

Okula, oyuna, kazanmaya başlamak için son gün: Monster Notebook Gerçek video oyunu tutkunları, büyük boyutlu görsel projeler üzerinde çalışan video editörleri ya da tasarımcılar, mimarlık - mühendislik gibi bölümlerde okuyan öğrenciler yüksek performanslı bilgisayarların işleri ne kadar kolaylaştırdığını bilir. Monster da biliyor. Türkiye merkezli performans tutkunlarına özel notebook üreticisi Monster, şimdiye dek yaptığı tüm indirimlerden daha büyüğünü okula dönüş dönemi için gerçekleştiriyor. Tüm Monster Notebook ürünlerinde geçerli Okula Dönüş Kampanyası’nda bugün, son gün. İndirimler: Monster Notebook'un en sevilen Abra, Tulpar, Semruk ve Markut serisi notebook'larında, Aryond serisi monitörlerde ve kulaklık, fare, klavye, kamera, mikrofon gibi oyuncu ekipmanlarını içeren Pusat serisinde %22'lere varan indirimlere Monster Notebook internet sitesinde ve Monster mağazalarında ulaşmak için hâlâ şansınız var. Monster'ın satış temsilcileriyle görüntülü görüşmeyi ve satın almayı mağazadaymış gibi yapmayı mümkün kılan dijital mağazası Okula Dönüş Kampanyası’nın son gününde de 09.00-00.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Neden almalıyım? Monster Notebook'un yüksek performanslı bilgisayarları her seviyeden oyunculara, iş hayatında yüksek bilgisayar performansına ihtiyaç duyan profesyonellere, üniversitelerin mimarlık, mühendislik, grafik tasarımı gibi bölümlerinde okuyan öğrencilere ve görsel içerik üreticilerine hitap ediyor. Monster Notebook: Yüksek performanslı dizüstü bilgisayarlar ve oyuncu ekipmanları alanında faaliyet gösteren Monster Notebook ömür boyu ücretsiz bakım, oynayamadığın oyun olursa para iadesi, koşulsuz müşteri mutluluğu gibi taahhütlerle sektörde fark yaratıyor ve oyun severler tarafından tercih ediliyor. Türkiye’den çıkan bir dünya markası olma vizyonu doğrultusunda faaliyetlerine devam eden şirket, yurt dışı operasyonlarını Dubai ofisi, Lefkoşa ve Berlin mağazaları üzerinden yürütüyor.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
The Wall Street Journal’ın yayımlamaya başladığı The Facebook Files isimli dosya bir yandan düzenleyicilerin ilgisini çekiyor, diğer yandan Facebook’un üzerinde yoğun bir biçimde durduğu bir kendini savunma çalışmasına dönüşüyor. The WSJ adeta Facebook’u kamuoyu önünde kendini aklamak zorunda bırakıyor.
The Facebook Files ne içeriyor?
Şimdiye dek yayımlanan haberlerde aşağıdaki başlıklar öne çıkıyor.
İçerik değerlendirme ve yaptırımlarda çifte standart: The WSJ, ulaştığı dokümanların, Facebook'un ünlülerin, politikacıların, gazetecilerin içeriklerini "crosscheck" ya da "XCheck" adını verdiği bir içerik değerlendirme programıyla incelediğini gösterdiğini söylüyor. Facebook'un bazı kullanıcılara "VIP" yaklaşım sergilediğini ve bu kişilerin sayısının milyonları bulabileceği ifade ediliyor. Bu kapsamda bazı kullanıcılar "whitelist"e alınıyor ve bu sayede içeriklerine dair herhangi bir yaptırıma maruz kalmayacaklar listesine giriyor. Bazı kullanıcıların içeriklerine dair Facebook çalışanları tarafından yapılan incelemeler de askıda tutuluyor ve bu da ilgili kullanıcıların topluluk kurallarını ihlal eden içerikler yayımlamasına izin vermek anlamına geliyor.
Facebook'un avukat-müvekkil ayrıcalıklı olarak işaretlenen şirket içi bir incelemesinde bu beyaz liste uygulamalarının "kamu önünde savunulamaz" olduğuna dikkat çekiliyor. İncelemede "aslında kamuoyuna yaptığımızı söylediğimiz şeyi yapmıyoruz", "topluluğumuzun geri kalanının aksine bu insanlar herhangi bir yaptırım olmaksızın standartlarımızı ihlal edebilir" gibi ifadeler yer alıyor.
