Diyarbakır’da çekinceli bir umut

Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de Abdullah Öcalan’ı meclise davet etmesiyle başlayan, 27 Şubat’ta Öcalan’ın örgüte silah bırakması çağrısıyla devam eden sürecin ardından, hem kültürel hem siyasi önem taşıyan ilk Nevruz’un gündemi “demokratik sürecin tamamlanması” talebiydi. Konuşmalara bu kaygı damgasını vurdu, açıklamalarda barışın tesisi için çaba sarfedilmesi gerektiği ifade edildi. Diyarbakır, 21 Mart’ı çekinceli bir umutla kutladı.

Yazı: Ayça Örer

2025 Nevruz’u bu yıl PKK’nın silah bırakması ve barışın tesisi ihtimaliyle beraber büyük önem taşıyordu. Bu tarihî günlerin ilk kutlamasının nasıl geçeceği herkesin gündemindeyken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolar, dikkatleri Diyarbakır’dan diğer metropollere çevirdi.

Bu ortamda CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Diyarbakır Nevruz’una gönderdiği mesaj da Türkiye siyaseti için bir ilkti. Özel, "Eşit yurttaşlık temelinde herkesin barış içinde yaşadığı Türkiye'yi birlikte inşa edeceğiz" diyerek demokrasi ve kardeşlik çağrısı yaptı.

  • Diyarbakır bu etkinlik için çoktan hazırdı. Hem emniyet güçlerinin aldığı tedbirler hem düzenleme komitesinin hazırlıkları haftalar öncesinden netleşmiş, şehirde güvenlik önlemleri bir hafta öncesinden alınmaya başlanmıştı.

Dün Devlet Bahçeli’nin yayımladığı yazılı açıklama, süreçle ilgili yeni bir adım oldu. Örgütün kendini 4 Mayıs’ta feshedebileceğini söyleyen Bahçeli, kongrenin toplanma yeri olarak Muş'un Malazgirt ilçesini önerdi. Bu öneriye gerekçe olarak da “sürecin hiç beklenmedik komplikasyonlara, hiç tahmin edilmedik komplolara ve karmaşık provokasyonlara sahne olmasından” duyduğu kaygıyı gösterdi.

Peki Bahar Bayramı olan 21 Mart’tan 4 Mayıs’ta kutlanan Hıdırellez’e uzanan zaman aralığında kalıcı adımlar atılabilir mi? Bugün alana gelenlerin aklında bu soru vardı.

Sezgin Tanrıkulu: Kürtler barış ihtimalini seviyor

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, bu yılın çağrısıyla alana gelen isimler arasındaydı. Uzun yıllar Diyarbakır’da insan hakları üzerine çalışan ve Baro Başkanlığı görevini yürüten Tanrıkulu, sorularımızı yanıtladı. Barış ihtimalini değerlendiren Tanrıkulu, önceki yıllarda yaşanan sıkıntılara dikkat çekti:

“Newroz, yasaklandığı, birçok ölümlerin yaşandığı günlerden bugüne geldi. Umarım bu yıl toplumsal barış için, tüm Türkiye adına bir başlangıç olur. Bu hükümet bir taraftan bu süreç için adım atarken diğer taraftan da Türkiye’nin toplumsal huzurunu kökten sarsacak uygulamalara girişiyor. Şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız gözaltında ve gözaltına alınmasının nedenlerinden bir tanesi 'Kent Uzlaşısı' adı altında Kürtlerle seçim işbirliği yapmış olması. İstanbul, Kürtlerin dünyada en yoğun yaşadığı yer, nüfus olarak. Bu durumu aklımızda tutarak Newroz’u kutluyoruz tabii ki. Umarım buradan verilecek mesajları hükümet de anlar, toplumun değişik kesimleri de anlar. Barışın Türkiye’nin her yerinde ortak inşa edilmesi gerektiğinin farkına varırlar.”

“Çağrının Bahçeli’den gelmesini nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna ise Tanrıkulu,“Temkinli” cevabını verdi:

“Diyarbakırlılar geçmiş barış süreçlerinden sonra yaşanan ağır travmaları bildikleri için temkinli yaklaştılar, çünkü Sayın Erdoğan’a ve AK Parti’ye güvenmiyorlar. Hükümetin gerçek anlamda Türkiye’nin Kürt meselesinin silahsız şiddetsiz çözümü noktasında samimi adım atması lazım. Örgütün kongresini toplamasını kolaylaştırması lazım. Diğer taraftan da bu sürece zarar verecek işler yapmaması lazım, İstanbul’da olduğu gibi.”

Serra Bucak: Hükümet halkın iradesini duymalı

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak da bu kaygıyı dile getirenler arasında. Daha önce iki kere kayyum atanan bir belediyenin eş başkanlık görevini yürüten Bucak, sorularımızı cevaplarken “süreç” demekten imtina ettiklerinin altını çizdi:

“Henüz bir süreç değil. Bu sürecin ortaya çıkarılması için bir yol açıldı, bir olasılık çıktı. Görüşmeler sürüyor. Tabii ki Sayın Öcalan’ın 27 Şubat’ta İmralı’da yaptığı açıklama demokratik toplum ve barışın inşası için çok kıymetli bir çağrı.

Özellikle son on yılda 2016 darbesi sonrası yaşadığımız süreç, kaldırılabilecek bir süreç değil. Kayyumlar, baskılar, muhalefetin sesinin kısılması... Bunun için de önümüzde öneriler var. Hem belediyelerin hem siyasi partilerin ama tabii en başta hükümetin atacağı adımlar ve yerine getireceği görevler var.”

İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına da değinen Bucak, demokrasinin gördüğü zararı vurguladı:

“Diyarbakır’a iki defa kayyum atandı, üçüncü defa halk yine kendi iradesini seçti. Bunun hükümet tarafından duyulması gerekiyor.

İstanbul’da hem Kent Uzlaşısı’na, hem Sayın İmamoğlu’na karşı bir darbe, bir operasyon yapıldı. Kendisinin yerel seçimlerle alamadığı yerleri, sandıktan çıkamadığı yerleri devletin gücüyle, baskıyla gasp etmekten vazgeçmeli. Bunun Türkiye demokrasisine getirdiği zarar çok büyük.”

Ayça Örer'in DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan ile Leyla Zana'nın da katıldığı alandan izlenimlerini aktardığı yazının tamamını okumak için...

YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Baro’ya uzaklaştırma, CHP’de kurultay

İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu ve 10 kişilik Yönetim Kurulu, mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırıldı. CHP, partiye kayyum atanma ihtimalini göz önünde bulundurarak Olağanüstü Kurultay kararı aldı.

22 Mar 2025

AA

İLGİLİ OKUMALAR