bomontiada'da tek günlük konferans: d:pact


Eskizden Piksele Dijital Sanat Sergisi Türkiye Innovation Week’te Nedir? Karma sergi . Dijital sanat ve yeni medyaya ilgi duyanların yoğun ilgisiyle karşılaşan Eskizden Piksele Dijital Sanat Sergisi , sekizinci edisyonunda Türkiye Innovation Week katılımcılarıyla buluşuyor. Türkiye'de farklı şehirlerde özgün mekânlarda sergilenen özel bir sergi olan Eskizden Piksele Dijital Sanat Sergisi , yeni medya sanat dalında öne çıkan sanatçıları bir araya getirerek geniş bir disiplin yelpazesinden eserleri sergileme ve sanatseverlere yeni sanat formlarını keşfetme fırsatı sunuyor. Serginin sekinci edisyonu, Türkiye Innovation Week kapsamında Haliç Kongre Merkezi 'nde gerçekleşiyor. Küratörlüğünü Ayşe Demirci’nin üstlendiği edisyon, ziyaretçilere işitsel ve görsel bir deneyim sunmayı hedefliyor. Backtopoints, Dilara Başköylü, Can Büyükberber, Ecem Dilan Köse, Burak Dirgen, Selay Karasu, Hamza Kırbaş, Cem Sonel, Hilal Özdemir ve Ozan Türkkan’ın eserlerini ücretsiz ziyaret etmek için buradan kayıt oluşturabilirsin. Nerede ve ne zaman? Sergi 23 - 25 Kasım tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi 'nde ziyaretini bekliyor. Neden gitmeli? Birbirini tekrarlamanın aksine birbirine eklemlenen edisyonlar kurgulayan sergi, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki özgün mekânlarda sergilenen oldukça özel bir proje. Türkiye Innovation Week: Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından düzenlenen, Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın en büyük inovasyon buluşması. Türkiye’den ve dünyadan inovasyona yön veren isimlerin paneller ve konferanslarla bir araya geleceği etkinlik hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
15 Kasım Çarşamba günü, Ethereum ekosisteminde bu yılın en kapsamlı global etkinliği olan Devconnect kapsamında düzenlenen tek günlük bir konferans d:pact için bomontiada'daydık.
d:pact, alanında uzman farklı kişileri ağırlayan panelleri ile karmaşık teknik kavramları teknik olmayan bir bakış açısıyla ele alarak gün boyunca web3 ve blok zinciri ekosisteminden kişileri biraraya getirdi. Yarattığı tartışma alanı ve atölye çalışmaları ile merkeziyetsiz bir gerçeklik için "pusula" işlevi gören d:pact; yönetişim, medya, yenileyici (rejeneratif) hareket ve etki olmak üzere dört ana tema etrafında şekilleniyordu.
- Yönetişim teması, kripto yerel kuruluşların yükselişinin nasıl yönetişim uygulamalarına yol açabileceği, toplulukları güçlendirebileceği ve kolektif ilerleme potansiyelini ortaya çıkarabileceği gibi sorulara eğilirken medya, sistem değişikliklerini yönlendiren merkeziyetsiz teknolojiler içinde medyanın geleceğini ele aldı. Rejeneratif hareket, bunların web3 teknolojileri ile entegrasyonunun daha iyi bir toplum ve finansal sistem için nasıl çözümler sunabileceğini sorgularken etki teması ise merkeziyetsiz teknoloji ve web3 kuruluşlarının topluma hizmeti nasıl geliştirebileceğini ve kamu yararı misyonlarını nasıl artırabileceğini sordu.
Biz de d:pact'te sahne alan isimlerden bazılarıyla biraraya geldik. Bugünkü yazımızın konusunu da bu röportajlar oluşturuyor aslında.
Hazırsanız başlayalım.

Corinna Schlicht
d:pact'te buluştuğumuz ilk isim, rejeneratif çözümler üzerinde çalışan çok çeşitli sektörler arasındaki boşluklar için köprü kuran; uzmanlığı yenilikle birleştiren topluluk oluşturma girişimi Regens Unite'ın kurucu ortağı Corinna Schlicht.
Schlicht'e yönelttiğimiz ilk soru, hemen hemen röportaj yaptığımız herkese yönelttiğimiz "varsayılan" soruydu: Blok zinciri ve web3 teknolojileri kişisel yaşamınızı ve kariyerinizi ne yönde etkiledi?
