Az acılı arabeskin önlenemez yeniden yükselişi


Merve Dizdar anlatımıyla: Daphnis ve Khloe Nedir? Türkiye’nin köklü sanat kurumlarından Tekfen Filarmoni , 20. yüzyılın önemli bestecilerinden Maurice Ravel’in Daphnis ve Khloe adlı bale müziğinin Türkiye prömiyerine imza atmaya hazırlanıyor. Nerede ve ne zaman? 28 Mart Perşembe 20.30’da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı ’nda. Neden gitmeli? Antik Yunan edebiyatının ilk düzyazı örneklerinden biri olarak pek çok sanat dalına ilham olmuş Daphnis ve Khloe ’nin aşk hikâyesini orkestra ve sözsüz koro için notalara döken Ravel’in bu büyülü eseri, daimi Şef Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni ve Şef Masis Aram Gözbek yönetimindeki MAGMA Filarmoni Korosu ile beraber icra edilecek. Midilli Adası’nın kırlarında büyüyen iki genç aşığın hikâyesi, Türkiye’nin değerli sanatçılarından, 76. Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünün sahibi olan Merve Dizdar tarafından dile dökülecek. Not almalı: Empresyonizme has zengin armoniler sunan bir saat uzunluğundaki bale müziği, Ravel’in en uzun ve aynı zamanda en beğenilen eserlerinin başında geliyor. Dört belirgin motifin işlendiği müziğin tamamının seslendirileceği Daphnis ve Khloe ’nin Türkiye prömiyeri için biletleri burada bulabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Müzik türleri uzun zamandır saydamlaştı, birbirine geçti. Sanatçılar, bu aralar itinayla müziklerinin hangi türe ait olduğunu ifade etmekten kaçınıyor. Bu iç içe geçen müzik türleri arasında arabesk de her daim bir sonraki neslin radarına takılıp tartışmalara konu olmayı başarıyor.
Önce bir alt tür olarak ortaya çıkan arabesk, 1960’larda toplumu yozlaştırdığı gerekçesiyle bir dönem TRT tarafından yasaklanıyor. 1980’lerin sonlarında değişen sosyo-politik ortamının etkisiyle yeniden popülerlik kazanıyor. Bunda hükümetlerin hem kültürel hem de politik anlamda dışa açılımı, toplumsal politikaları ve gelişen müzik endüstrisi de etkili oluyor. Birçok akademik tezde de işaret edildiği gibi yoğun göç dalgası, bu müzik türünün köklenmesine neden olsa da serpilip büyüdüğü yer İstanbul gibi büyük şehirlerin eğlence sahnesi oluyor.
Hakkı Bulut, Orhan Gencebay, Selami Şahin, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses’in albümleri ile arabesk başka bir noktaya taşınıyor. 80’lerin sonlarında gazinolardaki assolistler değişiyor ve yerini büyük harflerle arabesk şarkıcıları alıyor. Bu sırada tür, kültürel bir ayrımın simgesi olmaya da devam ediyor. 90’larda ise pop müzik tüm dengeleri değiştiriyor. Hatta 90’ların sonlarına doğru arabeskin poplaştığı iddia ediliyor. Arabesk söylemelerine alışkın olunan sanatçılar, pop etkisi altında albümler yapmaya başlıyor. Arabeskin alt türlerinden fantezi müzik bu dönemde adeta güneş gibi doğuruyor.
Popun tıkanmasıyla beraber bu türe ilgi yeniden artıyor. Entelektüel kesimler tarafından arabeskin kucaklanmasına şahit oluyoruz. Biraz da günah çıkarma gibi bu... Türün daha “acısız" söz ve müziklerle yükseldiği bir dönem başlıyor.
Bu kısa arabesk tarihini anlatmamın nedeni, günümüzde türün bir kez daha şaşaalı günlerine dönmesi.
Konsept gecelerin aranan müziği
Geçen günlerde sosyal medya akışıma önce Mert Demir’in assolist olarak çıktığı Cahide Palazzo sahnesi, sonrasındaysa Zorlu PSM’deki konser görüntülerinin videoları düştü. Demir, yola alternatif müzisyen olarak çıkıyor ama kitlelerce tanınmasını arabesk cover’ları ve alt notalarında acı barındıran Mabel Matiz düeti Antidepresan sağlıyor. Yakın zamanda zaten yeni şarkılarından bazılarının arabesk türünde olacağını sosyal medya paylaşımlarında da dile getiriyor.
Cahide, sahne önü masaları 9 bin TL’den başlayan bir mekan. Burada Serkan Kaya, Derya Bedavacı gibi arabesk müziğin son dönem sesleri de sahne alıyorlar. Ve hepsinin rezervasyonları günler öncesinden doluyor.