- Facebook ne diyor? Şirket, tabi tutulan kullanıcı sayısının 2020'de 5,8 milyona ulaştığı söylenen XCheck uygulamasına Facebook'un bağımsız inceleme kurulu Gözetim Kurulu (Oversight Board) tarafından yöneltilen eleştirileri kabul etse de programın "daha fazla kavrayış gerektirebilecek içerikler üzerinde politikaları doğru bir biçimde uygulayabilmemiz için yaratılmış ekstra bir adım" olduğunu savunuyor.
- 28 Eylül'de Küresel İlişkiler sorumlusu Nick Clegg tarafından yayımlanan resmî açıklamada da şirket, hata yapılabileceği kabulüyle güvenlik konusunda 40 bin kişiyi görevlendirdiğini, en karmaşık teknolojileri geliştirdiğini ve her gün milyarlarca içeriğin incelendiğini hatırlatarak "sistemin mükemmel olmadığını bildiklerini" söyledi. Clegg ayrıca Gözetim Kurulu'na bu sistemin iyileştirilmesi için danışacaklarını da ekledi.
Kız çocuklarına ve genç kadınlara zararın farkında: The Facebook Files kapsamında yayımlanan ikinci makalede şirket içi bir araştırmadan söz ediliyor. WSJ'in ulaştığı araştırmada, "genç kadınların %32'sinin vücutları hakkında kötü hissettiklerinde Instagram'ın onları daha kötü hissettirdiği" belirtiliyor. Geçtiğimiz yıllarda Instagram'ın gençlere nasıl zarar verdiğine yönelik araştırmalar yürüten şirket içi ekiplerin sunumlarından birinde "Her üç genç kadından biri için beden imajı sorunlarını daha da kötüleştiriyoruz." ifadesine yer verildiği söyleniyor. Gençlerin kaygı ve depresyon oranındaki artışlar için Instagram'ı suçladığı, bulgular arasında yer alıyor.
Instagram kullanıcılarının %40'ından fazlasının 22 yaşında veya daha genç olduğu ve ABD'de ergenlik çağındaki gençlerin Instagram'da Facebook'ta geçirdiklerinden %50 daha fazla zaman geçirdikleri düşünüldüğünde bulguların daha fazla dikkate alınması gerekiyor.
- Facebook ne diyor? Instagram'ın üst düzey yetkilisi Adam Mosseri'nin Instagram'ın gençler üzerindeki etkisini "oldukça az" olarak nitelediği görülüyor. Mosseri yine de şirketin "sorumluluklarının farkına varması için daha çok zorladığını" ifade ediyor. Facebook'un araştırma başkanı Pratiti Raychoudhury'ye göre WSJ'in iddialarının aksine araştırmalar Instagram'ın ergenlik çağındaki genç kızların yalnızlık, kaygı, üzüntü, yeme bozuklukları gibi 12 esenlik sorununun 11'inde "iyi geldiğini" gösteriyor. Söz konusu araştırmanın 40 gençle yapıldığı, gerçek hayat ve Instagram arasındaki nedensel ilişkileri ölçmek için tasarlanmadığı belirtiliyor.
Öfkeyi ve nefreti körüklemek: Her şey içerik platformu BuzzFeed'de yayımlanan 21 Thing That Almost All White People are Guilty of Saying başlıklı içeriğin 13 binin üzerinde paylaşım, 16 binin üzerinde yorum almasıyla başladı. Facebook'un haber akışı algoritması üzerinde "anlamlı sosyal etkileşimleri" desteklemek için yaptığı birtakım değişiklikler, platformu öfkenin ve nefretin körüklendiği bir alan hâline dönüştürdü. Şirket içinde yayımlanan notlarda yanlış bilginin, toksik ve şiddeti teşvik eden içeriklerin yaygın bir biçimde paylaşıldığı ortaya kondu.
WSJ'in ulaştığı belgeler, MSI olarak adlandırılan söz konusu algoritma değişikliği yapılana dek platformdaki toplam etkileşimlerin hatrı sayılır bir biçimde düştüğünü gösteriyor. MSI da tam olarak bu amaca hizmet ediyor. Yeni algoritmada her etkileşim, ayrı puana sahip oluyor ve örneğin tartışmalı bir yoruma gelen "kızgın surat" ifadeleri, o yorumun daha çok kişiye gösterilmesini sağlıyor. Bu, Facebook'un özellikle yakın çevreler için umduğu ilgili içerik gösterme hedefine ulaşmasını ve günlük aktif kullanıcılar için tüm metriklerde dikkate değer bir yükselişi beraberinde getiriyor. Fakat daha geniş bir perspektifte yerel içerik üreticilerin içeriklerinin daha az insana ulaşmasına, bunun yerine radikal yorumların daha fazla etkileşim almasına sebep oluyor. WSJ'in en çarpıcı iddiası, Mark Zuckberg'ün, yapılacak değişikliklerin büyüme hedefleriyle uzlaşmadığını düşünerek araştırma ekiplerinin önerilerini dikkate almadığını ve değişime direndiğini söylüyor.
