Coğrafi ve bedensel sınırlara dair fantastik bir hikâye: Border


Şerefiye Sarnıcı ’nda multidisipliner bir sanat performansı
Circle Horn 10 Haziran'da başlıyor 1600 yıllık tarihin teknoloji ve sanatla buluştuğu Şerefiye Sarnıcı , İBB Kültür AŞ 'nin etkinlik serisi Night Shift kapsamında kültür sanat etkinliklerine kapılarını açmaya devam ediyor. Nedir? Trompet…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Border / Gräns
Yönetmen: Ali Abbasi
Süre: 110 dakika
Yapım yılı: 2018
Låt den rätte komma in (Let the Right One In) romanın yazarı, filminin senaristi olan John Ajvide Lindqvist’in 2005 tarihli bir kısa öyküsünden uyarlanan Border; Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış ödülünün sahibi olmuştu. Aynı yıl En İyi Yabancı Dilde Film Oscar yarışında da İsveç’i temsil eden film, bu kategoride finale kalamasa da En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı kategorisindeki üç adaydan biri olmuştu. Filmin yönetmeni Ali Abbasi, kısa süre önce Filmekimi’nde ve vizyonda gösterilen, şimdi de MUBI’de yayında olan, benimse pek başarılı bulmadığım Holy Spider / Kutsal Örümcek filmiyle gündemde. Border’ı izlediğinde Abbasi’nin henüz ilk filmiyle çıtayı ne kadar yükselttiğini sen de anlayacaksın.

Border | Kaynak: İKSV
Her fantastik metin ya da film gibi, dünyamızda ters giden şeylerden bir kaçış imkânı sunmak, gerçek dünya simgelemek için kurgulanmış masalsı bir hikâyeye sahip Border. İsveç’in bir limanında gümrük görevlisi olarak çalışan ve fiziksel görünümü nedeniyle çoğu zaman dışlanmaktan ve hor görülmekten kurtulamayan Tina, Vore’yle tanıştığı andan itibaren kendini keşfetmeye ve azınlık konumunda olduğu düzenin kurallarına göre oynamak zorunda olup olmadığını sorgulamaya başlıyor. Her fantastik metin ya da film gibi; dünyamızda ters giden şeylerden bir kaçış imkânı sunmak, gerçek dünyayı simgelemek için kurgulanmış masalsı bir hikâyeye sahip. Evet, Tina ve Vore, birer trol.

Border | Kaynak: İKSV
Border, Avrupa mitolojisinden ödünç aldığı fantastik öğeleri günümüz Avrupa'sına taşırken karakterini bir sınır kapısına koyarak son yılların en sıcak gündemi göçmenlik ve mülteciler konularına göz kırpıyor. Üstelik aynı karakterin bedensel farkındalığına ve cinsel uyanışlarına odaklanarak LGBTİ+ bireyleri de simgeselliğinin bir parçası yapıyor. Tina, benliğini ve kimliğini kabullenememek bir yana, her an farklı olduğu hissettirilmesine rağmen özünün farkında dahi olmayan bir karakter. Onun gibi olan bir başkasıyla karşı karşıya gelmeden de bir kabulleniş ya da farkındalık yaşayamıyor. Yalnız ya da biricik olmadığını öğrendiğindeyse farklı, başka bir dünyanın kapıları açılıyor. O ana kadar kendini insanlarla ve doğasını insan genetiğiyle karşılaştırarak "bozuk" ya da "deforme" olduğunu düşünen Tina, özünün ve gücünün farkına vararak özgüvenini kazanıyor; özgürleşiyor. Öte yandan Vore'nin insanlara karşı radikal görüşleri ve planlarının olması, günümüzde ezilen toplulukların hak arayışındaki aktivizme dair bir eleştiri sunuyor; filmi sadece fantastik olmaktan çıkararak aksiyon ve suç draması türlerine yakınlaştırıyor.
Uluslararası Sinefil Topluluğu’ndan (ICS) David Acacia’nın filmin Cannes’daki gösteriminden sonra kaleme aldığı yazının son paragrafı, Border’ın özelinde tüm çağdaş fantastik edebiyat ve çağdaş fantastik sinemanın işlevini en iyi şekilde özetliyor sanki:
Tina’nın şaşırtıcı uyanışları LGBTİ+ alfabesinde kendine bir yer bulamıyor olabilir, ancak bu kimliklerin arkasındaki fikirlerle paralellikler taşıyor. Onun yaşadıkları kuir cinsel uyanışı, cinsiyetin keşfi ve açılma deneyimini yansıtan fantastik bir düzleme oturtuluyor ve Border insan olmanın ne anlama gelebileceği veya gelmeyebileceği hakkında düşündürüyor. Tüm bunları doğrudan sunmak yerine yaratıcı bir yola başvuran Abbasi, kişinin başkalarının deneyiminin her parçasıyla ilişki kurmasının gerekli olmadığını öne sürerek kuir deneyimin evrenselliğini gösteriyor.
Nerede izleyebilirsin? Border, 3 Mayıs'tan beri MUBI'de yayında.
Benzer işler:
- The Shape of Water (2017, Guillermo del Toro)
- Bones and All (2022, Luca Guadagnino)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
The National'ın depresyonun dehlizlerinden çıkan son albümü, Ali Abbasi'sinin coğrafi ve bedensel sınırlara dair fantastik hikâyesi Border.
12 May 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




