Diyarbakır’da çekinceli bir umut: Nevruz kutlamalarında hangi mesajlar öne çıktı?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
2025 Nevruz’u bu yıl PKK’nın silah bırakması ve barışın tesisi ihtimaliyle beraber büyük önem taşıyordu. Bu tarihî günlerin ilk kutlamasının nasıl geçeceği herkesin gündemindeyken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolar, dikkatleri Diyarbakır’dan diğer metropollere çevirdi.
Bu ortamda CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Diyarbakır Nevruz’una gönderdiği mesaj da Türkiye siyaseti için bir ilkti. Özel, "Eşit yurttaşlık temelinde herkesin barış içinde yaşadığı Türkiye'yi birlikte inşa edeceğiz" diyerek demokrasi ve kardeşlik çağrısı yaptı.
- Diyarbakır bu etkinlik için çoktan hazırdı. Hem emniyet güçlerinin aldığı tedbirler hem düzenleme komitesinin hazırlıkları haftalar öncesinden netleşmiş, şehirde güvenlik önlemleri bir hafta öncesinden alınmaya başlanmıştı.
Dün Devlet Bahçeli’nin yayımladığı yazılı açıklama, süreçle ilgili yeni bir adım oldu. Örgütün kendini 4 Mayıs’ta feshedebileceğini söyleyen Bahçeli, kongrenin toplanma yeri olarak Muş'un Malazgirt ilçesini önerdi. Bu öneriye gerekçe olarak da “sürecin hiç beklenmedik komplikasyonlara, hiç tahmin edilmedik komplolara ve karmaşık provokasyonlara sahne olmasından” duyduğu kaygıyı gösterdi.
Peki Bahar Bayramı olan 21 Mart’tan 4 Mayıs’ta kutlanan Hıdırellez’e uzanan zaman aralığında kalıcı adımlar atılabilir mi? Bugün alana gelenlerin aklında bu soru vardı.
Sezgin Tanrıkulu: Kürtler barış ihtimalini seviyor
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, bu yılın çağrısıyla alana gelen isimler arasındaydı. Uzun yıllar Diyarbakır’da insan hakları üzerine çalışan ve Baro Başkanlığı görevini yürüten Tanrıkulu, sorularımızı yanıtladı. Barış ihtimalini değerlendiren Tanrıkulu, önceki yıllarda yaşanan sıkıntılara dikkat çekti:
“Newroz, yasaklandığı, birçok ölümlerin yaşandığı günlerden bugüne geldi. Umarım bu yıl toplumsal barış için, tüm Türkiye adına bir başlangıç olur. Bu hükümet bir taraftan bu süreç için adım atarken diğer taraftan da Türkiye’nin toplumsal huzurunu kökten sarsacak uygulamalara girişiyor. Şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız gözaltında ve gözaltına alınmasının nedenlerinden bir tanesi 'Kent Uzlaşısı' adı altında Kürtlerle seçim işbirliği yapmış olması. İstanbul, Kürtlerin dünyada en yoğun yaşadığı yer, nüfus olarak. Bu durumu aklımızda tutarak Newroz’u kutluyoruz tabii ki. Umarım buradan verilecek mesajları hükümet de anlar, toplumun değişik kesimleri de anlar. Barışın Türkiye’nin her yerinde ortak inşa edilmesi gerektiğinin farkına varırlar.”
“Çağrının Bahçeli’den gelmesini nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna ise Tanrıkulu,“Temkinli” cevabını verdi:
“Diyarbakırlılar geçmiş barış süreçlerinden sonra yaşanan ağır travmaları bildikleri için temkinli yaklaştılar, çünkü Sayın Erdoğan’a ve Ak Parti’ye güvenmiyorlar. Geçmiş sürecin bozulmasından sonra geçtiğimiz on yılda çok ağır süreçler geçirdik. Halen siyasetçiler hapiste. Belediyelere kayyum atanıyor. Mardin, Van Büyükşehir belediyelerinde kayyum var. Fakat Kürtler her zaman barış ihtimalini seviyorlar. Şimdi öyle bir ihtimal var ve onu seviyorlar. Onu talep ediyorlar. Bu iradelerinin boşa çıkmaması lazım. Hükümetin gerçek anlamda Türkiye’nin Kürt meselesinin silahsız şiddetsiz çözümü noktasında samimi adım atması lazım. Örgütün kongresini toplamasını kolaylaştırması lazım. Diğer taraftan da bu sürece zarar verecek işler yapmaması lazım, İstanbul’da olduğu gibi.”
