Édouard Louis ile edebiyatın işlevi üzerine: 'Burjuva kültür bir şiddet aracı'

Édouard Louis, cesur ve bunun ödülünü almış bir yazar. 2014 yılında henüz 22 yaşındayken yayımladığı Eddy’nin Sonu romanıyla çağdaş Fransız edebiyatının en önemli isimlerinden biri olacağını kanıtlamış, kendinden çok söz ettirmişti. O günden bu yana, Kuzey Fransa’daki yoksul bir köyden Paris entelijansiyasına uzanan yolculuğunu acımasız bir açıklıkla yazıyor.
Şimdi kitapları onlarca dile çevriliyor, tiyatroya uyarlanıyor, bir Netflix dizisi yolda. Moda Sahnesi’ndeki söyleşisinde gördüğü ilgiye bakarsanız o artık bir yazar değil, bir fenomene dönüşmüş durumda. Ama Louis, sadece popüler değil; yazdıklarıyla şimdiden Annie Ernaux, Didier Eribon ve Ken Loach gibi isimlerle birlikte anılıyor. Pek çoklarına göre Nobel’e uzanması an meselesi.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Elif Bereketli
1986'da Münih'te doğdu. İstanbul Üniversitesi'nde İngilizce Mütercim Tercümanlık eğitimi aldı. SOAS, University of London'da Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını yaptı. 2010 yılında SabitFikir dergisini kurdu ve dört yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptı.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.

İşitme engelli bireyler titreşim, ritim, beden hareketleri, ışık ve işaret diliyle müziğin başka bir dünyasını keşfediyorlar. İşitme engelli müzisyenlerden oluşan Moon Deaf Music üyeleri ve uzmanlar ile biraraya geldik; müziğin yalnızca kulakla duyulan bir şey olmaması üzerine konuştuk.

Contemporary Istanbul’un şehirdeki 21. edisyonu, sanat fuarlarının işlevine bakmak için iyi bir fırsat. Buradan yola çıkarak kaputu açıyoruz: Fuarların rolleri nasıl değişti, şehirlerle ilişkileri neden önem kazandı ve fuarın mesaisi neden fuar günleriyle sınırlı kalmıyor?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.




