Sırada ne var?

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Deneyimli yüzücü Elizabeth Beisel, olimpiyatlarda 5 ve dünya şampiyonalarında 15 altın madalyayla kadınlar tarihinde en çok altın madalyaya sahip Katie Ledecky için “Katie, Harvard’da 20 kredi alıp dönemi 4,0 ortalama ile bitiren öğrenci gibiydi - kimse bu tipleri sevmez. Ama herkes Katie Ledecky’i sever, sadece Katie’yi sevmeyi seversiniz.” demişti. Swimming World dergisi tarafından 2013-2016 yılları arasında ve 2018’de toplam 5 kez Yılın Kadın Yüzücüsü seçilen Ledecky’nin geçmişinde Beisel’ın haklı olduğunu gösteren birçok hikâye var.
- Değişmek: 2011’de stilinin kendisini daha çok kulaçla havuzun sonuna ulaştırdığını fark eden antrenörü ona bazı önerilerde bulundu. Sahip olduğu ritim, suda sürüklenmesini engelliyordu ve nefes alışlarında zaman kaybediyordu, Ledecky bu incelemeler ışığında çalışarak “gallop” yani asimetrik stile yöneldi. Bu değişim, göze çarpan bir yüzücü olma yolunda önemli dönüm noktalarından biriydi.
- Başarmak: Ledecky’nin yer aldığı ilk uluslararası etkinlik aynı zamanda ilk olimpiyat macerasıydı. Henüz 15 yaşındayken 2012 Londra Olimpiyatları’nda ABD'den katılan en genç sporcu olarak yer aldı ve 800 metre serbestte 8.14.63 ile dünya rekoruna sadece 0.53 saniye uzak kalarak altın madalyayı kazandı. Ardından, 2014 ve 2015 Pan Pasifik Şampiyonaları’nda 200, 400, 800 ve 1500 metre serbesti kazanarak bir ilki gerçekleştirdi, bu 4 zafer “Ledecky Slam” olarak adlandırıldı.
- 2016 Rio Olimpiyatları elemelerinde, 400 ve 1500 metre serbestte erkek derecelerinden daha hızlıydı. Bu performansıyla, diğer sporlardaki gibi yüzmede de erkeklerin ön planda yer aldığı anlayışını kırma yolunda bir destek adımı attı. Olimpiyatların sonunda, potansiyelinin göstergesi olarak başarılarına 4 altın, 1 gümüş madalya ve 2 dünya rekorunu ekledi. Michael Phelps’in 5 altın, 1 gümüşlük rekorunun ardından en çok madalyaya sahip ikinci sporcu oldu.

- Vazgeçmemek: Tüm başarıların hikâyesi her zaman parlak değildir. Ledecky, profesyonel kariyerinin henüz başındayken 2019 Dünya Şampiyonası döneminde bir mide rahatsızlığı geçirdi. 400 metre serbestte ikinci olan ve şampiyonaya geldiğinden beri kendini iyi hissetmediğini ifade eden yüzücü, 200 ve 1500 metre serbest yarışlarından çekildiğini açıkladı. Üç gün sonra tam iyileşmese de şampiyonaya geri dönerek 800 metre yarışı için havuza girdiği seansın sonunda, üst üste dördüncü şampiyonluğunu elde etti.
- Yüzmenin ötesinde: Katie Ledecky sadece başarılı bir sporcu değil, eğitime de önem veren biri. İyi bir eğitim fırsatını yakaladığında peşinden koştuğunu ve gençlere ilham olmak için elinden geleni yaptığını belirterek Panasonic iş birliğiyle “Katie Ledecky’s Dive Into STEM Education” kampanyasını duyurdu. Bu interaktif platformla öğrencileri bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında bir kariyere yönlendirebilmeyi hedefliyor.
- Katie Ledecky, şimdiye dek yer aldığı uluslararası yarışmalarda elde ettiği 28 altın, 5 gümüş, 1 bronz madalyanın ve 14 dünya rekorunun sahibi. Pandemiden ötürü ertelenen olimpiyatlarda daha iyisini yapmak isteyen 23 yaşında tutkulu bir genç yetenek olarak, kendisini geliştirebileceği nice parlak sezonlara yüzüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Lautaro Martínez, Zion Williamson, Mick Schumacher, Katie Ledecky ve Sky Brown. Cuma spor gündeminiz hazır.
29 Oca 2021

YAZARLAR

Demet Tümkaya
Demet Tümkaya, TEVİTÖL mezunu ve şu anda Koç Üniversitesi'nde Kimya-Biyoloji Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği okuyor. Teknoloji ve spora ilgi duyan Demet, Aposto bünyesinde yüzme ve voleybol üzerine yazılar yazıyor.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?




