Amazon, dokunma duyusuna sahip robotu Vulcan’ı tanıttı

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
ABD merkezli e-ticaret devi Amazon, dokunduğu öğeleri hissedebilen yeni depo robotu Vulcan’ı tanıttı. Raflarda gezinerek tüketicilere gönderilecek doğru ürünü bulan robot, Almanya’nın Hamburg kentindeki ve ABD’nin Washington eyaletindeki dağıtım merkezine konuşlandırıldı ve bugüne dek 500 binden fazla sipariş üzerinde çalıştı. Kuvvet ve dokunma geri bildirimi gibi fiziksel verilerle eğitilen robotun, zaman içinde kendini geliştirebildiği ifade edildi.

Ayrıntılar: İki kollu Vulcan, raflara uzanmak için geliştirilen spatula benzeri bir uzantıya sahip robotik bir kol ve raftaki ürünleri çekip çıkarmak için tasarlanan bir aparatla donatılıyor. Robotun birkaç ekleminde ürünlerin dokusunu algılamasını sağlayan sensörler bulunuyor. Robot, bu sensörlerden gelen sinyalleri algılamak için makine öğrenimi teknolojisini kullanıyor. Vulcan’a güç veren algoritmalar ise robotun nasıl bir aksiyon alacağını belirliyor.
Dokunma duyusu, robotun raftaki eşyalar arasında gezinmesine ve bir sonraki ürünün ne olduğunu algılamasına yardımcı oluyor. Robotik kol, raflardaki dağılan ürünleri yeniden düzenlerken kamerayla donatılan ikinci kol, ürünleri tutup kavrıyor.
Bir adım sonrası: Vulcan, Amazon’un depo işçileriyle aynı hatta çalışacak ve özellikle yüksekteki ve alçaktaki raflardan daha fazla ürün alarak işçiler için yüksek beden eforu gerektiren görevleri azaltacak. Robotun bulamayacağına karar verdiği ürünler ise yeniden işçilere atanacak.
Neden önemli? Amazon, depolarında birçok ürünü kapalı kutularda saklıyor. Bu nedenle kutular arasında gezinme, siparişe ilişkin ürünü tespit etme ve hazırlama süreci devasa depolarda büyük bir beden eforu ve zaman gerektiriyor. Vulcan’ın bu görevi büyük oranda hafifleterek çalışanların işini kolaylaştırması bekleniyor.
Depo çalışanlarının yerini alır mı?
Amazon’un yapay zeka odaklı robotik biriminin direktörü Aaron Parness, robotların şirketin dağıtım merkezlerinde tamamen insanların yerini almasını beklemediklerine işaret ediyor. %100 otomasyona inanmadıklarını dile getiren Parness, görevlerin maksimum %75 oranda otomasyona bağlanabileceğini ve robotların insanlarla işbirliği içinde çalışmaya devam edeceğini söylüyor. Parness, bu işbirliğinin her iki tarafın da tek başına çalışmasından daha büyük bir verimle sonuçlanacağının da altını çiziyor.

Perspektif: California Üniversitesi’nde görev alan robotik uzmanı Ken Goldberg de robotik dokunma duyusu üzerinde yapılan çalışmaların son yıllarda epey ilerlediğini, fakat robotların etten kemikten insanların dokunsal yeteneklerine erişmek için kat etmesi gereken çok fazla yol olduğunu söylüyor. İnsanın dokunma duyusunun son derece hassas ve karmaşık olduğunu ve geniş bir dinamik aralığa sahip olduğunu belirten Goldberg, robotların 5-10 yıl içinde insana eşdeğer bir dokunma duyusuna sahip olamayacağını da sözlerine ekliyor.
Bir adım geriden: Amazon, son yıllarda robotik ve yapay zeka alanına yaptığı yatırımları önemli oranda artırdı. Şirket, yakın zamanda eski OpenAI araştırmacıları Pieter Abbeel, Peter Chen ve Rocky Duan’ın kurduğu Covariant’ın çalışanlarının %25’ini kurucularıyla birlikte kendi bünyesine kattı. ABD merkezli girişim, robotlar için yapay zeka modelleri geliştiriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Doğa Yurduneri
İş Dünyası ve Teknoloji Editörü

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




