Bir ilgi alanı etrafında buluşmak: Hobi uygulamaları sosyal medyanın yerini alabilir mi?

Son 10 yıldır dijital platformlarda sosyal çevresini genişletmek isteyenlerin tercih ettiği tek bir yol vardı: Sosyal medyada mümkün olduğunca çok kişiyle takipleşmek. Fakat algoritmalar, içerik önerilerinde kullanıcı etkileşimlerini baz alarak sosyal ağları çok daha kutuplaştırıcı hâle getirirken bugün küresel arenada yeni bir trend yükseliyor. Artık milyonlarca kullanıcı, büyük sosyal medya platformlarının savaş ortamına dönen ekosisteminden uzaklaşarak belirli ilgi alanlarına yönelik topluluklara ev sahipliği yapan hobi uygulamalarına yöneliyor.
Sensor Tower verileri, koşu uygulaması Strava’nın geçen yılki kullanıcı sayısında %20’lik bir artış görüldüğüne işaret ediyor. Platformun, 120 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısı ve 40 milyonun üzerinde aylık aktif kullanıcısı bulunuyor. Üstelik Strava’nın araştırmasına göre Z kuşağı sporcuların yarısından fazlası, bir fitness grubuna öncelikli olarak sosyal bağlantı kurmak için katılıyor. Strava’nın geniş kullanıcı kitlesi, markalar için de önemli bir reklam kanalı yaratıyor. Platformun paylaştığı bir rapor, Strava kullanıcılarının topluluklara erişmek için ürün satın alma olasılığının %218 daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
YAZARLAR

Doğa Yurduneri
İş Dünyası ve Teknoloji Editörü

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Kanada’da bir okul saldırganının ChatGPT hesabının sekiz ay önce şiddet içerikli kullanım nedeniyle işaretlendiğinin ortaya çıkması, sohbet botlarının kullanıcılarını ne ölçüde izlemesi ve hangi noktada yetkililere bildirmesi gerektiği tartışmasını büyüttü. British Columbia’nın OpenAI’a karşı açtığı dava, mahremiyet ile güvenlik arasındaki sınırın nerede çizileceğini tartışmaya açarken Türkiye’de okul saldırıları sonrası alınan önlemler benzer bir sorunun başka bir yüzünü gösteriyor.

Yapay zekanın insanlığı yok edeceğine dair felaket senaryoları, genellikle kontrolden çıkan süper zekalara ve “katil robotlara” odaklanıyor. Oysa uzmanların daha olası gördüğü risklerin çoğunda yapay zeka tek başına hareket etmiyor. Özellikle beş olası senaryo, kontrol zincirini geri dönüşü olmayacak şekilde kırma potansiyeli taşıyor.

Yapay zeka patlamasının da etkisiyle artık ürünlerin pazarlama materyallerinde sürekli aynı kelimeler tekrarlanıyor: Ajan tabanlı, AI destekli, kurumsal düzeyde, akıllı, uçtan uca, yeni nesil, ekosistem… Yıllar önce pazarlama ekiplerinin temel problemi, insanların üründen haberdar olmasını sağlamakken bugün bunun önünde çok daha kritik bir problem yer alıyor: İnsanların ürünün ne olduğunu anlamasını sağlamak.

Son birkaç yıldır yapay zeka yarışında geçerli olan kural basitti: Daha güçlü modeli daha hızlı geliştiren kazanır. Son günlerde sektörün öncü isimleri tarafından yapılan açıklamalar ise bu denklemin değişmeye başladığını gösteriyor. Modellerin siber saldırılardan biyolojik silah geliştirme girişimlerine uzanan riskli kullanım alanlarında sahneye çıkması, yarışın öncülerini ilk kez açık bir biçimde frene basma olasılığını tartışmaya itiyor.

Yapay zeka yarışını yavaşlatma çağrıları teknoloji şirketlerinin içinden de yükselirken, New York Üniversitesi’nden filozof Jeff Sebo ile yapay zekanın risklerini, bilinç ihtimalini, hayvan refahını ve gelecekte dijital zihinlere karşı doğabilecek sorumluluklarımızı konuştuk.




