Başrol müzik: Across the Universe

Duende ve Kadıköy Sineması işbirliğiyle hazırlanan Başrol Müzik serisinin yeni filmi, The Beatles şarkılarını müzikale dönüştüren Across the Universe.
Başrol müzik: Across the Universe

28 Nisan - Paribu - Duende
Paribu ile birlikte

Paribu ile "Arter’de Uzun Cumartesi" nin ilki yarın Paribu ile "Arter’de Uzun Cumartesi" yarın gerçekleşecek Paribu kültür sanat alanındaki iş birliklerine bir yenisini daha ekleyerek programıyla sanatın tüm disiplinlerini kapsayan Arter ’in “Uzun Cumartesi” etkinliklerinin sponsoru oldu. Nedir? Yarın gerçekleşecek olan Paribu ile “ Arter’de Uzun Cumartesi ” kapsamında tüm sergiler, kütüphane ve kitabevi gece yarısına kadar ziyaretçilere açık olacak. “Uzun Cumartesi” kapsamında Paribu kullanıcıları, 11.00 – 24.00 saatleri arasında tüm güncel sergileri ücretsiz olarak ziyaret edebilecek ve galerideki sesli rehberlere ücretsiz erişebilecek. Paribu yıl boyunca belirli dönemlerde tekrarlanacak olan “Uzun Cumartesi” etkinliklerini desteklemeye devam edecek. Neler var? Arter’de 19.00 ve 22.00 olmak üzere iki farklı saatte düzenlenen ve kontenjanı sınırlı olan sergi turları herkese açık olacak. Gezilebilecek sergiler arasında küratörlüğünü Eda Berkmen’in üstlendiği Türkiye’de kavramsal sanatın öncüleri arasında yer alan Cengiz Çekil ’in Bugün de Yaşıyorum sergisi ve küratörlüğünü Emre Baykal’ın üstlendiği Elina Brotheru s ’un Large de Vue sergisi yer alıyor. Ayrıca küratörlüğünü yine Eda Berkmen’in yaptığı Eva Koťátková ’nın Bir Balıkmışım Bacakları Olan sergisi de ücretsiz ziyaret edilebilecek. Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” hakkında daha fazla bilgi için ParibuLog ’u ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Across the Universe

Yönetmen: Julie Taymor

Süre: 133 dakika

Yapım yılı: 2007

"Is there anybody going to listen to my story
All about the girl who came to stay?"

Genç bir adam... Sanki arada kamera yokmuşçasına gözlerinin içine bakarak, sakin ve dingin sesiyle dönüp soruyor sana filmin ilk saniyelerinde. Sadece melodi değil, hisler de tanıdık. Beklenmedik anda karşına çıkan birininin hayatında kalıcı olduğu hikâyelerden birini anımsıyorsun. Onun hikâyesini kimse dinleyecek mi diye merak ediyor Jude. Sanki iki saati aşkın süre boyunca orada, tam da o hikâyeyi dinlemek üzere bulunmaya gönüllü olmamışsın gibi. Evet, Jude. Hani şu dünyanın en ünlü şarkılarından "Hey Jude" şarkısındaki gibi. Hikâyesindeki kızsa Lucy. Evet, Lucy. Hani "Lucy in the Sky with Diamonds" şarkısındaki gibi. Melodinin nereden tanıdık geldiği aşikâr: Bizzat kendi adını da bir The Beatles şarkısından alan Across the Universe, bir The Beatles müzikali.

Across the Universe | Kaynak: IMDb

The Beatles'ın en sevilen şarkılarını kesişen birkaç aşk hikâyesi etrafına oturtan Across the Universe; karakterlerinin isimlerini The Beatles şarkılarından almakla kalmıyor, grubun şarkılarının duygusal ve kavramsal detaylarını hikâyesine ve görselliğine yansıtıyor. Tabii müzikal sahnelerinde ve soundtrack albümünde 33 farklı The Beatles şarkısına yer veriyor. Bu şarkıların yedisi The White Album olarak da bilinen The Beatles albümünden; onu beşer şarkının alındığı Magical Mystery Tour ve Abbey Road ile dört şarkının alındığı Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band albümleri izliyor. I've Just Seen a Face bir bovling salonuna taşınıp ilk aşkı tarifliyor örneğin. Bir gospel korosunun eşlik ettiği Let It Be, 1967'deki Detroit ayaklanmasında hayatını kaybeden siyah bir çocuğun yasını tutuyor.