Serra Bucak: Hükümet halkın iradesini duymalı
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak da bu kaygıyı dile getirenler arasında. Daha önce iki kere kayyum atanan bir belediyenin eş başkanlık görevini yürüten Bucak, sorularımızı cevaplarken “süreç” demekten imtina ettiklerinin altını çizdi:
“Henüz bir süreç değil. Bu sürecin ortaya çıkarılması için bir yol açıldı, bir olasılık çıktı. Görüşmeler sürüyor. Tabii ki Sayın Öcalan’ın 27 Şubat’ta İmralı’da yaptığı açıklama demokratik toplum ve barışın inşası için çok kıymetli bir çağrı. Çünkü uzun yıllardır demokratik yollarla çözümü ötelenen, her seferinde şiddet ve çatışma sarmalının ortasında kalan, Kürt sorunu başta olmak üzere insan hakları sorunu, hak mücadelesi Türkiye’de gerçekten çok zor bir aşamaya geldi.
Özellikle son on yılda 2016 darbesi sonrası yaşadığımız süreç, kaldırılabilecek bir süreç değil. Kayyumlar, baskılar, muhalefetin sesinin kısılması... Dolayısıyla biz bu çağrıyı bütün Türkiye’nin nefes alacağı, muhalefetin sözünün dinleneceği, demokrasi ve barış isteyen güçlerin kentlerimizde, yerellerimizde biraraya gelip bu dayanışmayı büyüteceği bir çağrı olarak görüyoruz. Çağrı ancak bu dayanışma, bu demokrasi, bu barış hayali büyütülürse yerini bulabilir. Bunun için de önümüzde öneriler var. Hem belediyelerin hem siyasi partilerin ama tabii en başta hükümetin atacağı adımlar ve yerine getireceği görevler var.”

İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına da değinen Bucak, demokrasinin gördüğü zararı vurguladı:
“Biz bu durumun her seferinde antidemokratik, haksız, hukuksuz bir şey olduğunu, seçme hakkına, seçilme hakkına bir müdahale olduğunu söyledik; bundan geri durmadık. Diyarbakır’a iki defa kayyum atandı, üçüncü defa halk yine kendi iradesini seçti. Bunun hükümet tarafından duyulması gerekiyor.
Halk yerel seçimlerde kendi belediyesini, kendi partisini seçme hakkına sahiptir. Bizim 10 belediyemize kayyum atandı, şu an İstanbul kayyum tehdidiyle karşı karşıya. İstanbul’da hem Kent Uzlaşısı’na, hem Sayın İmamoğlu’na karşı bir darbe, bir operasyon yapıldı. Bunlar kaygı verici gelişmeler. İktidarın bundan vazgeçmesi gerekiyor. Kendisinin yerel seçimlerle alamadığı yerleri, sandıktan çıkamadığı yerleri devletin gücüyle, baskıyla gasp etmekten vazgeçmeli. Bunun Türkiye demokrasisine getirdiği zarar çok büyük.”
Kayyumla demokratik yol yürünmez
Cezaevlerinde bulunanlar, alandaki varlıklarını gönderdikleri mesajla gösterdi. O mesaj da “Kayyum ve gözaltılarla demokratik yol yürünmez” oldu. Daha önce kayyum deneyimi yaşayan Diyarbakırlılar için bu tehdit her zaman sorunlu. Buna ilişkin bir anekdotu, alana belediye otobüsleriyle gelen Mevlüt anlattı:
“Biz alana belediye otobüsleriyle geldik. Belediye şu anda DEM’de olduğu için sorun olmadı ama kayyumda olsa da sorun olmazdı. Çünkü seçilmediğin bir yerde başkanlık yapmaya çalışınca halk seni istemiyor, sen zorla orada oturmaya çalışıyorsun. O yüzden halkın taleplerine kulaklarını tıkarsan sorun olur. Bu kutlamayı yapacağım ben. Diyarbakır cezaevinde işkenceler altında Mazlum Doğan, Newroz kutladıysa, kutlamak için kendini feda etmeyi göze aldıysa biz buna kayıtsız kalamayız. Ben 98 yılında doğdum ama 1982 yılında hayatını bizim için kaybedenleri unutmuyorum.”
Alandan izlenimler
Dün minibüste konuşulan “Ramazan ayı etkisiyle belki kalabalık olur mu olmaz mı?” sorusunun cevabı ise “Oruç, eylem coşkusunu engellemiyor” olmuş gibi görünüyor. Alana gelenler arasında oruçlu olanlara “Zorlanıyor musunuz?” deyince, “Hava soğuk, günler kısa, hiç değmiyor bile” karşılığını alıyorum.

Gazetecilerin giriş yaptığı kapı, Evrim Alataş Caddesi’nde. Evrim Alataş’ı böyle anmak biraz mutlu ediyor, biraz sızlatıyor içimi. Saat 8.00’den itibaren alana girişler başlıyor, erken saatlerden itibaren de kapılar kalabalıklaşıyor. Saat 12.00 olduğunda hatırı sayılır bir kalabalık dolduruyor Nevruz alanını.
