Elon Musk’ın Twitter’ı satın alması kullanıcıların mahremiyeti için ne anlama geliyor?


Aksigorta şifre kullanımı konusunda uyarıyor Aksigorta , 2020 yılı sonunda hayata geçirdiği kurumsal sosyal sorumluluk projesi ‘Dijital Güvenlik Platformu’ ile hem birey ve aileler hem de KOBİ’ler için dijital dünyada güvende kalma konusunda güncel tavsiyeler paylaşıyor. Geçtiğimiz aylarda şirketler ve bireysel tüketiciler özelinde dijital güvenlik algısına yönelik bir araştırma gerçekleştiren Aksigorta , risk bilincini ve alınan önlemleri bu araştırmayla ortaya koydu. 12 ilde 317 şirketle gerçekleştirilen araştırma sonucunda, bu şirketlerden bugüne kadar olumsuz bir deneyim yaşayan %53'lük grup içinde her 5 kişiden 1'inin deneyimi sonrası ek bir önlem almaması dikkat çekti. Önlem alan firma yetkililerinin odaklandığı konular arasında ilk sırayı "Tablet veya bilgisayarda virüs programı kullanımı" aldı. İkinci sırayı ise "Telefonlarda hassas bilgilerin şifrelenmesi" ve "Telefonlara indirilen uygulamalara dikkat edilmesi" konuları öne çıktı. Şifre kullanımı konusunda ‘Dijital Güvenlik Platformu’ aracılığıyla uyarılarda bulunan Aksigorta , güvenlik açıklarını ortadan kaldırmak adına; yazılım güncellemelerine, güçlü parola kullanımına, kilit ekranı bildirimlerinin devre dışı bırakılmasına, önemli uygulamaların ve verilerin ayrıca şifrelenmesine ve dataların yedeklenmesi noktasına bireysel tüketici ve KOBİ’leri dijital dünyada güvenle kalabilmeleri için dikkat çekti.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Elon Musk haftalar süren bir temaşa neticesinde 44 milyar dolar karşılığında Twitter’ı satın aldığında nihayet rahat bir uyku çekti mi bilemiyoruz; ancak Musk'ın platformun geleceği hakkındaki fikirlerinin bazı çevrelerin (uykusunu kaçırmadıysa bile) uyku kalitesini düşürdüğünden söz etmek mümkün.
Önceki ABD Başkanı Trump’ın platformdan “uçurulması” kararının arkasındaki şirketin üst düzey yöneticilerinden Vijaya Gadde de bunlardan biri. Ancak birçok kişinin rahatsız olma sebebi anlaşma sağlandıktan sonra ilgili departmanların yöneticileriyle yaptığı video konferansta ağladığı öğrenilen Gadde’ninkinden biraz farklı.

Tim Pool / YouTube üzerinden
İfade özgürlüğü meselesi
Musk’ın “koşulsuz ifade özgürlüğü” takıntısı şirketin nefret söylemi ve dezenformasyona karşı yıllardır sürdürdüğü mücadeleyi sekteye uğratacak mı, henüz konuşmak için erken; ancak şimdiden suları bulandırdığı ve platformda benzeri görülmemiş bir kullanıcı hareketliliği yarattığı da ortada.
- Arka plan: Satın almanın ardından birçok yüksek profilli hesabın takipçi sayılarında ciddi artışlar ya da düşüşler yaşanmıştı. Şirket bunların bot hesaplar kaynaklı değil, gerçek kullanıcı hareketlerinden dolayı yaşandığını teyit etti.
- Detaylar: ABD ve Birleşik Krallık'ta sol görüşlü hesaplar ile Demokrat partili ve İşçi partili siyasetçiler takipçi kaybederken, sağ görüşlü hesaplar ile Cumhuriyetçi siyasiler ve Tory'ler takipçi kazandı. Şirket bunun platformu terkeden ve yeni hesap açan kullanıcılardan kaynaklandığını belirtiyor.
Sonradan çark eden Musk, ifade özgürlüğü iddiasının koşulsuz olmadığını ve yasalarla uyumlu olması gerektiğini belirtse de, bu sefer de “hangi ülkenin yasaları” tartışmasının da fitilini ateşlemiş oldu. Öte yandan yasadışı olmayan, ancak platformu bazı kişiler için kullanılmaz hâle getirebilecek bir serbesitenin de önünü açacağının işaretini vermiş oldu.
Konumuza dönecek olursak; Musk, şirketin algoritmik kodunu açık kaynağa çevirerek herkesin erişimine sunmak istediğini dile getirdi. Musk her ne kadar bu adımın platforma duyulan güveni artıracağını iddia etse de, bu değişikliğin daha çok sayıda saldırının yolunu açacağından endişelenen siber güvenlik uzmanlarının konu hakkında bazı şüpheleri mevcut.
- Arka plan: Twitter; bot istilası, güvenlik açıklarından faydalanılarak kamuya mal olmuş kişilerin hesaplarının çalınması ve çalıntı hesapların kullanılarak dolandırıcılık yapılması gibi sorunlarla hâlihazırda yıllardır uğraşıyor. Musk’ın hesabı da daha önce kripto para dolandırıcılarının hedefi olmuştu.
Güvenlik meselesi
Firmanın tüm algoritmalarının kodlarını açık hâle getirmesi, bunların rakip sosyal medya platformları tarafından taklit edilerek rekabetçi avantajını yitirmesi ya da kampanyalarının verimliliğini daha da artırmak isteyen reklam verenler tarafından agresif olarak istismar edilmeye çalışılması gibi sonuçlar doğurabilir.
Açık kaynak kodlu yazılımların güvenlik açıklarının da daha kısa sürede ve daha çok kişi tarafından keşfedilerek kapatılana dek daha büyük zararlara yol açma potansiyeline sahip olması da cabası.
Kısacası, cam gibi şeffaf olmaya çalışırken cam gibi kırılgan bir yapıya dönüşmek de ihtimaller dahilinde.
Öte yandan, Musk eğer zararlı yazılımlara yönlendiren, kripto dolandırıcılığı yapmaya çalışan, siyasi tetikçilik yapan ya da dezenformasyon yayan, hülasa sosyal medyayı istila eden spam botlarıyla mücadele sözünü tutarsa, bu elbette dünyanın her köşesinden güvenlik uzmanlarının da işine yarayacaktır.
Tabii açık kaynak kodlu algoritma kullanımı, spam botlarının kullanıcı davranışlarını daha etkili biçimde tanıyarak daha iyi hedeflemelerle kontrolü ele geçirmelerine ve ekosistemi daha güçlü şekilde manipüle etmelerine yol açmazsa.
Mahremiyet meselesi
Ancak Elon Musk’ın botlara karşı mücadele edeceği sinyalini verirken kurduğu cümlede geçen “platformdaki tüm kişilerin gerçekliğini belgelemek”ten kastının ne olduğu şu aşamada net değil. Kullanıcılardan kimlik doğrulama mı isteyecek (ve anonim hesapların sonunu getirecek) yoksa internetin birçok köşesinde karşımıza çıkan “robot olmadığınızı ispatlayın” basitliğindeki testlerden birini mi koyacak, şu aşamada kestirmek mümkün değil.