Blok zinciri ve web3'ün hayatının her iki tarafını da farklı şekillerde etkilediğini belirten Schlicht, kişisel açıdan etkisini "Bana gerçekten önemsediğim projelere yatırım yapma fırsatı verdiler çünkü geleneksel dünyada akredite bir yatırımcı olmak yerine esasen herkesin yatırımcı olabilmesi için kapıları açıyorlar." şeklinde açıklıyor.
Profesyonel düzeyde ise blok zinciri evreninin, aynı anda iki farklı yerde olmasına gerek kalmadan dünyanın dört bir yanına dağılmış ekiplerle çok daha esnek bir çalışma ortamı sunduğunu belirtiyor. Schlicht, teknolojinin çok hızlı gelişmesi nedeniyle her zaman öğrenecek yeni bir şeyler olduğunu da ekliyor.
Web3'ün topluluk oluşturmadaki ve güçlendirmedeki rolünü sorduğumuzda ise Schlicht, "Web3'ün, alanın tamamen dijital topluluklar gibi pek çok şeyi barındırması açısından çevrimiçi topluluk oluşturulmasını sağladığını düşünüyorum. Ve web3'te inşa edilen araçlar, insanlara iletişim kurmaları için yeni kanallar ve kendilerini çevrimiçi olarak organize etmeleri için yeni yollar sunmaya hizmet ediyor. Bu oldukça ilginç ve belki de sahadaki toplulukları güçlendirmek açısından yeni finansal araçlara erişim veya daha önce rejeneratif kalkınma bağlamında mevcut olmayan çevrimiçi para kazanma yolları gibi bir şey anlamına gelebilir." cevabını veriyor.
"Rejeneratif kalkınma, tüm seslerin duyulduğu çeşitliliğe sahip toplumlar yaratılmasına nasıl katkıda bulunabilir?" sorusunu ise Schlicht şu şekilde yanıtlıyor:
"Bence rejeneratif kalkınmayı biraz daha farklı bir şekilde çerçeveleyebilirim. Bence rejeneratif kalkınmaya farklı sesleri dahil ederek ulaşırsınız. Çünkü süreçte çeşitliliğe sahip değilsek, rejeneratif kalkınmayı nasıl başaracağımızı göremiyorum. Bir dizi perspektife, bilgiye ve uzmanlığa sahip olmak gerçekten küresel bir etkiye sahip olacak çözümler geliştirmek için ihtiyaç duyduğumuz girdiyi bize sağlayacaktır. Ve gezegenimiz için gerçekten yenileyici bir etkiye sahip olacaktır. Tarifin bir parçası olarak çeşitliliğe sahip değilsek, çözümlerimizin menzili konusunda sınırlı kalacaktır."
Rejeneratif hareketin hem insanların hem de çevrenin refahına öncelik veren adil ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasına nasıl katkıda bulunabileceği sorusuna, bunun yerel toplulukların ihtiyaç duyduğu şeylere öncelik verilmesini teşvik edebileceğini söyleyerek cevap veren Schlicht, bu para akışının nasıl yapıldığının da önemli olduğuna dikkat çekiyor.
Son olarak rejeneratif hareketin küresel iklim değişimi ve ekonomik zorluklarla ilgili ilerlemesini değerlendiren Schlicht, "Bence etkiyi ölçme yöntemimizi geliştirmemiz gerekiyor. Böylece rejeneratif gelişim alanındaki ilerlememizi daha iyi belirleyebiliriz." diyor:
"Açıkçası etki ölçümlerinin gelişmesi, en zor kısım olacak. Çünkü etkinin nasıl ölçüleceğiyle ilgili çok fazla tartışma var. Hangi ölçümlerle başlamalısınız? Ölçütlerimiz neler? Etki nedir? Ve kimi etkiliyoruz? Bence ölçümleme konusunda daha iyi hâle geldiğimizde, ilerlememizi daha iyi anlayabileceğiz."

Guo Liu
Günün ikinci konuğu, merkeziyetsiz sosyal ağlar üzerine çalışan bir geliştirici ve içerik yaratıcısı olan; Matters Lab'in CTO'su Guo Liu idi.
Blok zinciri ve web3 teknolojilerinin kişisel yaşamını ve kariyerini ne yönde etkilediğini sorduğumuzda Liu, her zaman insanların Facebook ve Twitter'ı kullandıkları gibi kullanabilecekleri merkeziyetsiz bir sistem yaratmak istediğini belirterek bizi merkeziyetsizliği ilk öğrenmeye başladığı 2003-2004 yıllarına götürüyor. O zamanlar sisteme katkıda bulunan insanların finansal olarak sürdürülebilir olmasını sağlayan uygun bir iş modelinin ya da finansal sistemin olmadığını belirten Liu, günümüzde hem merkeziyetsiz hem de finansal açıdan sürdürülebilir bir sisteme sahip olmanın bir içerik oluşturucu olarak yaşamını sürdürmesine yardımcı olduğunu aktarıyor.