Across the Universe, popüler şarkıları bir hikâyeye oturtarak müzikale dönüştüren "jukebox müzikallerin" modern bir örneği. Broadway ve West End'in çokça sevdiği fakat Singin' in the Rain (1952, Stanley Donen ve Gene Kelly) sonrasında Moulin Rouge!'a (2001, Baz Luhrmann) kadar sinemada fazla örneği görülmeyen bir türü, belki de sadece belli bir döneme değil; tek bir grubun şarkılarına bağlı kaldığı için daha özel bir hâle getiriyor. 1960'ların politik ve toplumsal atmosferi tüm dünyada oldukça hareketli ve The Beatles'ın şarkıları dönemi, savaş karşıtlığını ve tabii hippiliği layıkıyla yansıtıyor. Öte yandan tüm bu toplumsal meseleleri, barış mesajlarını ve aşk sözcüklerini tek bir hikâyeye oturtmak zor. Belki de bu yüzden senaryoda çok fazla karakter, çok fazla yan hikâye ve zorlama denilebilecek yollarla kesişmiş çizgiler var. Jude'un Liverpool'da başlayan hikâyesi, II. Dünya Savaşı sırasında okyanusun o tarafına geçmiş ve ülkesine geri dönmüş babasını arayışıyla New Jersey'e uzanıyor. Dönemin politik olaylarını fona yerleştirmek ve bunlara göndermeler içeren şarkıları dâhil edebilmek için Detroit'e, hatta Vietnam'a uğruyor. Hatta halisünasyonlar ve saykedelik sahneler aracılığıyla, film kendine kafasına eseni yapma özgürlüğü tanımak için kolay, klişe (ama aslına bakarsan yine de dönemin özgür ruhuna uygun) yollar seçebiliyor.

Across the Universe | Kaynak: IMDb

Jim Sturgess ve Evan Rachel Wood'un başı çektiği kadro, sesleri ve fiziksel görünümleriyle The Beatles'a da 1960'lara da çok yakışıyor. Daha önce Titus (1999) ve Frida (2002) gibi filmleriyle dönemin ruhunu ve hikâyenin duygusal ağırlığını yakalayan görsel dünyalar yaratmaya alışık Julie Taymor sineması burada da dört dörtlük bir iş çıkarıyor. (Burada Albert Wolsky'nin Oscar adayı kostüm tasarımlarını ayrıca anmak gerek.) The Beatles şarkılarında adı geçen Jude, Lucy, Max, Sadie, Prudence ve daha nicesi; çileklerin kırmızısının ve gökyüzündeki elmasların fon oluşturduğu The Beatles evreninde ete kemiğe bürünüyorlar.

Başrol Müzik seçkisini hazırlarken şöyle demiştik: 

Müzik, sinemanın sessiz olduğu dönemde dahi ayrılmaz bir parçasıydı. Filmlerle özdeşleşmiş özgün müzikler, filmler için yazılmış şarkılar, başucu albümü hâline gelmiş soundtrack albümleri… Müziği kullanmanın, müzikten beslenmenin dışında müziği başrole yerleştiren filmlerin de sayısı hiç az değil üstelik. Müziğin birleştirici gücüne ya da müziği üretmenin hazzına dair kurmaca hikâyeler; müzisyen biyografileri, müzik belgeselleri, konser filmleri… Müziğin sesini açmakla kalmayıp, müziği seyre dalmanın zamanı şimdi.

Across the Universe'ü Filmekimi 2007'de Emek Sineması'nın büyülü atmosferinde ilk izlediğimde tanık olduğum şey tam olarak buydu işte: Müziği seyre dalmak. Henüz yirmi yaşındayken geçmişe dönüp keşfettiğim sayılı müzik grubundan olan The Beatles'ın yarısını ezbere bildiğim şarkılarını bambaşka bir görsellikle izlerken bir yandan da müziğin birleştirici gücünü hissetmiştim dört bir yanımda: Salondakiler şarkıları mırıldanıyordu. 

Nerede izleyebilirsin? Across the Universe, Başrol Müzik gösterim serisi kapsamında, 4 Mayıs Perşembe saat 19.00'da Kadıköy Sineması'nda gösteriliyor. Bilet almak, müziği seyre dalmak ve birlikte mırıldanmak için buraya tıkla.

Benzer işler:

  • Hair (1979, Miloš Forman)
  • Mamma Mia! (2008, Phyllida Lloyd)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

📻 The Ringo Jets'in yeni albümü, Joy Division'lı şarkı hikâyesi

The Ringo Jets'in karışık kaset albümü Radio Ringo, Joy Division'ın She's Lost Control şarkısının trajik öyküsü, Başrol Müzik gösterim serisinden bir The Beatles müzikali Across the Universe.

28 Nis 2023

Paribu ile birlikte
Fotoğraf: Rob Verhorst

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi