Bahar T. G.: “Sporun ne olduğunu tam anlamıyla kavrayabilmiş bir çocuğun, herhangi bir meslekte başarısız olma ihtimali yok.”

Bahar Toksoy Guidetti'ye çocuklar için spor, A Millî Kadın Voleybol Takımı'nın sosyal etkisini ve yönetici pozisyonlarda cinsiyet eşitsizliğini sorduk.
Bahar T. G.: “Sporun ne olduğunu tam anlamıyla kavrayabilmiş bir çocuğun, herhangi bir meslekte başarısız olma ihtimali yok.”

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Türkiye’de altyapılarda iyi sporcular yetiştirilirken başarıların profesyonel seviyeye taşınamamasında, birey olarak donanımın göz ardı edilmesinin etkisi olabilir. Bu durumda spor ve nitelikli eğitimi bir arada götürmenin zorlukları bir faktör. Akademide voleybol antrenmanlarına ilaveten cinsiyet eşitliği, iklim krizi ve sanat konulu eğitimler oldu. Bir sporcu adayının, sportif ve birey olarak gelişimini birbirini besleyecek şekilde sürdürmenin önemi nedir?

Yetenek bir sporcunun parlamasına neden oluyor, o ışıltısını besleyen ise çoğu zaman kişisel gelişimi oluyor. Bugün profesyonel sporcular farklı ölçeklerde girişimler kadar ciro yönetiyor. Kişisel gelişimine yatırım yapan sporcu, bir marka olduğu farkındalığına ulaşıyor ve profesyonel ekiplerle çalışmaya başlıyor. Akademideki çocukların kişisel gelişimine önem vermemizin bir nedeni bu; profesyonel sporcu olmanın gerektirdiği her türlü donanıma sahip olmalarını sağlamak.

Bir diğer nedeni de 20 seneyi aşkın profesyonel kariyeri olan bir kadın sporcu olarak, spor tarihinin en başarılı kadın sporcularının bile maruz kaldıkları adaletsizlikleri düşündüğünüzde; kız çocuklarına istedikleri her alanda başarılı olabileceklerini hissettirmenin daha önemli olduğuna inanıyor olmam. Bu akademiden dünya voleyboluna yıldız isimler bile kazandırsak, bunun daha aydınlık bir gelecek için yeterli olmayacağının farkındayız. Partnerlerimizle ilk hedef olarak; akademinden sadece kendini değil, etrafını da aydınlatan yıldızlar çıkarabilmeyi belirledik.

Kız çocukları toplumsal baskılardan arındırılmış hayaller kurabilsin, kendi geleceği ile ilgili kararları alabilsin, bunları gerçekleştirebilmek için gerekli donanıma sahip olsun diye çabalıyoruz. Çünkü akademi ekibi olarak tüm kalbimizle inandığımız bir felsefemiz var: ‘Dünyanın daha fazla başarılı insana ihtiyacı yok. Aksine bu dünyanın acilen daha barışçı, iyileştirici ve sevgi dolu insanlara ihtiyacı var.’

Küçük yaşlarda lisanslı spor yapan gençlerin bir kısmı kariyerini profesyonel olarak sürdürebiliyor. Ancak herhangi bir alanda çalışacak bir çocuğun, sporcu ilkeleriyle büyümesinin kazanımları nelerdir?

Sporun ne olduğu tam anlamıyla kavrayabilmiş bir çocuğun herhangi bir meslekte başarısız olma ihtimali yok. Hatta daha ileri gideceğim; hayatında mutsuz olma ihtimali yok. Çünkü erken yaşta kazanılmış spor kültürü hayat bilgisi dersi gibidir, üstelik teorik değil pratikte öğrenilmiş versiyonu. 

Akademide her ne kadar üst düzey antrenörlerden voleybol öğreniyor olsalar da, elimizin değdiği her çocuğun da profesyonel sporcu olma ihtimali yok; ama spor aracılığı ile her birinin kendi ayakları üzerinde durabilen, cesur olduğu kadar başkalarının haklarına saygılı, empati kurabilen, toplumsal ve çevresel duyarlılığı olan genç kadınlarına dönüşebilmeleri mümkün.

Bahar Toksoy Guidetti 

A Millî Kadın Voleybol Takımı, performansı ve saha dışındaki duruşuyla Türkiye’de sporun ötesinde, özlediğimiz değerleri temsil ediyor. Senin gözünden A Millî Kadın Voleybol Takımı Türkiye için, akademideki kız çocukları için ne ifade ediyor?