- Facebook ne diyor? Şirket, 23 Eylül'de "Facebook'ta içeriklerin nasıl dağıtıldığına ilişkin daha fazla ayrıntı sunmak" amacıyla İçerik Dağıtım Yönergeleri'ni yayımladı. Şirket; kullanıcıların doğrudan geri bildirimlerine yanıt vermek, içerik üreticileri doğru ve yüksek kaliteli içeriğe yatırım yapmaya ve daha güvenli bir topluluğa teşvik etmek amaçları altında sıralanan maddeleri geliştirmeyi sürdüreceğini söylüyor.
Daha küçükler, potansiyel kullanıcılar: The WSJ'in 28 Eylül'de yayımladığı son makale, Facebook'un ergenlik öncesi yaştaki çocukları araştıran bir ekip oluşturduğunu ve onlar için daha fazla ürün geliştirmeyi öngören üç yıllık bir hedef belirlediğini söylüyor. 2020'de hazırlanan bir belgede 10-12 yaş aralığını kapsayan ve "tweens" olarak adlandırılan potansiyel kullanıcı grubunun "değerli fakat dokunulmamış bir kitle" olduğu ifade ediliyor.
Şirketin ürün ekipleri, çocukların 6 yaşlarından itibaren internete girmesini "gençler için bir Facebook deneyimi" hayaliyle "çözme, anlama sorumluluğuna" sahip oldukları bir gerçeklik olarak görüyor. TikTok ve Snapchat'in yükselişi, geçtiğimiz iki yılda Facebook'un günlük genç kullanıcı sayısının %19 azalması ve 2023'e kadar %45 daha azalacak olmasına ilişkin beklentiler, Facebook'un bu konuya olan ilgisini daha da artırıyor.
- Facebook ne diyor? WSJ'in haberine ilişkin açıklama yapan Facebook sözcüsü Andy Stone; şirketin geçtiğimiz üç ayda yaş sınırlarını ihlal ettiği gerekçesiyle 600 bin hesabı sildiğini, 13 yaşından küçüklerin Instagram'a kaydolamadıklarını ve sosyal medya şirketlerinin gençlerin ve çocukların teknolojiyle nasıl etkileştiğini araştırmalarının bir sır olmadığını söylüyor.
- Facebook, geçtiğimiz günlerde şirketin Instagram'ın çocuklar için tasarlanan bir versiyonu olan Instagram Kids'i durdurduğunu açıkladı. Açıklamada ebeveynlerle, uzmanlarla ve yetkililerle görüşülmeye devam edileceği belirtildi.
Sonuç
The WSJ eylül ayı boyunca, edindiği belgelerden ürettiği haberleri servis etti. Duracakmış gibi de görünmüyor. Facebook da her haberin ardından konuya ilişkin bir açıklama yaptı ve bir adım attı. Diğer yandan otoriteler ve düzenleyiciler de bu cepheye dikkat kesildi.
Vizyonunu bir sosyal medya şirketinden bir metaverse şirketine dönüştürmeyi hedefleyen Facebook’un görünürde belki iyi niyetli, ilk seferde hata sayılabilecek politika değişiklikleri ve yaklaşımları kitlesel etkileri beraberinde getiriyor. Ölçek büyüdükçe kontrol güçleşiyor. Üretilen içerik sayısı arttıkça denklem karmaşıklaşıyor. İlk başta dünyayı pozitif anlamda değiştirecekmiş gibi görülen yaratıcı fikirler özenle tasarlanmadığında felaketleri beraberinde getirebiliyor.
Çözüm hükümetlerce ve bağımsız organlarca daha fazla denetim mi?
Çözüm daha fazla şeffaflık mı?
Çözüm medya okuryazarlığı yüksek kuşaklar yetiştirmek mi?
Bu paradoksun ve soruların içinden kimin, nasıl çıkacağı belirsizliğini koruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Windows 11, 5 Ekim'de genel kullanıma açılıyor. The Wall Street Journal'ın The Facebook Files araştırması, paradoksu daha da karmaşık hâle getiriyor.
30 Eyl 2021

YAZARLAR

Mehmet Şimşek
ODTÜ Felsefe'yi bitirdi. İçinde Bulunduğum Durum isimli bir oyun yazdı, besteledi, sahneledi. Şarkıları da var.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




