COP27: insanlık ve gezegen için başarmak

BM İklim Değişikliği Konferansı, dünyanın iklim değişikliğinin artan aciliyetine yanıt verip vermeyeceğinin kritik bir testi olarak değerlendiriliyor.
COP27: insanlık ve gezegen için başarmak

(Görsel: Sedat Suna, EPA aracılığıyla)

İklim değişikliği ile mücadelenin ilk adımı 1992'de Brezilya'nın Rio de Janeiro şehrinde düzenlenen konferansta atıldı. Birleşmiş Milletler'in (BM) Dünya Zirvesi adı altında düzenlemiş olduğu bu konferansta, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kabul edildi. Söz konusu sözleşmenin yürürlüğe girdiği 1994 yılından itibaren de her yıl, Taraflar Konferansı (COP) düzenleniyor.

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) en üst düzeyde karar alma forumu olan COP’ta, imzacı hükümetler iklim değişikliği ve etkilerinin nasıl ortaklaşa ele alınacağını tartışmak ve üzerinde anlaşmak üzere biraraya geliyorlar. COP’un tarafları ise UNFCCC, Kyoto Protokolü veya Paris İklim Anlaşması’nı imzalamış olan hükümetlerden oluşuyor. Zirveye; dünya liderleri, bakanlar, müzakereciler, sivil toplum, işletmeler, uluslararası kuruluşlar ve medya mensupları katılıyor.

2022 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı yaygın şekilde kullanılan adıyla COP27, Mısır'ın Şarm El-Şeyh şehrinde, küresel ısınma ve sera gazı salınım oranlarını azaltma amacıyla ve 194 ülkenin katılımıyla gerçekleştirildi. "Doğayı acilen korumadan ve eski haline getirmeden küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlamanın uygulanabilir bir yolu olmadığının" en üst perdeden dile getirildiği konferans kapsamında; savunmasız ulusların iklim kaynaklı felaketlerden kaynaklanan kayıp ve zararlarını tazmin etmek üzere bir fon oluşturulması hakkında anlaşmaya varıldı.

COP buluşmaları, dünyanın iklim değişikliğinin artan aciliyetine yanıt verip vermeyeceğinin kritik bir testi olarak değerlendiriliyor. Yine Birleşmiş Milletler tarafından, iklim değişikliğinin risklerini değerlendirmek üzere 1988 yılında kurulmuş olan Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ise; küresel emisyonların 2020 ve 2025 yılları arasında düşmesi gerektiğini, ancak gerçekte ise emisyonların yükselmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlandırma ve böylece hafifletme olanağına sahip olmak için, dünya çapında sera gazı emisyonlarının 2030 yılına dek yarıya inmesi ve 2050 yılına dek ise net sıfıra ulaşması gerekiyor. Oysaki mevcut durumda, söz konusu hedeflerin hala çok uzağındayız. Zira hesaplamalar, bu hızla gidildiği takdirde belirlenen 1,5 derecelik sınıra sadece dokuz yıl sonra ulaşacağımızı ortaya koyuyor.

Kayıp ve zarar fonu kurulmasının nihai karar metnine yansıması, iklim krizine karşı en kırılgan ülkeler grubunun otuz yılı aşkın mücadelesinin neticesinde elbette anlamlı bir kazanım. Konferans kapsamında, 2030 hedefini yakalamak adına sera gazı emisyonlarını, pandemi öncesi yıl olan 2019 yılına kıyasla yüzde 43 seviyesinde düşürmek gerektiği de tespit edildi. Ayrıca tüm finansal sistemi dönüştürme ihtiyacı vurgulanırken; söz konusu aktörler, iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmaya ve önceliklerini gözden geçirerek faaliyetlerini ölçeklendirmeye çağrıldı. Buna paralel, çok taraflı kalkınma bankaları tarafından, 2025'e dek iklim finansmanı istihdamını üç kat artırma yönünde de bir çağrı yapıldı.

G-7 ülkeleri ise, iklim değişikliğinin etkilerinden etkilenen savunmasız ülkelere finansal yardım sağlamak üzere Küresel Kalkan adında yeni bir sigorta sistemi başlatıyor. İlk etapta 200 milyon euro bir finansman sağlanırken; bu finansmanın ilk alıcıları Gana, Pakistan ve Bangladeş olacak. ABD Çevre Koruma Dairesi, petrol ve gaz endüstrisindeki metan seviyesinin, 2005 yılına kıyasla yüzde 87 kadar altına düşmesini gerektirecek şekilde mevzuatını genişleteceğini duyurdu. Dört AB üyesi ülke, Afrika'da iklim uyumu için 1 milyar Euro'nun üzerinde bir kaynak sağlandığını duyurdu. Fransa, Almanya, Hollanda ve Danimarka bu kapsamda bir başlangıç noktası oluşturdu. Öte yandan, 2009 yılında UNFCCC'ye göre gelişmiş ülkeler sınıfında olan ülkeler; gelişmekte olan ülkelere emisyonlarını azaltabilmeleri ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine hazırlanabilmeleri için 2020 yılına dek yılda 100 milyar dolar vermeyi taahhüt etmişlerdi. Yıllık 100 milyar dolarlık bu hedef ise hiçbir şekilde tutturulamadı. Yine de COP27’de bir kez daha görüldü ki; iklim temelli düzenlemeler, kararlar ve uygulamalar ekonomi ve politikanın bir parçası olarak bizimle kalmaya devam edecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş