🚀 Çıkışta: Decisive Pink

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Günümüzün esin yelpazesi engin, formları çok çeşitli, etiketlenmesi hayli zor pop müziğinin müzikal sıra dışılığının temsilcilerinden; avangart bir yalnızlık ve oyuncul seslerin deneysel kolajlarında hayat bulan Kate NV (Kate Shilonosova), Dirty Projectors'ın Bitter Orca döneminin üyelerinden multienstrümantalist Angel Deradoorian'la bir araya geldi. Ortaya, geçmişi 2018'e kadar giden, ancak müzik üretimleri yeni yeni kulaklara çalınan bir ikili çıktı: Decisive Pink.
Ana yapımcılığını ve aranjörlüğünü Kate NV'nin (Angel Deradoorian'ın katkılarıyla) yaptığı; şarkı sözlerinin ise Deradoorian'a (NV katkılarıyla) ait olduğu Decisive Pink, 1984 yılında kurulan ve kataloğunda Pulp'tan The Dream Syndicate'e, Mission of Burma'dan Bark Psychosis'e genişleyen isimlerin olduğu Fire Records çıkışlı. Bilhassa son yıllarda çağdaş pop müziğinin geleceğini aydınlatan hibritlikler öneren Vanishing Twin, Jane Weaver ve Virginia Wing gibi sanatçıları yayımlayarak müzisyen portföyunu çeşitlendiren Fire Records'un taptaze eklemesi Decisive Pink, plak şirketinin şimdiden en özgün profillerinden biri.

Soldan sağa Angel Deradoorian ve Kate NV. | Fotoğraf: Sasha Kulak
Adını soyut ressam Wassily Kandinsky'nin aynı adlı eserinden alan Decisive Pink projesi, Kate NV ve Deradoorian'ın Köln'deki birliktelikleri esnasında stüdyoya taşındı. İkilinin ortak bir arkadaşlarının stüdyosu, Kate'in tabiriyle bir "uzay gemisi", 9 Haziran'da yayımlanacak Ticket to Fame albümünün müziklerinin kaydedildiği yer oldu.
Bir Prophet, bir modular, bir Juno, bir Jupiter, bir Rodeo, üstünde arı olan bir tanesi, Kate'in aşina olduğu ve geçmişi 1980'lere kadar giden bir başkası: Angel'ın deyimiyle bir "synth kubbesi" olan o Köln stüdyosunda Decisive Pink, yukarıda sıraladığım envaiçeşit synthesizer'larla kuşatılmış zıpır indie-elektronik (indietronica) ses manzaralarını inşa etti. Çalışmalarını Köln'den Angel'ın Los Angeles'taki prova mekânına taşıyan ikili; hülyalı, uçucu ve yaldızlı pop evrenlerinde yankılanan ılımlı vokallerinin kayıtlarını ise bir apartman dairesinin küçük bir odasında aldı.
14 Aralık'tan bu yana sırasıyla Haffmilch Holiday, Destiny ve Ode to Boy teklilerini yayımlayan ikilinin -şimdilik- sınırlı kataloğu, Kate NV'nin alametifarikası çok parçalı fütüristik pop'unun hâkim sesleriyle örülü. İpuçlarını Laurie Anderson'un art pop'unda, Kraftwerk'ün minimalist ve analog beat'lerinde ve Let's Eat Grandma'nın soyut prodüksiyonunda bulabileceğimiz Decisive Pink, Kate ve Angel'ın hilkât garibesi dahiliklerinde benzersiz bir pop kompozisyonu vadediyor.
NV ve Angel'ın Köln'de geçirdikleri vakit boyunca bir rutini dönüşen kafe ziyaretleri ve sipariş ettikleri yulaf sütlü kapuçinodan yola çıkan; oradan da yaşamın getirdiği tüm endişe kaynaklarından soyutlanmaya adanan şarkı Haffmilch Holiday, müziği bir meslek olarak icra etmekten ziyada seslerin çok açılı uzamlarında eğlenceli oyunlar yaratan iki dostun yaratıcılığa yaklaşımlarını aydınlatan içgörülerle dolu:
I don't want another guy forbidding my human rights
I don't wanna take another pill to make me not crazy
Neither do I
I just want silence
I want to play
Dancing outside on the grass
My own holiday
Decisive Pink, Haffmilch Holiday

Decisive Pink, Ticket to Fame
Şarkı listesi:
1- Haffmilch Holiday
2- What Where
3- Ode to Boy
4- Destiny
5- Potato Tomato
6- Voice Message
7- Cosmic Dancer
8- Rodeo
9- Interludé
10- Dopamine
11- Dusk
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.




