COP26 Nedir ve Beklentilerimiz Neler Olmalı?

Gelecek 5 yılın iklim politikası bu Pazar başlayacak İklim Zirvesi ile belli olacak.
COP26 Nedir ve Beklentilerimiz Neler Olmalı?

Geçtiğimiz hafta, Paris Anlaşması’ndan sonra Türkiye’nin atacağı adımları ele aldığımız serinin son ayağında, Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi COP26’yı kısaca da olsa ele almıştık.

31 Ekim Pazar günü yani bu hafta, 100’den fazla dünya lideri İskoçya’nın Glasgow kentinde COP26’ya katılacak. 

Yaklaşık iki hafta sürecek bu konferans, Paris İklim Anlaşması’nın hedeflerini güncelleyeceği ve  önümüzdeki 5 yılın iklim politikalarını belirleyeceği için oldukça önemli.

Zira, bu toplantıya katılacak ülkelerin şu andaki beyanları toplu olarak ele alındığında, Paris İklim Anlaşması’nın hedefi olarak belirlenen 1,5 derecelik küresel ısınma, en az 2,7 dereceye kadar çıkıyor. Bu yüzden COP26 çoğu uzman tarafından son şansımız olarak görülmekte. 



Bu kötü haberleri yumuşatacak bazı gelişmeler de var. Dünya’daki enerji üretiminin %78’ini belirleyen ülkelerin hepsi, artık 2050’ya kadar net sıfır, yani saldıkları sera gazına eşit miktarda emisyon yakalama hedefi belirlemiş durumda.

Buna ek olarak, ABD, Birleşik Krallık, AB, Japonya ve Kanada gibi ülkeler de 2030 yılı için sera gazı azaltım hedeflerini güçlendirmiş durumda.

Yine de, ülkelerin hedefleri ile Paris Anlaşması’nın hedefleri arasında ciddi bir açık bulunmakta ve COP26’nın tüm amacı bu açığı kapatmak.

Konferansın ilk günlerinde 120 ülke lideri, iklim krizine karşı nasıl ilerlediklerini anlatacak. Burası biraz reklam koksa da asıl konferans, ülke liderleri ayrıldıktan sonra, ülkelerin temsilcileri ile günlerce sürecek müzakereler ile başlayacak.

Genellikle ülkelerin Çevre Bakanları tarafından yönetilen bu temsilci grupları, diğer temsilci grupları, STKlar, biliminsanları ve Birleşmiş Milletler yetkilileri tarafından düzenlenecek müzakereler ile yeni kararlar alıp, COP26 Ortak Karar Bildirgesi’ni imzalayacaklar.


COP26 sürecinde iklim aktivistleri de seslerini duyurmak için etkinlikler düzenleyecek


Peki bu Ortak Bildirge’de neler olması bekleniyor?

İlk olarak ülkelerin 2030’a kadar olan Ulusal Niyet Beyanları’nın daha yüksek hedefler ile güncellenmesi ve 2050 yılına kadar da Net Sıfır hedef koymaları bekleniyor.

İkinci olarak, COP26, gelişmekte olan ülkelerin daha kolay bir şekilde temiz enerjiye geçmesi ve iklim krizine uyum sağlamaları için gerekli iklim finansmanını artırmayı planlıyor.

Bu aslında iklim adaleti açısından baktığımız da oldukça önemli bir hedef. Zira, iklim krizinden etkilenecek çoğu ülkenin bu krizin oluşmasındaki payı yok denecek kadar az.

Hedeflenen iklim finansmanı ve bunun nasıl çalışacağı konusu ise şu andaki hali ile biraz karmaşık, COP26’da bu sistemin çözülmesi ve hayata geçirilmesi bekleniyor.

2009 yılında AB, ABD ve Birleşik Krallık'ın da aralarında bulunduğu ülkeler, 2020’ye kadar her yıl 100 milyar dolar paya sahip olacak bir iklim fonunun oluşturulacağı sözü vermişti ama bu fonun durumu kördüğümden öteye gitmedi.



