. Çok şanslıyım ki çalıştığım yerde yazılım ile müzik iç içe, yeni enstrümanlar yapılıyor. Daha önce birçok kez belirtmiştim, Imogen Heap'in Mimu eldivenleri beni müzikle teknolojinin birleşimine âşık etmişti. Şimdi bunu deneyimleyebildiğim bir yerdeyim. 

Hem çalışıp hem müzik üretmenin tek zorluğu zaman yönetimi. Sevdiklerime çok zaman ayıramamaya başladım, en son ne zaman öylesine dışarı çıktığımı hatırlamıyorum.

Daha önceki konuşmalarımızda hemen yeni bir albüm daha üretmeyi planladığını  söylemiştin. Hazır fırsat yaratmışken onu da konuşalım. Birbirine bu kadar yakın iki albüm çıkarma fikri nasıl doğdu? Yeni albümün tarzı ilkinden daha farklı olacak mı? Nasıl bir hikaye var ardında?

Bataklığımda 2023’te zaten tamamlanmıştı. Projeyi sonlandırabilecek maddi ve manevi gücü kendimde bulamadım. Şimdi bu gücü bulmuşken durmak istemiyorum. Yeni albümün ayrıntılarını vermeyeyim ancak Türkçe müziğin sınırlarını daha çok Türkçe R&B ve soul ile genişletmeye takmış durumdayız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🤖 Seda Erciyes'in 'bataklığı', kurgu müzisyenler

Seda Erciyes'le ilk albümü "Bataklığımda"yı konuştuk. Yapay zeka ile müzik üreten Heingart’ın sahibi Volkan Samet Altuntaş'a müzik dünyasında yaşanan değişime dair fikirlerini sorduk.

09 Ara 2024

YAZARLAR

Barış Akpolat

Müzik yazarı. 2003'te Marmara Üniversitesi, Gazetecilik bölümüne girmesinin ardından 2005'te Hürriyet Gazetesi'nin hafta sonu eklerinde muhabir olarak çalışmaya başladı. BirGün Gazetesi Cumartesi Eki editörlüğünü, ana gazetenin kültür-sanat editörlüğü üstlendi. Ezhel ile Ankara'da geçirdiği bir haftanın hikayesini yazdığı "Kazıdım Tırnaklarla" adlı bir kitabı var ve 8 yıldır Radyo Eksen'de haftalık program hazırlıyor. 15 yıldır aktif olarak DJ'lik yapıyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?