Merkeziyetsiz sosyal alanlarda kültür ve kimliğin rolünün nasıl geliştiğini ve geleneksel çevrimiçi platformlara kıyasla ne gibi zorlukların ve fırsatların olduğunu sorduğumuzdaysa Liu, "Web3 ya da blok zinciri devriminin" insanların kripto para birimi ve dijital varlıkları oluşturabilmelerinin kolaylığından kaynaklandığını ifade ediyor:
"Bu çoğunlukla finansal bir dürtü. Finansal güdünün ilginç yanı, özellikle dijital varlık dünyasında her zaman kimliğin bir parçası olması. Temelde herhangi bir para birimi sistemi, dijital varlıklar veya insanların değerli olduğuna inandıkları bir inanç sistemi. Daha sonra bunun için bir piyasa oluşur ve belirli sayıda insan için değerli hâle gelir. Blok zinciri dünyasında ise farklı kimlik gruplarına dönüşür."
Teknolojinin merkeziyetsiz sosyal alanların kültürünü ve kimliğini nasıl şekillendirdiğini ve bu bağlamda topluluk yönetişiminin rolünü sorduğumuzda ise Liu'nun cevabı "Bence genel olarak teknoloji hâlâ insanların ihtiyaçlarını takip ediyor." şeklinde oluyor.
Örneğin, insanların NFT'ye ihtiyaç duyduklarında bunun için standartlar yarattığını kaydeden Liu, bunun teknoloji inovasyonunun pazarı ve insan ihtiyaçlarını takip etmesi gibi bir şey olduğunu söylüyor. Öte yandan, Liu, sahiplik anlayışının değiştiğinin de altını çiziyor. Blok zincirinde özünde bir NFT'ye sahip olduğunuzu söyleyen hiçbir şey olmadığına, bunun kişinin bu belirtece sahip olduğunu söyleyen bir API'dan ibaret olduğuna dikkat çeken Liu, daha önce sahip olduğumuz sahiplikten tamamen farklı ortak bir sahiplik yaratıldığını belirtiyor:
"Tamamen kapitalist bir pazar yeri değil, aynı zamanda ortak mülkiyete veya farklı kamu malları biçimlerine sahip bir pazar yeri."
Şu anda merkeziyetsiz topluluklardaki katılımcılar arasında maliyetlerin paylaştırıldığı merkezî ağların büyük ölçeklerde inşa edilmesinin mümkün olup olmadığı sorusuna ise Liu'nun cevabı bunun her zaman mümkün olduğu; ancak blok zincirinin, peer-to-peer bir sistemde bunun gerçekleşmesini bir anlamda zorlaştırdığı şeklinde oluyor:
"Bence blok zincirinin ilginç yanı, altyapıları sağlayan diğer kullanıcılardan farklı bir kullanıcı grubu olan madencilere sahip olmanız. Yani blok zincirine girmek için her zaman madencilere ödeme yapmak zorundasınız. Bu da aslında tamamen peer-to-peer kaynak paylaşımını zorlaştırıyor. Bu yüzden ekonomik sistemi farklı bir şekilde inşa etmemiz gerekiyor. Okuyucuların içerik oluşturuculara ödeme yapmaları için yollar bulmalıyız. Bu aynı zamanda daha fazla özgürlük demek çünkü hemen hemen her türlü ekonomik sistemi tasarlayabiliriz, ancak bu daha önce sahip olduğumuz peer-to-peer kaynak paylaşım ağından büyük bir sapma."

Emre Erbirer
d:pact'teki bir sonraki durağımız, "kültürel ve yaratıcı endüstrilerde ekosistemleri, organizasyonları, toplulukları ve bireyleri güçlendirmek amacıyla" kurulan Culture Unleashed'in kurucu ortağı ve Espas'ın kurucusu; kültür yöneticisi, program küratörü, topluluk oluşturucu ve yazar Emre Erbirer.