2020’de Sakiler, Pinhani’nin Dünyadan Uzak’ını arabesk formlarında coverlıyor. Dedüblüman, Semicenk gibi isimler de alt tonlarında fantezi müzik, arabesk barındıran şarkılar yayınlıyorlar. Günümüzün en çok konser bileti satan sanatçılarından Melike Şahin’in de müzikal yolculuğunun başlangıcı alternatif müzik. Fakat konserlerinde Dön Ne Olur gibi fantezi ve arabesk olarak adlandıracağımız şarkıların coverlarını da söylüyor.
Arabesk rap de en parlak dönemini yaşıyor. Başlangıcını Berlin’in Türk düğün salonlarında yapan alt tür, 2000’lerde Berlin’de kurulan Orientation grubunun alternatif arabesk ve arabesk rap denemeleriyle yükseliyor. Hatta grubun Bosporus Bridge albümünde arabesk rap ya da arabesk soul türüyle şarkısını söyleyen ünlü rap’çi Aziza A.’yı da işitiyoruz. Arabesk rap’in tanınmış grubu Cankan, yine Almanya’dan bu janrı Türkiye’ye taşıyor. Rap’çiler Uzi, Hidra, Halodayı; Azer Bülbül’ün şarkılarıyla mash-up yapıp sample’larını kullanıyor. Heijan da aynı şekilde arabesk rap şarkılara imza atıyor.
Geçen yılın patlama yaşayan şarkılarının ve müzik projelerinin çoğunda arabeski yeniden duyuyoruz. Uzun süredir eğlence mekanlarının konsept gecelerinin baş kahramanı… Arabesk artık köyden kente gelişin sembolü bir müzik türü değil. Entelektüellerin farklı bir imaj çizmek uğruna dinlediği bir tür de değil. Şu an beyaz yakalı olarak adlandırılan kentli ve okumuş kesimin eğlencesine dahil olan, acısına dost olan bir müzik. Sermayenin el değiştirdiği bu dönemde artık köyden kente değil, bir semtten diğerine taşınıyor.
Peki ne oldu da arabesk yeniden listelerde yükselmeye, yeni müzisyenlere ilham vermeye, sadece tek bir kesimin dinlediği müzik olmaktan çıkmaya başladı?
Arabeskin hâlâ söyleyecek sözü var
Uzun yıllar Roll dergisinin yayın yönetmenliğini üstlenen, birçok dergi ve gazetede müzik ve popüler kültür üzerine yazılar yazan gazeteci Derya Bengi, “Sizce arabesk türünde şarkıların popçular haricinde, alternatif müzisyenlerin de radarına girmesi ve müzik türlerini bu yöne çevirmesindeki en büyük etken nedir?” soruma bu türün bir röntgenini çekerek şu yanıtı veriyor:
“Arabesk 50 yılı aşkın macerasıyla artık neredeyse geleneksel bir müzik türü. Eski anlamlarının üzerine katman katman yeni anlamlar, yeni yorumlar, yeni bakış açıları ekleyerek bugünlere geldi. Bugünün yoksulluğu, bugünün minibüsü, bugünün gecekondusu, eskisiyle kısmen aynı, kısmen farklı. Eskiden arabesk çarpık kentleşmenin, çarpık sanayileşmenin en önemli simgesi sayılıyordu. O günler geride kaldı ama şimdinin metrolu, metrobüslü şehrinde de gelir bölüşümü adaletsizse, insanlar gelecek kaygısı taşıyorsa belki arabeskin hâlâ söyleyecek şeyleri vardır.
Bir zamanların arabeski, Türk musikisini ve halk müziğini yozlaştırmakla suçlanırdı. Sonra Murathan Mungan’ın önerisiyle Müslüm Gürses Aşk Tesadüfleri Sever albümünde Bob Dylan, Björk, David Bowie melodileri yorumlayarak bu sefer arabeski yozlaştırmaya cesaret etti. Bu müzik 50 yılda içerden, dışardan pek çok dostane müdahaleye uğradı. Bizzat Hakkı Bulut ve Orhan Gencebay bazı şarkılarıyla kendi yarattıkları arabesk klişelerini sorguladı, Erkin Koray kendi deyimiyle ‘ilk acısız arabesk’leri yaptı, ülkenin Batılı yüzü Ajda Pekkan bile Gencebay okudu. 90’larda Duman çıktı. 2000’lerde Fairuz Derin Bulut, ‘Ali Tekintüre’ şarkılarından albüm çıkardı. Alamancı müzisyenler arabeskle çok ilginç denemeler yaptı, rapçiler Türkiye’de ve Almanya’da arabeski hallaç pamuğu gibi attı. Ben şahsen eski arabeskin nice örneğini sevdiğim kadar, bugün kendini tekrar etmeyen, özellikle sözel klişeleri kıran her türlü yeni arabeske de varım.”
