Bahar Kokularına Selam Olsun: Hıdırellez

Dilekler bu yıl dolunay aydınlığında dilenmişken, ortaya çıkış hikayesiyle Hıdırellez'e odaklanıyoruz.
Bahar Kokularına Selam Olsun: Hıdırellez

Emir Kusturica’nın Çingeneler Zamanı filminin final sahnesinde bir Roman halk şarkısı çalmaya başlar. Goran Bregovic’in düzenlemesiyle yeniden hayat verdiği, tüyleri diken diken eden bu şarkının ismi Ederlezi’dir. Yıllar içerisinde dinleyen herkes bu ezgiyi o kadar benimsedi ki, Balkanlar’dan Mezopotamya’ya hangi ülkede mırıldanırsanız mırıldanın, size eşlik edecek birileri daima çıkar. Bulgarca, Yunanca, hatta Lehçe uyarlamaları bulunan bu şarkıya Sezen Aksu da Düğün ve Cenaze albümünde Hıdırellez adıyla yer vermişti. İşin aslı Ederlezi, doğrudan Hıdırellez demek ve kökeni de Türkçe.

Türkler tarih sahnesinde ortaya çıktıkları ilk anlarda Orta Asya’da zorlu iklim şartlarıyla mücadele ettiler, dolayısıyla baharın gelişi her zaman bir umuttu. Havanın ısınması, doğanın yeşermesi, hayvanların üremesi gibi durumlar bu umudu doğurdu. Bahar bolluk ve bereketi, yeniden doğuşu, yeni bir başlangıcı simgeledi. Türk halkları baharın müjdesini, binlerce yıldır Nevruz ve Hıdırellez adı verilen törenlerle kutluyor.

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Folkloru Anabilim Dalı Başkanı Metin Ekici bu iki kutlamayı şöyle özetliyor: “Türk kültüründe geleneksel olarak kutlanan önemli iki gün vardır. Bunlardan biri ‘Nevruz’, diğeri ‘Hıdırellez’ adıyla anılmaktadır. Her ne kadar bu iki gün farklı adlar almışsa ve birbirinden farklı tarihlerde kutlanıyorlarsa da kültürel kökleri ve bugünlerde yapılanlar göz önüne alındığında ikisinin birbirine çok yakın ve hatta aynı olduğu iddia edilebilir. İkisi de baharla birlikte başladığı kabul edilen yeni yılı ve mevsimsel değişikliği karşılama düşüncesinden kaynaklanmıştır. Zaman ve bölgelere bağlı olarak isim ve tarihleri farklı olan bu iki gün, yine de içerik ve işlev bakımından benzer, hatta aynı kalmıştır.”

Bir çift "kandamlası" (Çin lalesi).

Türk kültüründe çeşitli kültler mevcut. Bunlardan bazıları “ateş”, “su” ve “atalar” kültleri. Türkler, Orta Asya soğuğunda hayatta kalmak için ateşe ihtiyaç duydular ve ateşi tanrının bir armağanı olarak gördüler. Ateş arınmayı temsil etti; kötü ruhlar ve hastalıklar ateş ile kovuldu. Tütsü yakmak, kurşun dökmek ve ateş üzerinden atlamak gibi geleneklerin ortaya çıkışının altında bu durum yatıyor.

Su, birçok toplumda olduğu gibi Türklerde de bereket demekti. İnsanların ve hayvanların yaşaması, bitkilerin hayatta kalması için en temel ihtiyaç olan su, yaşamın sembolüydü. Aynı zamanda arındırıcı ve büyü bozucu olduğuna inanıldı. Türk inancına göre her pınarın, gölün, ırmağın bir “iyesi” (sahibi ve koruyucusu) vardı.

Hunlar ve Göktürkler döneminden beri, bu dünyadan göçüp giden atalarının ruhları için kurban sunan ve onları anmayı bir gelenek haline getiren Türkler, bu inançla atalarına saygı gösterdiler. Böylece atalarının ruhlarının kendilerine yardımcı olacağını umdular. Günümüzde yatır ve türbelere atfedilen önem de buraya dayanıyor.

Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra atalar kültünün İslami inançlarla birleşmesi sonucu “Hızır kültü” doğdu. Hızır, ab-ı hayatı içerek ölümsüzlüğe ulaşan, bereket dağıtan, muhtaç anlarında insanların yardımına koşan, yapılan iyilikleri ödüllendiren ulu bir kişi. Kelime kökeni “el-Hadır” ve Arapça’da yeşil veya yeşilliği çok olan yer anlamına geliyor. Yine İslamiyet’in kabulünden sonra Türkler, suların ve su kültünün iyesi olarak İlyas peygamberi benimsedi. Eski Türk kültüründe bulunan atalar, ateş ve su kültlerine olan saygı, İslam kültürüyle kaynaşarak Hızır ve İlyas’ın etrafında şekillendi. İslamiyet’ten önce de yüzlerce yıldır yapılan bahar şenlikleri, Hızır ve İlyas’tan sonra Türk-İslam sentezi bir kimliğe sahip oldu. Bu sentez inanışa göre her 6 Mayıs’ta Hızır ve İlyas yeryüzünde buluşuyor. Bu buluşma neticesinde hava ısınıyor, doğa canlanıyor, ağaçlar yeşilleniyor, sular çağlıyor.

Hızır-İlyas deyişi yıllar içerisinde dönüşerek Hıdırellez halini aldı. Türkler, Hızır ve İlyas’ı sahiplendiler, ama eski kültürlerinden de vazgeçmediler. Yüzlerce yıldır şenlikler bir su kenarında yapılıyor, bir pınardan getirilen su içiliyor, bu suyla yüzler yıkanıyor. Ateşler yakılıyor ve bu ateşlerin üzerinden atlanıyor. Anadolu’da “Hıdırlık” adı verilen ve ulu bir zatın yattığına inanılan yatır ve türbelerde kutlamalar gerçekleşiyor.

Orta Asya’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Balkanlar’a ulaşan bir şenlik olan Hıdırellez, Balkanlar’da biçim değiştirerek müzik formunda "Ederlezi" ismiyle Anadolu’ya geri dönüyor. Orada şenlik nasıl benimseniyorsa, burada da müzik öyle benimseniyor. Kültür de her seferinde yeniden doğuyor, yeni bir başlangıç yapıyor. Tıpkı bahar gibi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto AnkaraAposto Ankara

BÜLTEN SAYISI

Kuzey ışıkları Flow Digital'da,🌺bahar kokusu her yerde

Bitirdiğimiz Hıdırellez haftasında bahara yakışır festivaller, sergiler ve yeni haberlerle şehir şimdi kıpır kıpır.

07 May 2023

Ankara Havası

YAZARLAR

Görkem Demir

Carl Sagan'ın izinde. Hikaye avcı-toplayıcısı.

Aposto Ankara

Her pazartesi saat 18.00'de Ankara'dan özenle seçilmiş etkinlikler, haberler ve hikayeler.

İLGİLİ OKUMALAR