EFF üzerinden
Dijital hakları savunma örgütlerinden “Elektronik Hudut Vakfı” (EFF), paylaştığı bir blog yazısında kimlik doğrulama ve platformda gerçek kişi olarak var olma zorunluluğu getirilmesinin, başka türlü güvenli şekilde kendisini ifade edemeyen kişi ve gruplar için ifade özgürlüğünün sekteye uğraması anlamına gelebileceği yönünde uyarıda bulunuyor ve takma ad kullanımının erk sahipleriyle (hükûmetler, işverenler, yasadışı örgütler) iyi geçinmeyen herkes için sansür niteliği taşıyacağını vurguluyor:
“Facebook’un gerçek isim kullanmayı zorunlu kılma politikası Amerika yerlileri, geleneksel Kelt ve Endonezya isimlerine sahip kişiler, Katolik kilisesi mensupları, trans ve toplumsal cinsiyet rollerine uyum sağlamayan bireyler ile seks işçilerinin platformdan uzaklaşmasına neden oldu. Baskıcı rejimlerin muhalifleri, eğer gerçek isimleri altında yazmaya mecbur bırakılırsa bu onlar için de hayati bir tehlike doğuracaktır.”
- Dahası: Platformun özel mesajlaşma (DM) hizmetinin uçtan uca şifrelenmediğinin de altını çizen kurum, özel mesajlara şirketin yeni sahibi tarafından keyfî olarak erişilemeyeceğinin bir garantisi olmadığını da ekliyor.
Eğer platform, kullanıcıların anonim hesaplar yönetmesine izin vermeye devam ederken yine de gerçek kimliklerini doğrulamasını isterse; bu anonim hesapların gerçek kimliklerinin baskıcı rejimlerle paylaşılmayacağının, ya da bir siber saldırı sonucu sızdırılmayacağının da garantisi yok. Hele ki platform kaynak kodunu açıp kendisini saldırılara daha da açık hâle getirmişse.
Dürüstlük meselesi
Başka bir örnek üzerinden ilerlemek gerekirse Musk; Tesla, SpaceX ya da herhangi başka bir şirketini eleştiren hesapların kimlere ait olduğunu ortaya çıkarmaya çalışacak mı, çalışmayacak mı? Şirket muhbirlerinin ya da sendikalaşma çabalarını yürütenlerin faaliyetlerine, kendisine ait bu özel platformda izin vermeye devam edecek mi? Muhalif görüşlere sahip çalışanların işleri güvence altında kalacak mı?
Önünde görünür bir engel bulunmamakla birlikte, satın alma işleminin tamamlanması için rekabet denetçisi kurumların onayı gerekiyor. Bu süreç ise altı ayı bulabilir. Bu, Musk gibi birisi için oldukça uzun sayılabilecek bir süre. Ayrıca sözleşmede iki taraftan birinin cayması durumunda karşı tarafa 1 milyar dolar ödemesini gerektiren bir de cezai müeyyide var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Elon Musk'ın Twitter hakkındaki planları platformun ve kullanıcıların geleceğini hangi şekillerde etkileyecek?
28 Nis 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