Şimdi ise, Almanya ve Kanada liderliğinde, yine her yıl 100 milyar dolar olacak şekilde, 2025’e kadar 4 yıllık bir iklim finansman fonunun oluşturulması hedeflenmekte, ama kesin bilginin COP26 sürecinde belli olacağı belirtiliyor.

Türkiye’nin de uzun bir süre boyunca iklim finansmanından dolayı Paris Anlaşmasına çekimser kaldığı artık bildiğimiz bir gerçek. Bununla beraber, her ne kadar iklim finansmanının şekil alması Türkiye için iyi bir haber gibi dursa da, COP26 önemli bir sınav olacak.

Türkiye öncelikle, çok daha iyi bir ulusal niyet beyanı vermek zorunda. Daha önce de bahsettiğimiz gibi Türkiye’nin Paris Anlaşmasının ilk 5 yıllık dönemindeki niyet beyanı, sera gazı konusunda azalma yerine artış olacağını gösteriyordu.

Paris Anlaşmasının mecliste onaylamasından sonra, Türkiye 2053 yılı için kendisine net sıfır hedefi koydu. Bu hedef Türkiye’nin COP26 hedefleri doğrultusunda politika belirlediğini gösterse de, emisyon azaltım hedefli bir niyet beyanı ve kömürden çıkış takvimi açıklanmadıkçı altı boş kalacak.



İklim krizi odaklı bir düşünce kuruluşu olan Ember, İklim Haber’e verdiği demeçte de Türkiye’nin artık karbon yoğun ekonomik büyüme yolunda artık alıcı olmadığını farkettiğini belirtiyor.

Artık, yerel işletmeler ve finansörlerin ilgisizliği nedeniyle ihaleler iptal ediliyor, kömürlü termik santraller üretimde zorlanıyor, en büyükleri de dahil olmak üzere uluslararası finansman kömürden giderek elini ayağını çekiyor.

Öte yandan, Türkiye’de yenilenebilir enerji, neredeyse hiç finansal destek almadan, 10 yılda elektrik üretiminin %20’sini üretir seviyeye ulaşmış durumda ve çok daha büyük bir potansiyele sahip.



Türkiye’nin COP26’ya bu potansiyelinin farkında olarak gitmesi ve enerji dönüşümünü sosyal ve ekonomik planlamanın parçası haline getirmesi gerekecek.

Paris Anlaşması her ne kadar yasal olarak sorumlu tutmayan yapısı ile eleştirildiyse de, bu eleştiriler toplum baskısının ve bilimsel gerçeklerin ağırlığını hafife almakta.

Özellikle Avrupa Birliği ve Biden sonrası ABD’nin başını çektiği bir güçlü değişim rüzgarı esmekte, bu rüzgar finans liderlerinin ve diğer ülkelerin de yelkenlerini bu yöne çevirmesini sağlıyor.

Bununla beraber, bu dönüşün adil, eşitlikçi ve toplumcu bir yapıda olması biz bireylere bağlı. İklim krizi ile ilgili politikaları takip eden, sivil toplum kuruluşlarına destek veren ve buna göre oyunu belirleyen bireyler bu rüzgarın bizi nereye taşıyacağına karar verecek.

Eğer bu yolda siz de söz sahibi olmak istiyorsanız, harekete geçmenin zamanı şimdi!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Çevreci GeekÇevreci Geek

BÜLTEN SAYISI

COP26 Nedir ve Beklentilerimiz Neler Olmalı?

Gelecek 5 yılın iklim politikası bu Pazar başlayacak İklim Zirvesi ile belli olacak.

26 Eki 2021

COP26 Nedir ve Beklentilerimiz Neler Olmalı?

YAZARLAR

Çevreci Geek

İklim haberleri üzerine yorumlar.

İLGİLİ OKUMALAR