Bir tenis klasiği: Wimbledon


Karavan konseptli yeni Citroën Jumper şimdi çok daha konforlu 100 yılı aşkın geçmişi ile otomotiv dünyasının en köklü markalarından olan Citroën , zahmetsizce karavana dönüştürülebilen Jumper modeliyle müşterilerine yeni bir konfor deneyimi sunuyor. Nedir? Üst düzey konforu, geniş iç hacmi ve yüksek yükleme kapasitesiyle dikkat çeken Citroën Jumper , kusursuz boyutları sayesinde kolaylıkla karavana dönüşerek karavan tutkunlarının dikkatini çekmeye hazırlanıyor. Neler var? Sınıfında fark yaratan konforu ve 17 m³’e varan yükleme kapasitesiyle rakiplerinden ayrılan Jumper , aynı zamanda mobil ofis ortamı yaratan aksesuar seçenekleri de sunuyor. 4 farklı uzunluk, 3 farklı dingil mesafesi ve 3 farklı yükseklikle Citroën Jumper, en uygun olan boyutun seçilmesine olanak tanıyor. Dahası: 96° veya 180° açılma açısıyla kolay bir yükleme sunan iki kanatlı bagaj kapıları akıllı bir bağlantı sistemi tarafından açıldığı açıda sabit tutuluyor. Yakıt tüketimi ve CO2 emisyon salım değerleriyle yüksek verimlilik seviyesi sunan yeni nesil motorlar güç aralıkları 120 HP ile 165 HP arasında değişen üç farklı motor seçeneğiyle tercih edilebiliyor. Her koşulda ev konforunda bir seyahat sağlayan Citroën Jumper ’ı daha yakından tanımak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Günümüzde önemli noktalara gelmiş tenisçilerin çocukluk röportajlarını izlediğimizde çoğunun hayalinin Wimbledon’da korta çıkmak olduğunu görüyoruz. Tenisi yakından takip etmeyen kişilerin bile Wimbledon dendiğinde aklında bazı görüntüler canlanacaktır. Peki Wimbledon’ı diğer büyük turnuvalardan ayıran, bu kadar özel kılan ne?

1919: Suzanne Lenglen kortta
Köklü Geçmiş: 1877’de düzenlenmeye başlanan Wimbledon, dünyanın en eski uluslararası turnuvası olma özelliğini taşıyor. Yani Wimbledon’ın düzenlendiği All England Tennis Club’ı uluslararası tenisin doğduğu yer olarak adlandırabiliriz. 2022’de Wimbledon erkeklerde 135., tek kadınlarda ise 128. kez düzenleniyor.
Çim Zemin: Günümüzde hala düzenlenmekte olan tenisin en büyük 4 turnuvasından üçü çim zeminde doğmuştu. Avustralya Açık 1988’e, Amerika Açık 1974’e kadar çim zeminde oynandı. Wimbledon ise ilk günden bugüne çim zeminde oynanmaya devam ediyor. Ayrıca Wimbledon ile birlikte toplam 5 hafta süren çim sezonu, ATP ve WTA turlarının en kısa sezonu. Bu durum diğer zeminlerden farklı bir oyun gerektiren çim sezonunu özel kılan noktalardan biri. Bambaşka özelliklerde bir diğer doğal zemin olan topraktan çime geçiş, tenisin zorlu meydan okumalarından.
Çim kayan bir zemin ve bu zeminde ayakta kalabilmek bile pek çok oyuncu için zorlu bir durum. Topun çimin üzerinden kayarak oldukça alçak sekmesi, zeminin mikro boyutta da olsa engebeli yapısı nedeniyle topun tuhaf noktalara sıçrayabilmesi gibi farklılıklar reaksiyon hızını önemli hale getiriyor. Çimin doğal bir zemin olması dolayısıyla gün geçtikçe kortun yapısında meydana gelen değişimler, oyuncuların adaptasyon becerilerini sınıyor. Wimbledon kortlarında çimin ‘taze’ olduğu ilk turlar ve zeminin aşındığı, tabiri yerindeyse çim kortun “topraklaştığı” sonraki turlar farklı stratejiler gerektiriyor. Tüm bu nedenlerle çimde servis-vole, slice, dropshot gibi farklı tekniklerle çeşitlenen bir oyun oynanıyor.

1994: Prenses Diana ve oğlu William, Conchita Martinez'in Martina Navratilova'ya karşı galibiyetini alkışladı.
Kraliyet Ailesi: Kraliyet Ailesi Wimbledon’ı diğer turnuvalarda ayıran noktalardan biri. Merkez Kort’ta bulunan Kraliyet Locası’nda her sene Kraliyet Ailesi üyelerini görmek mümkün. 2003’e kadar oyuncuların Kraliyet Locası’nı selamlamaları bekleniyordu, artık bu durum yanlızca Kraliçe ya da Galler Prensi’nin varlığında gerçekleşiyor. Wimbledon’ın düzenlendiği All England Club’ın başkanlığını 50 yılı aşkın süredir Kraliçe Elizabeth’in kuzeni Kent Dükü yapıyordu. Geçen sene son kez kupa töreninde yer aldığı söylenen Dük’ün görevlerini Cambridge Düşesi Kate devraldı. Bu sene şampiyonlara kupalarını Düşes’in vermesi bekleniyor.
Merkez Kort: Wimbledon’ın günümüzdeki ana kortu olan 15.000 kişi kapasiteli Merkez Kort, 1922 yılında inşa edildi ve bu sene merkez kortun 100. yılı kutlanıyor. 2. Dünya Savaşı sırasında 1940 yılında Merkez Kort’a isabet eden bombanın yarattığı hasarın giderilmesi, turnuva 1945’te devam etse de, 1949’a kadar sürmüş. Bu tarihten sonra birkaç kez daha yenileme çalışması yapılan tesiste 2009 yılında merkez korta, 2019’da ise 1 numaralı korta kapanabilen çatı eklemesi yapıldı. Yağmurun hiç yabancı olmadığı Wimbledon’da bu sayede bu kortlarda maçlar çatı kapanma arasının ardından devam edebiliyor.

1949: Çift bayanlar finalinde Patricia Canning Todd ve Gussie Moran,
Mirror
Sadelik: Wimbledon’ın en elit turnuva olarak anılmasındaki en büyük etkenlerden biri sadelik. Tüm oyuncular katı kurallara sahip bir kıyafet yönetmeliğine göre bembeyaz giyiniyorlar. Beyaz renk aslında teri belli etmediği için tercih edilmiş ve 1877’den bu yana bu kural uygulanmış. 2006 yılına kadar hakem ve top toplayıcılar olabildiğince “görünmez” olabilmeleri için yeşil renkte giyiniyorlardı. Şu anda ise Ralph Lauren sponsorluğunda lacivert renk tercih ediliyor. Ayrıca Wimbledon, kortlarda ve tesislerde reklam panolarının ve sponsor isimlerinin görünmediği yegane turnuva.
Çilek & Krema: Wimbledon denince akla gelen en önemli geleneklerden biri de krema eşliğinde çilek servisi. Bu geleneğin ne zaman başladığı net olmasa da, çilekler Kent bölgesinden, servis edilmeden 1 gün önce toplanıyor ve her yıl Wimbledon’da 28.000 kg çilek ve 7.000 litre krema tüketiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2022 F1 ara raporu: Yeni kurallar, sorunları ve sonuçları; Bir tenis klasiği: Wimbledon; City Football Group: Öncü mü, tehdit mi?
02 Tem 2022

YAZARLAR

Elif Alper
Tenis yazarı @Punto

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.




