Damian Lillard: Yorgun savaşçı

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
NBA’de 2020-21 sezonuna girilirken Portland Trail Blazers, kadrosuna yaptığı Robert Covington, Derrick Jones Jr. ve Rodney Hood gibi eklemelerle kanat oyuncusu eksiğini en azından kağıt üstünde kapatmış gibi gözüküyordu. Ancak sezon başladıktan sonra Blazers’ın önceki yıllardaki savunma zafiyetlerini bir türlü gideremediğini gördük.
Blazers, geride bıraktığımız normal sezonda 100 pozisyon başına 115,3 sayı yiyerek savunma verimliliği sıralamasında sondan ikinci sırada yer aldı. Bunda Blazers’ın sorunlu kadro mühendisliğinin de etkisi olduğunu söylemek gerekiyor. Kısa ve kanat rotasyonunda çok iyi savunmacıları bulunmayan Portland, bu yapısal sorunun üstesinden play-off’larda da gelemedi.
Bunun sonucunda da kadrosunda iyi toplu oyuncu savunmacısı bulunmayan, en iyi savunmacısı Robert Covington gibi bir yardım savunmacısı olan Blazers, üst üste ikinci yıl sezonunu play-off’ların ilk turunda noktaladı. Bu 2 mağlubiyetin de Damian Lillard’ın kariyerinin belki de en iyi 2 sezonundan sonra gelmesi Portland cephesinde bazı endişeleri uyandırdı.

Denver Nuggets’a 4-2 elendikten sonra koç Terry Stotts’un 9 yıldır devam ettirdiği görevine son veren Blazers’ta bazı değişimlerin yaşanması gerekiyordu. Ancak takımın GM’i Neil Olshey’in sezon sona erdikten sonra gerçekleştirdiği basın toplantısında söyledikleri geleceğe dair pek de umut verici değil.
Olshey, Nuggets karşısında gelen mağlubiyetten bahsederken üstüne basa basa “Elenmemizin sebebi kadrodaki eksikler değil.” dedi. Bu açıklamalar, hasar kontrol amacı taşısa da Blazers’ın eldeki sorunlu kadrosunu geliştirmek için maaş bütçesinde de yeri yok.
Bu noktada Damian Lillard’ın Nuggets’a elendikten sonra Instagram hesabında “Daha ne kadar sadık kalmalıyım? Hazırlığımın karşılığı olan fırsatı ne zaman bulacağım?” açıklamasıyla yaptığı paylaşım, takas dedikodularını alevlendirdi.
Lillard’ın modern dönem yıldızlarına göre daha eski okul bir oyuncu olduğu bilinen bir gerçek. Yıldız oyuncu sık sık Portland’a sadık kalmak istediğini, başarılı olmak için takım değiştirmeye sıcak bakmadığını dile getiriyordu. Bu yüzden Lillard’ın takasını isteyeceği düşüncesi gerçekçi gelmese de 30 yaşındaki yıldızın bir değişiklik istemeye başlaması da anlayışla karşılanabilecek bir şey.

Normal sezonu 28,8 sayı – 4,2 ribaunt – 7,5 asist ortalamalarıyla tamamlayan Lillard, Nuggets’a elendikleri seride de maç başına 34,3 sayı – 10,2 asist – 4,3 ribaunt üretirken %59,3’lük effective field goal oranına sahipti. Özellikle serinin beşinci maçında Lillard’ın 55 sayı attığı ve kaydettiği son saniye basketleriyle 2 kere uzatmaya taşıdığı maçı, McCollum ve Covington’ın basit hatalarıyla kaybetmeleri süper yıldız için bardağı taşıran son damla olabilir.
Bu gelişmelerden sonra gündeme gelen haberlere göre NBA genelindeki takımlar, Lillard’ın takas masasında olup olmadığını yakından takip ediyor. 2019-20 sezonundan sonra benzer bir durumun yaşandığını James Harden ve Houston Rockets arasında da görmüştük. Harden, free agency başlarken takımından takasını istemiş ve ayrılık sürecini resmi olarak başlatmıştı. Önümüzdeki günlerde bunun benzerini Lillard ile yaşayacak mıyız göreceğiz.
Ancak sonuç ne olursa olsun önümüzdeki dönemde Blazers’ın cevaplaması gereken birçok soru var. Bunlardan ilki görevinden ayrılan Stotts’un yerine koçluk görevini kimin devralacağı. Daha sonra da kadroyu en azından Lillard’ı tatmin edecek bir şekilde geliştirmeye çalışacaklardır. Ama yine de sezon arası boyunca Lillard’ın takas dedikoduları ligin en büyük hikayelerinden birisi olacak gibi gözüküyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sen yola çık, yol sana görünür.
11 Haz 2021

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