Tıpkı 1982 21 Mart’ında hayatını kaybeden Mazlum Doğan gibi, 2017 21 Mart’ında polis tarafından vurularak öldürülen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut da unutulmamış; fotoğrafının bulunduğu afişten gülümsüyor.
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta İmralı’da yaptığı açıklama sırasında çekilen fotoğraf çoğaltılmış, ellerde taşınıyor. Selahattin Demirtaş da fotoğraflarıyla alanda hatırlananlardan... Cezaevinde bulunan siyasetçileri ananlar arasında kendi de cezaevinde uzun süre kalan Sabahat Tuncel var. Tuncel’in konuşması, iktidarı süreç için adım atmaya çağırıyor:
“Bu konuda bir adım yok. Demokratik siyaset alanı daraltıyor. İmamoğlu'nu gözaltına aldılar. Kim barış ve özgürlükten bahsediyor, tutuklama ve şiddetle tehdit ediyorlar. Nasıl barışacağız?”
“Demokratik siyasetin önünü açınız” diyen Tuncel, sürecin zor olduğunu da vurguluyor:
“İşimiz kolay değil, zor. Ama biz zor işleri başaran insanlarız. Bugüne kadar ne yarattıysak direnerek yarattık. Direnenlere bir kez daha selam olsun.”
Tuncer Bakırhan: Bu çağrı bir milattır
DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan da konuşmasında çağrının kalıcı hâle gelmesine yönelik beklentiyi dile getiriyor:
“Bu çağrı, Mezopotamya ve Anadolu’da düğümleri çözüp, tarihi yeniden başlatma çağrısıdır. Mezopotamya ve Anadolu halklarının birlikte yaşam manifestosudur. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın özü demokratik uzlaşmadır. İktidar ve devleti bardağın boş tarafını doldurmaya davet ediyoruz. Barış bir yenme-yenilme değildir. Barış, herkesin kazandığı en güzel bahardır. Newroz meydanındaki gibi, gelin bu baharın bir daha kışa dönmesine izin vermeyelim. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na 85 milyon olarak sahip çıkalım.”

Bakırhan, Kent Uzlaşısı’nın kriminalize edilmesinden duyduğu kaygıyı da ifade ediyor:
“Ortadoğu sert bir türbülansa girdi, fırtına herkesi etkiliyor. Bizim derdimiz, bu türbülanstan nasıl sağ salim çıkacağımızdır. Ama iktidar, hepimizin içinde olduğu uçağı kayyumlarla, baskılarla, muhalefeti susturarak, daha şiddetli türbülanslara sürüklüyor. 27 Şubat rotasından çıkaracak adımlar atılıyor. Bu yanlıştan iktidarı vazgeçmeye çağırıyoruz. Barış ve demokratik toplum halkları ayrıştırarak olmaz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nı gözaltına alarak, Kent Uzlaşısı'nı kriminalize ederek, kayyum atayarak, Rojava’ya saldırarak barış ve demokratik toplumu oluşturamayız.”
Heybemiz çok ağır
Geleneksel kıyafetleriyle kutlamaya gelen kadın ve erkekler, her fırsatta halaya duruyor. Coşku beklentisi yüksek ve kapıda yapılan aramalar, tepede uçan helikopterler, sosyal medyada yaşanan linçler bu neşeyi etkilemiyor.
Eski İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İHD Başkanı Akın Birdal gelişleriyle heyecan yaratan isimler arasında. Ancak bir isim var ki geldiğinde bir heyecan dalgası yaşanıyor: Kürt siyasetinin mecliste temsilinin yolunu açan isimlerden biri kabul edilen Leyla Zana.
Halaylar sürekli dağılıp yeniden kurulurken, yanımdaki iki kadın, polis aramasından çakmakları nasıl kaçırdıklarını gülüşerek anlatıyorlar. Onların sırrını ifşa etmemek için yöntemi yazmayacağım. “Umutlu musunuz barıştan?” diyorum, “Heybemiz çok ağır, daha çok taşırız ama artık bir yerde dinlenmek de istiyoruz” diyorlar.
Bu noktada, Edip Cansever’e hak vermemek mümkün değil; gülebilmek için bir halkın gülmesine ihtiyaç var gerçekten. Bir yanda tüm çağrıları “Newroz” diye yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, bir yanda caddelerin ismine “Nevruz” diyen devlet. Bakalım bu süreç nasıl şekillenecek?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ayça Örer
Editör ve yazar. 1998'den itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yazdıktan sonra 2003 yılından itibaren profesyonel gazeteciliğe geçiş yapan Örer; Kanal D, Anka Haber Ajansı, bianet, Taraf, Radikal, Ot Dergi ve Tuhaf Dergi’de röportajlar, izlenim haberler ve özel haberler hazırladı.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR


