Birlikten galibiyet doğar

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İngiltere – Almanya maçının ilk 11’leri açıklandığında sosyal medya alev aldı. Ev sahibi ekibin teknik direktörü Gareth Southgate sadece üç ofansif oyuncu tercih etmişti. İngiltere, kalesinin önüne otobüse çekecek gibi duruyordu.Fakat planlar başkaydı. Belki kısır bir maç ortaya çıktı ama İngiltere de kalenin önüne duvar örmedi. İki takım da pozisyon bulmakta çok zorlandı. Daha doğrusu kimse pozisyon aramak için ısrarcı değildi. Otobüsler kalelerin önünde değil, orta sahada yolları tıkadı.
Southgate’in oyun ve kadro tercihinin bir nedeni olmalıydı. Almanya’nın kadro kalitesi, Dünya Kupası’nı kazandığı 2014 yılından itibaren giderek erise, yaklaşık üç senedir de can çekişse de Ölüm Grubu’ndaki maçları yeni bir heyecan uyandırmıştı. Ön taraftaki yaratıcılık istenen seviyede değildi ama tempoyu yükselttiklerinde halen verimli olduklarını özelikle Portekiz karşısında kanıtlamışlardı.

İngiltere, Almanların tempoyu yükseltmesine izin vermeyecekti. Top rakipteyken, oyunun sette kalmasına razıydı. Fakat daha fazlasını istemezdi! Onun için de orta sahayı kalabalık tutmak zorundaydı. Her iki devrenin ilk 20 dakikaları bu plana uygun şekilde başladı. Almanya topa sahip oldu ama tempo düşük kalınca yaratıcı olamadı, rakip sahada açık bulamadı. Uzun top denemeleri de başarısızdı. İngiltere’nin planı işlemişti.
Diğer yandan, İngiliz taraftarların maç boyunca çıkardığı gürültü, Almanlara evlerinden uzakta olduklarını hatırlatmış olmalıydı. Haliyle Almanya klasik bir deplasman takımı güdüsüyle, 20. dakikalardan sonra ‘yenemiyorsan yenilme’ kuralını uygulamak istedi. Ufak denemelerin ardından onlar da savunmaya yaslandı. Bu tip sıkışan oyunlarda kilidi kalite çözer. Bu tip sıkışan oyunları da en çok millî takımlar oynar. Zira millî takımların güçlü bir oyuna sahip olmaları kolay değildir. İskeletini Barcelona ile Bayern Münih’ten alan İspanya ve Almanya değilseniz, işiniz sık sık kaliteye kalır.

Almanya bu konuda kısıtlıydı. Ne ilk 11’de ne de kulübede alternatifi vardı. Premier Lig’in en iyi savunma hattına karşı sürülen hücum hattı (Havertz ve Werner), aynı ligin en çok eleştirilen iki transferiydi. Yedekten hücuma sürülen ise Bayern’de daha çok kanatta görev yapan Serge Gnabry’di.
İngiltere’de ise durum tam tersiydi. İlk 11’in savunmacı yapıcı, kaliteyi yedek kulübesine saklamıştı. Yine de kimin gireceğine karar vermek, zor bir tercihti. Devre arasında Jadon Sancho’yu işaret eden bir tweet atan Erling Haaland ile aynı fikirde olanların sayısı çoktu. Fakat açık alanlarda tehlike yaratan genç yıldızdan bu maçta verim alınamayabilirdi.
Menajer, futbolcu, taraftar ve medya

İngilizlerin gönlünde yatan Jack Grealish’ti. Hatta bir ara karşılaşmanın yönetmeni, onu yedek kulübesinde yakalayıp yakın plandan ekranlara yansıttı. Tribünler onu görünce daha da coştu. Southgate bu arzudan etkilendi mi bilinmez ama Grealish’in oyuna büyük bir destekle girdiği yadsınamaz.
Aston Villalı oyuncu sahaya adımını attığında 69. dakikaydı. 75’te onun yönlendirdiği atakla ilk gol geldi. 86’da asisti skor belirledi. Sadece tek değişiklik ve güçlü bir plan, İngiltere’nin maçı kazanmasına yetti.
Maç öncesinde neredeyse üstü çizilecek noktaya gelen Southgate, günün kazananıydı. Galiba teknik direktörlerin tercihlerini değerlendirmek için önce maçın sonucu beklenmeli!

Southgate’in planı işlemeyebilirdi. Thomas Müller’in unutulmayacak vuruşu gol olsaydı başka bir yazı yazıyor olabilirdik. Fakat kabul etmek gerekir ki İngiltere’nin galibiyetini ‘tutan kumara’ veya şansa bağlamak da pek mümkün değil. Southgate oyunu çözemeyebilirdi ama rakibi kilitlediğini de es geçemeyiz.
Southgate, maçtan önceki bir saatte çok eleştirildi ama sonrasında aynı sürede kahraman statüsüne çıktı. Futbolcular maç boyunca çok mücadele etti. Taraftarlar ev sahibi olduklarını hissettirdi. Yayıncı bile oyunun içine girdi.
Bir ulusal maç, tam olarak böyle kazanılırdı zaten.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Konuk: Vassilis Spanoulis, Jack Grealish, Eda Erdem Dündar, Chris Paul, Roberto Martínez ve Giovanni Guidetti.
02 Tem 2021

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?