Merkeziyetçi (ya da geleneksel) ve merkeziyetsiz yaklaşımların kültürel ve yaratıcı endüstrilerdeki ekosistemlerin, toplulukların ve bireylerin güçlendirilmesinde oynadığı rol üzerine yönelttiğimiz soruya Erbirer, geleneksel diyebileceğimiz merkezî yapılarda alışılagelmiş bir şekilde 20. ve 21. yüzyılın örgütlenme ve iş yapış modellerinin kullanıldığına dikkat çekiyor:
"Dolayısıyla, bütün karar alma, örgütlenme, gelir elde etme, birlikte çalışma dediğimiz şeyler aslında hep bir önceki yüzyılın alışılagelmiş şeyleri. Ama merkeziyetsiz modeller önümüzdeki yüzyıla hazırlık bazında bize bir geçiş sunuyor. Buradaki en önemli farklardan biri daha esnek olabilme, kalıpların dışında olabilme. Bu özellikle yaratıcılar için önemli, çünkü yaratıcı insanlar ağırlıklı olarak kalıpların dışına çıkan, sınırları aşan kişilerdir."
Merkeziyetsiz modeller bağlamında topluluk yönetiminin ne şekilde gelişeceği, bu modelin topluluk yönetimindeki mevcut gözlenebilir etkilerinin neler olduğu sorusu içinse Erbirer, "Burada ilk olarak topluluk dediğimiz kitlenin kim olduğu, kimlerden oluştuğunu düşünmemiz gerekiyor," diyerek söze başlıyor:
"Özellikle şu anki web3 ekosisteminde daha çok gördüğümüz topluluklar daha yaratıcı topluluklar. Ama bunun yanı sıra çok büyük bir topluluk temeli sivil alandan geliyor. Hak savunucularının örgütlenme biçimleri hep topluluk yaklaşımıyla oluyor. Dolayısıyla, burada çok büyük bir fırsat var. Merkeziyetsiz çalışma ve üretme biçimleri bu alanda büyük bir değişiklik yaratacak. Yine, topluluklarda özellikle karar alma mekanizması, birlikte çalışma, bir şey üretme, birbirinden öğrenme gibi şeylerde, ne kadar merkeziyetsiz olursa olsun topluluk lideri gibi bir veya birden fazla kişiye ihtiyaç var. O yüzden, benim gözlemim toplulukların hiçbir zaman yeteri kadar veya istenildiği kadar merkeziyetsiz olamayacağı.
Belki burada değişeceğini göreceğimiz şeylerden biri, topluluktan elde edilen şey üzerinden olabilir. Bunu özellikle token'lar üzerinden, finansal getiri üzerinden görüyoruz. Bu bizim eski tipteki yaratıcı topluluklarda görmediğimiz bir şeydi. Ama şimdi her ikisinin karması olan yapılar var."
Erbirer'e göre, yaratıcıların merkeziyetsiz modellere artan ilgisinin arkasında birden çok itici güç bulunuyor. Bunlardan birinin pandemiyle birlikte gelen bugünün iş yapma biçimleri olduğunu belirten Erbirer, "Gün içinde çok fazla boş vaktimizin olduğunu gördük. İş-hayat dengesi denen şeyin aslında bir kapitalist söylem olduğunu anlayıp tek bir dengemiz olduğunun farkında vardık. Aslında o dengenin içinde işin kapladığı alanla hayatın kaplaması gereken alanın asla birbirine eşit olamayacağı, bu yüzden de iş-hayat dengesinin adaletsiz bir söylem olduğunu gördük." diyerek merkeziyetsiz modellerin sağladığı esnekliğe dikkat çekiyor.
Bununla birlikte, Erbirer, bir diğer önemli itici gücünde bir merkeze bağlı olmama olduğunu; yani kişilerin tek bir şehirde var olmaktansa istedikleri yerden işlerini sürdürebilme imkânına sahip olmaları olduğunu söylüyor.
Merkeziyetsiz karar alma süreçlerinin daha kapsayıcı ve dinamik bir yaratıcı ekonominin yaratılmasını ne şekilde desteklediği sorusuna ise Erbirer, "hak temelli" yapılara dikkat çekiyor:
"Ancak hak temelli olursa bu merkeziyetsiz yapılar ekonominin bu yönde olmasını destekleyebilir. Ekonomik modeller oluşturup tartışırken buradan kim fayda sağlıyor, bu faydayı nasıl yaygınlaştırabilir/dağıtabiliriz, bu faydayı nasıl çoğaltabiliriz, gerekmiyorsa olduğu yerde bırakabiliriz veya bu fayda kimlere zarar veriyoru tartışabilirsek doğru bir ekonomiyi konuşuyor oluruz."