Türk voleybolunda kulüpler ve millî takım düzeyinde alınan kararlar ve yapılan doğru yatırımlar istikrarı ve başarıyı getirdi, kazanılan başarılar da voleybola duyulan ilgiyi artırdı. Zor günler geçirdiğimiz dönemlerde kadın sporcular umudumuzu canlı tutmamıza, ne kadar güzel ve vazgeçemeyeceğimiz bir ülkemiz olduğunu hissetmemize vesile oldular. Biz voleybol ülkesiyiz söylemi sportif bir iddianın ötesinde; biz özgür, aydın, güçlü kadınların ülkesiyiz diye haykıran bir slogana dönüştü.

Bu millet ne zaman zor zamanlar geçirse kadınlarının dirayetiyle ayakta kalmış, yaralarını sarmış, iyileşmiştir. Bir anlamda yine öyle oldu diyebiliriz. Onları tribünde ya da ekranda izlemek; sosyal medya paylaşımları ya da marka iş birlikleri ile yarattıkları farkındalık, elbette kız çocuklarının onlar gibi olabilmek için hayal kurmasını sağlıyor. Ancak şunu gözden kaçırmamamız gerekiyor. Kadın sporcular olarak kendi hayatlarımızdaki başarılarımız sadece ilham verebilir, sorunların çözümüne doğrudan katkı sağlamaz. Kız çocuklarının, genç kadınların esas sorunu hayal kurmak değil, hayallerini gerçekleştirebilmekle ilgili. İlham kaynağı olmanın ötesinde bu soruna spor aracılığıyla çözüm arıyor olmamız, kız çocuklarının potansiyellerini gerçekleştirmelerinin önündeki engelleri kaldırmak, önyargıları kırmak için mücadele eden inisiyatifler alıyor olmamız gerekiyor.

Sporun toplumsal ve çevresel sorunların çözümünde gerçekten çok büyük bir gücü var. Özellikle voleybolda, erkek sporcularla eşit koşullar sağladığında kadınların neler başarabileceğini gösterdikçe elimiz daha da güçleniyor. Biz de bu gücü toplumsal bir dönüşüm başlatmak için kullanmaya çalışıyoruz, yaptıklarımızın farklı sporcuları ve spor insanlarını harekete geçirmesi de en büyük mutluluğumuz oluyor.

Farklı yayınlara belirttiğin görüşlerde, karar verici pozisyonlarda cinsiyet eşitliği sağlanması gerekliliğinin altını çiziyorsun. Türkiye’de sporda yönetici pozisyonlarındaki cinsiyet eşitsizliğini nasıl değerlendiriyorsun ve bu bağlamda seni en çok heyecanlandıran hedefin nedir?

Akademiyi kurup iş dünyasına girince ve Birleşmiş Milletler ile çalışmaya başlayınca, ülke sporuna antrenörden ziyade yönetici olarak daha fazla katkı sağlayabileceğimi fark ettim. Yale Üniversitesi’nin sertifika programında, farklı meslek dallarından üst düzey kadın yöneticiler ile bir araya geldiğimde verdiğim bu karardan daha emin oldum. 

Kadınların liderlik pozisyonlarında hala yeterince temsil edilmediği dünyada; sahip olduğumuz yetenek ve birikimi, ataerkil sistemin zayıflık olarak etiketlediği ‘duygusal zekamızla’ birleştirerek önümüzdeki bir çok engeli aşabileceğimizi, köklü değişimlere imza atabileceğimizi anladım. Antrenör olursam etki alanım kısıtlı kalacak; sporun her branşında daha fazla kadın antrenörün yer almasını sağlayacak bir sistemin kurulmasına vesile olursam daha kalıcı bir işe imza atmış olacağım. Eşit ve adil bir hayatı mümkün kılan dönüşümlerin merkezinde olmak heyecanlandırıyor beni.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎾 Amerika Açık zamanı

Kısa kısa: Verstappen; 2023 FIBA Dünya Kupası elemeleri; Dünya Voleybol Şampiyonası; Premier Lig; İspanya Bisiklet Turu; Bahar Toksoy Guidetti

30 Ağu 2022

WTA

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Ömer Şentürk

·

28 Tem 2026

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek
Punto Punto

HİKAYE

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?
Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?