
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
Kişisel marka konusu, gazeteciliğin dijital dönüşüme uyum sağlama sürecinin getirdiği bitmeyen tartışmalardan en meşhuru. Bir tarafta internetin ve günümüz medya dinamiklerinin artık her bireyi kendisini bağımsız olarak tanımlamaya ve kimliğini üretmeye iten gerçekliğine uyum sağlamaya çalışanlar, diğer tarafta ise eski gazetecilik anlayışını taviz vermeden günümüzde de sürdürebileceğini düşünenler var.
Ancak konuya gerçekçi bir şekilde baktığımız zaman kişisel markanın olup olmamasını tartışmanın anlamsızlığını görebiliyoruz. Günümüz koşullarında bu artık gazeteciler ya da medya üretimi yapan herkes için verilmiş bir gerçek. Bunu dürüst bir şekilde kabul etmek ya da bunu reddetmeyi kişisel markanız hâline getirmek aslında elimizdeki tek seçenek.
Eski gazetecilik dediğimiz dünya ve onun şartlarında bir gazeteci çalıştığı kurumdan aldığı maaş ve kurumun sağladığı imkânlar ile işini iyi bir şekilde yapabilecek ve hayatını sürdürebilecek durumdaydı. Ancak günümüzde bu güvenceyi ve imkânları sağlayacak kurumlar neredeyse tamamen yok oldu, gazeteciler her anlamda güvencesizliğe, serbest çalışmaya ve kendi imkânlarını yaratmaya mecbur bırakıldı. Özellikle kariyerinin başlarında olan gazeteciler her şeyi sıfırdan kurmak zorunda. Günümüz medya koşullarında da bunun yolu bir gazeteci olarak kendi markanı oluşturmaktan geçiyor. Çünkü birçok gazeteci sadece haberini değil, bir kurumdan gelecek her türlü desteği de kendisi kurmak veya yaratmak zorunda.
Bu sadece genç gazeteciler için de geçerli değil. Geleneksel yapılar içerisinde artık kendilerine yer bulamadıkları için yeni yollar denemek veya dijital merkezli üretmek zorunda kalan gazeteciler de bunu yapmak zorunda kalıyorlar. Aradaki tek fark, büyük kısmının bu gerçeği kabul etmemekte ve günümüz koşullarına eskinin kurallarını uygulamaya çalışmakta ısrar etmesi. Ama farkında olmadıkları nokta bunun onlar için markaya dönüştüğü.
Gazetecilerin birey olarak görünür olması, bunun onlar için yeni imkânlar sağlaması kötü bir şey değil —dahası isteyerek yaptıkları bir şey de değil. Medya sektörünün ve ekonomik koşullarının getirdiği bu durum bir gerçek ve eğer gazeteciler tek başlarına varolmak zorunda bırakılıyorsa bunu kendi faydalarına çevirmeleri, bir marka olmaları kadar doğal bir şey de olamaz. Hatta büyük kurumlarda kendilerine yer bulmak istiyorlarsa bunu yapmak zorundalar.
Bu gerçeği kabul edip etmemek herkesin kişisel tercihi ama günümüz gerçekleri gazeteciliğin de ona bakışın da değiştiğini söylüyor. Açık konuşmak gerekirse okurlar bu dönüşüme çoktan ayak uydurmaya başladı bile. Okur dediğimiz insanlar medyanın birçok farklı türünü düzenli olarak tüketiyor ve yaşanan dönüşümleri çok daha hızlı bir şekilde görüp anlayabiliyor. Maalesef gazeteciler sıklıkla en yavaş uyum sağlayan kesim.
Gazeteciliğin geleceğini düşünüyorsak bunu değiştirmemiz lazım. Yaşanan dönüşümleri geriden takip edip aynı tartışmaları yılda iki kez yapmak yerine daha açık bir yaklaşım geliştirmeyi, gerekirse kavramları yeniden tanımlamayı ve bu dönüşümleri birilerini hedef göstermeden, sağlıklı bir şekilde ele almayı öğrenmeliyiz. Çünkü diğer seçenek gazeteciliğe gerçekçi bir gelecek sunmuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın anahtar kelimeleri: Substack, Twitter, Tor Browser, kişisel marka.
13 Mar 2022

YAZARLAR

n okuyoruz|
Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir haber sitesi neden 3 dakikada 50 MB indirme yapıp 1.5 GB RAM kapasitesi kullanır?
29 Mar 2026

Gazeteciliğin durumuna romantik değil, gerçekçi bir şekilde yaklaşmalıyız.
01 Mar 2026






