

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle hazırlanmaktadır.
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Sonbaharın gelişiyle sanat doğada kendini daha belirgin bir şekilde gösterir, sadece yaprakların renk değiştirmesi bile başlı başına bir sanat eseridir. Sadece bu değişimi izlemek, dünya üzerinde bir toplum tarafından kutsallaştırılmış ve gelenek haline gelmiştir. Japon kültüründe sonbaharın sembolü olarak kabul edilen “Momiji-gari”, akçaağaç yapraklarını izleme geleneğine verilen addır. Bunun için halk sonbahar mevsiminde akçaağaç yapraklarını izlemeye dağlara ve tapınaklara gitmektedir. ‘Momiji’ terimi özellikle akçaağaç yapraklarının sonbaharda kırmızıya dönmesini ifade etmektedir. Bu renk değişimi sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda doğanın döngüselliğinin ve yenilenme gücünün bir ifadesidir. Hem geçicilik hem de güzelliğin doruk noktasıdır. Efsaneleşmiş bir figür olan, Japon kadın şair Komachi bir şiirini şöyle yorumlamıştır:
Romaji (Japonca kelimelerin Latin alfabesine çevrilmiş hali):
Waga yado no
momiji bakari ga
chiritsumori
hito no kokoro mo
aki ni zo arikeru
Türkçe çeviri:
Benim evimin önünde
yalnızca akçaağaç yaprakları
dökülüp yığılıyor;
anlıyorum ki insanların kalpleri de
tıpkı sonbahar gibi değişip duruyormuş.
Komachi’nin bu şiirinde akçaağaç yaprakları, doğanın ve aşkın geçici güzelliğini, değişimi, doğanın ve insan yaşamının döngüsünü anlatmaktadır.
Akçaağaç, Japon edebiyatında yer aldığı gibi görsel sanatlarda da sıkça kullanılmıştır.
Akçaağaç yaprakları zarif yapısı, inceliği sebebiyle ışık geçirgenliği, damarlarının ince yapısı, yaprak bitişlerinin ince ve oymalı olması sebepleriyle dantele benzer. Bu yaprakların zarif yapısı Edo dönemi sanatçılarının eserlerinde belirgin bir şekilde hissedilmiştir. Özellikle Edo dönemi sanatçıları Hokusai ve Hiroshige akçaağaçları, sonbaharın zirve yaptığı momiji sahnelerini baskılarında kullanmışlardır. Hokusai’nin ilgisini çeken şey geçicilik anı ve doğanın döngüsüdür. Bunu da en güzel betimleyen bir anda güzelliğinde zirve yapıp sonra da solan akçaağaçlardır. Hiroshige’nin ilgisini çeken şey ise insanın doğa içindeki yalnızlığı ve sessiz bir hüzündür. Bu sebeple çizmiş olduğu akçaağaçları daha melankolik atmosferler içerisinde çizmiştir.

"Night Watchmen Under Maple Tree” Edo Period 1789-1868, Katsushika Hokusai
Akçaağaçlar adeta doğanın sessiz titreşimleridir, rüzgârda dahi yavaşça hareketlenir. Bu yüzden Japon, Kore ve Çin kültürü başta olmak üzere çoğu kültürlerde “sakinlik, yumuşak titreşim, iç huzur” gibi anlamlarla ilişkilendirilir. Buna karşılık da bir o kadar dayanıklıdır. Doğadaki sessiz titreşiminin aksine dayanıklılığı sadece fiziksel sertlik değil, akustik ve ses titreşimleri açısından da önemlidir. Bu özelliklere sahip akçaağaç sessiz titreşiminin aksine, gerilmiş iki davul derisi arasında ince bir denge kurarak akustik davul sesinin güçlü ve güzel tınlamasına vesile olur. Akustik davul yapımında en çok kullanılan ağaçlardan birisidir ve özellikle gövde ve trampet üretiminde tercih edilir.
İlk akçaağaç türleri Asya’da ortaya çıksa da; dünya üzerinde en yoğun olarak Kuzey Amerika ve Kanada’da bulunmaktadır. Hatta bu bölgeye akçaağaç yoğunluğundan ötürü ‘Maple Belt’ (akçaağaç kuşağı) denmektedir. Kanada’nın doğal bitki örtüsünü oluşturan en önemli ağacı olması, güç ve dayanıklılığı simgelemesi sebebiyle ulusal kimlik sembolü olmuş ve bayrağının ortasında kırmızı akçaağaç yaprağı yer almıştır. Kanada’da çok fazla akçaağaç türü olmasına rağmen bayrağında bulunan Kırmızı Akçaağaç (Acer rubrum) ve akçaağaç şurubu elde edilen Şeker Akçaağacı (Acer saccharum) en yaygın türleridir. Ulusal Kimliğinin sembolü olması yanı sıra akçaağaç önemli bir ekonomik kaynaktır. Bu ekonomik payın en büyük kısmını dünyadaki %75’lik üretim oranıyla akçaağaç şurubu almaktadır. Akçaağaç şurubu, doğal ve işlenmemiş özelliği ve içeriğindeki fenolikler sayesinde önemli bir antioksidandır. Diğer kullanım alanları, fiziksel olarak sert olması sebebiyle zemin döşemesi ve buz hokeyi sopalarıdır.
Büründüğü sarı, kırmızı, turuncu ve bordo sonbahar renkleriyle Kanada sanatında da önemli yer tutmaktadır. 1900’lerin başlarında Yediler Grubu (The Group of Seven) ismiyle ortaya çıkan ve Kanada’nın ulusal sanat kimliğinde yer eden 7 ressam üye Kanada’nın doğal yapısını ve özellikle akçaağaçları bolca resmetmiştir.
Akçaağaçlar, sonbaharın canlı renkleri ve serin iklimlere uyumlarıyla tanınır. Bu nedenle iklim değişikliği, onların yaşam döngülerini en hızlı etkileyen faktörlerden biridir. Renk geçişleri, büyüme ritimleri ve suya olan duyarlılıkları sayesinde akçaağaçlar, iklim değişimlerini ilk gösteren birer “doğal uyarı işareti” niteliği taşımaktadır. Özellikle sıcak geçen sonbaharlar nedeniyle yaprak dökümü ve renk değişimi haftalarca gecikebilir. Ve küresel ısınma arttıkça, dünya genelinde daha güney enlemlerde yer alan akçaağaçlar daha kuzeye bölgelere doğru çekilmektedir.
Muhteşem renk değişimleriyle bize her daim hayatın döngüselliğini hatırlatan akçaağaçları korumak için doğal orman habitatlarının güvence altına alınması ve su döngüsünü destekleyen ekosistemlerin korunması büyük önem taşır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
NEREDE YAYIMLANDI?
COP31 Türkiye’de; akçaağaç portresi, Akdeniz beslenmenin bilimsel faydaları ve İran’ın Yazd kentindeki badgirlerden sürdürülebilir mimari örnekleri
27 Kas 2025

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