Son olarak, merkezî olmayan modelleri̇ beni̇msemeyi̇ düşünen yaratıcılara neler tavsi̇ye edeceğini sorduğumuzda Erbirer, farklı tipteki yaratıcılar için farklı ağlar, inisiyatifler ve topluluklar olduğunu ve kişilerin kendileri için en doğru olanı bulmaları gerektiğini ifade ediyor. Erbirer'in verdiği bir diğer tavsiye ise yaratıcıların bir yerel ve küresel dengesi kurmaları:
"Özellikle Türkiye gibi bir ekonomide ve sosyo-politik bir ortamda, küresel ortamdan hem beslenmek hem de finansal kazanım sağlamak çok önemli. "

Utku Güven
d:pact'te son durağımız ise etkinliğin organizatörlerinden dinamik web3 medya organizasyonu Merkezsiz ve Esmiyor'un kurucu ortağı Utku Güven.
Güven, d:pact'in önemini şu sözlerle açıklıyor:
"d:pact, aslında decentralized impactten geliyor, yani merkeziyetsiz etki ve aslında Merkezsiz'i kurduğumuzdan beri yapmak istediğimiz şeylerden birisiydi; çünkü kurucularımızın birçoğu sürdürülebilirlik ve etki alanından geliyor ama kripto ve web3'e de açık insanlar. Bu iki dünyayı nasıl birleştirebileceğimize bakmaya çalıştık ve bu bakış iki şeyi birleştirdi: Etki ve sivil toplu alanıyla kripto para alanı nasıl birleşebilir ve Türkiye'deki komünite ile uluslararası komünite nasıl birleşebilir üzerine çalışmaya başladık. Bence bugün, devconnect kapsamında Paribu Hub ile yaptığımız etkinlik de bunun gerçekleşmiş hâli diyebiliriz. Bizim için, aklımızdaki hedefleri gerçekleştirmeye başladığımız anı temsil ediyor."
2017'de kripto ile tanışmasıyla paranın ne olduğunu sorgulamaya başladığı bir yere doğru yöneldiğini belirten Güven, bu teknolojilerin kişisel düzeyde bankada duran paranın ne anlama geldiğini, gerçekten paraya mı yoksa paranın temsil ettiği değere mi değer verdiğini, neye sahip olduğunu ve o değer ile gerçekten dünyada ne yapabileceğini sorgulamaya başladığını aktarıyor. Güven, profesyonel yansımaların ise merkezsizi kurduktan sonra bir komünite hissiyle hem Türkiye'de hem dünyada kendisiyle aynı değerleri paylaşan insanlarla paylaşımlar yapması olduğunu söylüyor.
Merkezî yaklaşımı neler beklediğini sorduğumuzda ise Güven, en merkezî bildiğimiz kuruluşların dahi nasıl merkeziyetsiz hâle gelebileceklerini tartıştığını belirterek "O yüzden, yol çok uzun, ama hem topluluklar açısından hem kurumlar/şirketler açısından hem yönetişimde hem de gelir paylaşımı modellerinde merkeziyetsizliğe doğru gidileceğini düşünüyoruz. Belki bu zaman alacak, çünkü merkezî yapıları yönetmek daha kolay, daha hızlı ilerleyebiliyorlar ama merkeziyetsiz yapılar daha yavaş ilerliyor. Belki bu da zamanda bir kayba neden oluyor. Ama ben nihayetinde merkeziyetsizliğe doğru bir gidiş olacağını düşünüyorum." şeklinde cevap veriyor.
Son olarak, merkezî yapılara kıyasla merkeziyetsizliğin ne gibi artıları ve eksileri olduğunu sorduğumuzda Güven, bir eksinin karar alma mekanizmalarının daha merkeziyetsiz olmasının karar almayı zorlaştırması olduğunu; bunun da hızlı aksiyon almayı engelleyerek zaman kaybına yol açabileceğini ifade ediyor.
Öte yandan, Güven'e göre merkeziyetsizliğin sağladığı en büyük avantaj, katılımı kolaylaştırması. Yani, ihtiyacınız olan tek şeylerin cihaz ve internet bağlantısı olması. Buna ek olarak, yaptığınız ve karşınızdakinin yaptığı işlemleri görmenizi sağlaması ve de bununla çelişkili olarak sizi daha merkezî yapılardan koruyacak şekilde gizlilik sağlaması da merkeziyetsiz yaklaşımın avantajlarından.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Evrenin en renkli görüntüsü. bomontiada'da tek günlük konferans d:pact. Threads'e "kapatma" özelliği. Dijital Schengen'e onay. Tarihin ilk tam göz nakli.
16 Kas 2023

YAZARLAR

İrem Denli
Teknoloji Editörü

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



