Duvar yıkıldı; Yaşasın yeni kral!

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
2013 yılında Milwaukee Bucks, Giannis Antetokounmpo’yu draft ettiğinde nasıl bir cevherin üzerine konduğunu tahmin bile edemezdi. Amerika’daki ilk yıllarında bir basketbolcu olarak da şu anki görüntüsünden çok daha uzak olan Giannis, günümüzdeki bir devi andıran fiziğine sahip değildi. Giannis’in o dönemlerde sıska uzun boylu bir çocuktan farkı yoktu.
Giannis, zaman içerisinde gerek karakter olarak gerek basketbolcu olarak da büyümeye başladı. NBA’e ilk geldiğinde zayıf fiziği nedeniyle zorlanan Giannis, yıllar ilerledikçe basketbolun Shaquille O’Neal’dan beri gördüğü fiziksel olarak en dominant oyuncuya dönüştü.
Takımlar onu savunabilmek için “Duvar” adı verilen bir strateji geliştirmeye başladı. Bu strateji, çoğu zaman Giannis’i durdurmak için de yeterli olmadı. Arka arkaya MVP ödüllerine yürüyen Giannis, son şampiyonluğunu 1971 yılında alan Milwaukee Bucks’ı da omuzlarına aldı ve 2 sezon üst üste takımını normal sezon liderliğine taşıdı.

Bucks
Ancak bu başarı play-off’lara yansımıyordu. Giannis’in oyunundaki şut zaafiyeti ve fiziğe dayalı oyunu, play-off’lardaki temasın arttığı basketbol ortamında normal sezonlardaki kadar etkili olmuyordu. Giannis, normal sezonda Duvar’ı paramparça etse de, play-off’larda bir türlü bu engeli aşamıyordu.
Bu yüzden gerek medyada gerekse basketbol kamuoyunda Giannis’in başarıları küçük görülmeye başladı. Yıldız ismin MVP yarışına girdiği James Harden bile Giannis hakkında “Keşke ben de sadece koşarak smaç basabilsem.” gibi saygısızlığa varacak ifadeler kullanmaktan çekinmiyordu bile.
Süper kahraman filmlerinde genellikle karakterin, gücünün zirvesine ulaşmadan önce acı çektiğini görürüz. Kahramanın acı çektiğini, hata yaptığını görmek onunla ilişki kurmamızı da çok daha kolay hale getirir. Giannis, bu sezon play-off’larda önceki yıllardaki hatalarından ders çıkarmış bir oyuncu görüntüsü çizdi.
Önceki yıllarda bahsettiğimiz Duvar’a adeta gözü kapalı saldıran Giannis, topu Bucks’ın sezon başında takıma kattığı Jrue Holiday’e teslim edip bitirici rolünde daha fazla oynamaya başladı. Agresifliğini doğru yerlerde kullanan Giannis, maç sonlarında bunun benzerini Khris Middleton’a topu emanet ederek de yaptı.

NBA
Ancak önceki yıllardan farklı olarak Giannis agresif olacağı, yumruğu masaya vuracağı anları çok daha doğru seçmeye başladı. Bunda Giannis’in oyununun güçlü yanlarından biri olarak görülmeyen orta mesafe şutlarındaki verimliliğini play-off’lar boyunca geliştirmesi de yardımcı oldu. Kullandığı şutların %13,4’ünü orta mesafeden kullanan Giannis, bu şutlarda %49,2 gibi elit olarak niteleyebileceğimiz bir yüzde yakaladı.
Giannis’in bu şutlardaki verimliliği, boyalı alanda onu çok daha büyük bir tehdit hâline getirdi. Suns serisinin 2. ve 3. maçlarında 40 sayı – 10 ribaund barajını aşmayı başaran Giannis, Shaq’tan beri bunu başaran ilk isim oldu.
Giannis ayrıca 50 sayı – 14 ribaund – 5 blokluk performansıyla final serisinin şampiyonluk maçında 40 sayı – 10 ribaund – 5 blok barajlarını aşan ilk oyuncu hâline geldi. Final serisinin son maçında oyununun en büyük zaafı olarak görülen ve zaman zaman dalga geçilmesine sebep olan faul çizgisinden 19’da 17 gibi muhteşem bir yüzdeyle oynayarak bir başka engeli de aştı.

NBA
Yıldız oyuncu, “Süper Takım” dönemi olarak adlandırabileceğimiz günümüz NBA’inde, draft edildiği takımı 50 yıl sonra ilk kez şampiyonluğa taşıyarak kendi doğru bildiği yoldan başarıya ulaştı.
Giannis’in oyununa, yeteneklerine dair yapılan eleştiriler belki bundan sonraki yıllarda da devam eder. Fakat Yunanistan’ın sokaklarında yoksullukla mücadele ederek başladığı macerasında, basketbol dünyasının zirvesine çıkmayı başaran Giannis’in gerçek bir şampiyon olduğunu kimse inkar edemez.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Konuklar: Giannis Antetokounmpo, Richarlison, Tadej Pogačar, Lewis Hamilton, Gwen Berry ve Mathieu van der Poel
23 Tem 2021

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