Diğer müzik türlerine de nüfuz etti
Sosyo-ekonomi ile bütünleşmiş bir türün yeniden yükselmesinde ülkede şu an yaşanan ekonomik sıkıntılar ve mutsuzlukların da etkisi var mı? Müzik sosyoloğu Güneş Ayas, şu cevabı veriyor:
“Türkiye’de arabeskin yükselişi veya yeniden yükselişi hakkında yorum yapılırken zaman zaman düşülen bir hata var. Arabesk adeta bünyenin zayıf düştüğü anlarda insana musallat olan bir virüsün yayılması gibi görülüyor. Halbuki arabesk bizzat bu bünyenin bir ürünü. Türk müzik kültürünün gelişim sürecinin doğal bir sonucu. Arabesk, TRT’nin Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği diye yapay bir şekilde birbirinden ayırdığı iki geleneksel müzik kültürünü bünyesinde birleştiriyor. Yüzlerce yıldır Türk müziğiyle etkileşim içinde.
Batı müzik kültürünün bazı ifade imkanlarından yararlandı, hatta Latin Amerika müziği gibi uzak etkileri bile bünyesinde topladı. Uzunca bir süre Türkiye’nin hâkim popüler müzik kültürünü oluşturdu. Bir süre sonra katıksız arabesk güç kaybetse de bir üslup olarak pop müziğin ayrılmaz rengi hâline geldi. Daha sonra diğer bütün müzik türlerine nüfuz etti. Katıksız arabesk yok olurken diğer türler arabeskleşti.
Bizzat kendisi böylesine büyük bir füzyon olan bir müziğin zamanla yeni tür ve üsluplar içinde yeniden karşımıza çıkması şaşırtıcı değil. Bu yüzden arabeski belli bir duygu ve tavırla, arabesk dinleyicilerini de belli bir kesimle özdeşleştirerek onu kente uyum sağlayamama, ekonomik sorunlarla baş edememe, toplumsal hareketlerin gerilemesi, yenilgi ve yılgınlık gibi toplumsal, ekonomik, siyasal süreçlere indirgemenin doğru olmadığını düşünüyorum.”
Müziğin soylulaştırılması
Güneş Ayas’a göre arabeskin daha az ilişki içinde olduğu türlerle birarada anılmasındaki nedenlerin başında popüler müzik kültüründeki tıkanma etkisi büyük:
“Bu tıkanmayı aşacak yeni açılımlar için yerli kültürel dayanaklar arayanlar arabesk dünyasının popüler alandaki başarısı sınanmış ezgi havuzuna ve üsluplarına başvurdular. Bu aynı zamanda bu türleri daha geniş bir dinleyici kitlesine açtı. 60’larda Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği kültürleri hâlâ canlıydı ve yeni açılımlara ilham kaynağı olabiliyordu. 2000’lerde müziğine yeni bir açılım sağlayacak yerli kaynak arayanlar canlı ve geniş kitlelerle bağ kurabilen bir müzik kültürü olarak arabeskle karşılaştı.
2000’li yıllarda arabeskin soylulaştırılması sürecinin büyük ölçüde tamamlanmış olması da bunu kolaylaştırdı. Gençliklerinde arabesk müzikle sosyalleşmiş olanlar bu kültürel sermayelerini yeni kazandıkları güç pozisyonlarında bu müzik kültürünü meşrulaştırmak, beğeni hiyerarşisinde yükseltmek için kullandılar. Politik açıdan dünyada ve Türkiye’de popülizmin ve anti-entelektüalizmin yükselmesi de bu süreci besledi. Arabesk sembolik açıdan halkın bir zamanlar hor görülmüş olduğu düşünülen değerleriyle özdeşleşmeye başladı. Bu popülist yönelim seküler-sol muhalefete, bazı alternatif kültür çevrelerine de yansıdı.
Arabeskle barışmak, zaman zaman bir özeleştiri zaman zaman entelektüel çevrelerin elitizmle mesafesini gösteren bir işaret olarak ortaya çıktı ve bu yeni popülizmin alameti farikası hâline geldi. Alternatif müzik gruplarının arabeskle buluşmasında da bu süreçler etkili oldu. Yine de en büyük etkenin müzikal arayışın kendisi olduğu kanaatindeyim. Klasik hâliyle arabeskin ölmesi, başka bir deyişle klasikleşmesi, ustalarının popüler müzik sahnesinden çekilmesi gerekiyordu. Arabeskle ilişkili yeni arayışların ve nostaljik bir arabesk kültürü patlamasının son yıllara denk gelmesi biraz da bununla ilgili.”
Hakkı Bulut’un sözleri gibi, “Arabesk dinlersiniz ya da dinlemezsiniz ama onun varlığını bilmelisiniz.”
2024 arabeski daha az politik, daha az acılı... Ama bu müzik türü hâlâ bir sonraki kuşağı etkisi altına almayı başarıyor. Yine tartışmalara konu oluyor ama söyleyene para ve ün kazandırıp kapılar açmaya da devam ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Arabesk artık köyden kente gelişin sembolü değil. 2024 model arabesk, artık beyaz yakalı, kentli, okumuş kesimin eğlencesine dahil olan, acısına dost olan bir müzik.
11 Mar 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




